Durdur
  • 1

  • 2

  • 3

  • 4

  • 5

  • 6

  • 7

  • 8

Osmanlı’dan kalma sebillerin birçoğu günümüzde büfe olarak hizmet veriyor. Yüzlerce yıllık eserlerin mimari ve kültürel değerinin hiçe sayıldığı bu büfelere karşı çıkanlar “Hayır için yapılan yerler ticarethane oldu” diyor. 

Sokaktan geçenlere parasız su dağıtmak için 1500-1700 yılları arasında yaptırılan sebiller, Osmanlı mimarisinin en güzel örnekleri. Bu hayratlar yapılırken mimarlar kentin estetiğini de düşünerek kalem işçiliklerini de incelikle yapmış. Sebillerde dağıtılan su ve şerbeti içenler bir yandan da bu eserlerin güzelliğiyle büyülenmiş. Günümüzde ise artık birer büfeye dönüştürülen sebiller, tost kokularının yükseldiği birer ticarethane haline geldi. Önlerine konan dondurma dolapları, sıra sıra dizilmiş pet su şişeleri, rengarenk gofret kutularıyla eski etkileyiciliklerinden çok uzaktalar… İstanbul’un 100 Çeşmesi ve Sebili kitabını incelediğimizde de 11 sebilin sekizinin büfe olarak kullanıldığını görüyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yayınları’ndan çıkan kitabın yazarı, sanat tarihçisi Yrd. Doç.Dr. Gül Sarıdikmen de bu durumdan şikayetçi. Sebillerin günümüzde yapılış amacından tamamen saptırıldığını söyleyen Sarıdikmen, “Adeta atıl durumdalar. Allah rızası için karşılık beklemeden yapılan, hayır amacına hizmet eden sebiller, günümüzde büfe, lokanta, kafe, dükkan, satış birimi olarak ticari amaçla kullanılmakta. Sosyal dayanışmanın, yardımlaşmanın yerini maalesef ticari boyut aldı” yorumunu yapıyor. Sebillerin bilinçsiz bir şekilde büfe olarak kullanılması sırasında eserlere zarar da verilmiş. Sarıdikmen’in verdiği bilgiye göre Sirkeci’deki Muradiye Sebili’nin kemerli pencere açıklıklarını örten, dekoratif madeni şebekelerin su verme aralıklarının bir kısmı kesilmiş. Uzun yıllar kafeterya olarak kullanılan Kabataş’taki Koca Yusuf Paşa Sebili’nde de pencere açıklıklarını örten dekoratif madeni şebekelere zarar verilmiş. Bazı sebillerin de madeni şebekelerinin özellikle su verme aralıkları kırılarak hasara uğratılmış. Geçmişten günümüze miras sebillerin birçoğunun harabe halinde olduğunun da altını çizen Sarıdikmen, bu eserlerin bakımının yapılması gerektiğine dikkat çekiyor: “Sebillerin, yapılış amacı dışında kullanımına pek olumlu baktığım söylenemez. Vefa’daki Hüsrev Kethüda Sebili gibi pek çok örnek harabe haldedir. Ancak, bakımsız, harabe olarak, zamanın tahribatına bırakılmalarındansa sebillerin bakımı yapılıp başka amaçlı kullanıma devam edilmesi daha uygun görünüyor. Bu başka işleve dönüştürme aşaması ve kullanımı sırasında da mimari ve mimariye bağlı dekorasyonuna zarar verilmemesi gerekli. En büyük temennim, sebillerin öncelikle inşa ediliş gayesine uygun kullanılmaları. Pek çok şirket, firma, dernek vs. dönüşümlü olarak buralara su temin edebilir, sponsorluk yapabilir. En azından kandil, bayram ve Ramazan akşamları için bu yapılabilir. Sebil ya da sebilhane kültürü yaşatılabilir.”

GENÇLER SEBİL KÜLTÜRÜNÜ TANIMIYOR

Yazarımız Ahmet Örs de 1 Temmuz 2007 tarihli köşe yazısında konuya değinip “Bugünkü kuşaklar bu kültürün pek farkında değil. Oysa benim çocukluğumda bile, örneğin Yeni Cami’nin arkasındaki sebil asıl işlevini yerine getirirdi. Suyu içen, ölmüşlerin ruhuna dua okurdu. Bugünse sebillerin yerini meşrubat satan büfeler aldı” diye yazmıştı. Geçen yıl ise sebillerin eskisi gibi sadece su ya da şerbet dağıtımına hizmet etmesini isteyenler bir imza kampanyası başlattı. Kampanya açıklamasında “Osmanlı döneminde sebillerde bir görevli bulunur ve suyun yanı sıra, ayran, limonata, demirhindi gibi şerbetler dağıtırdı. Osmanlı sebil kültürünün yaşatılması, çocuklarımızın da bu insani davranışlardan, geçmişinden örnek alması için lütfen bu kampanyaya destek verin!” yazıyordu. Sebillerde büfe işletenler ise kiraların uygun olması nedeniyle durumdan memnun. “Gideri az, kazancı çok” diyorlar. Sebiller, belediye ruhsatıyla işletilip Vakıflar tarafından kiraya veriliyor.

HAMİDİYE SEBİLİ

Sultanahmet’e giden Alemdar Caddesi’nde bulunan Hamidiye Sebili, 1777′de yaptırıldı. Cephesi mermerle kaplı yapının saçaklarındaki kabartma ve işlemeler dönemin en güzel örneklerinden. Pencere kemerlerinde kartuşlar ve motifler olan sebil çok uzun süredir büfe olarak kullanılıyor.

KOCA YUSUF PAŞA SEBİLİ

Fındıklı Meclisi Mebusan Caddesi üzerindeki Koca Yusuf Paşa Sebili, vapurdan inenleri karşılayan bir tarih. Sadrazam Koca Mustafa Paşa sebili, 1785 yılında yaptırdı. 1956′da yol genişletmesi olduğunda yeri değiştirildi ve şimdiki yerine taşındı. Cephe sebil tarzına sahip olan yapının pencere üzerindeki dalgalı kemerlerinde ve etrafında çeşitli kabartmalar bulunuyor. Sebil uzun süredir kafe olarak kullanılıyor.

KAPTAN İBRAHİM PAŞA SEBİLİ

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin yanındaki Kaptan İbrahim Paşa Sebili, 1708′den beri ayakta. Sebil klasik Osmanlı döneminin tarih itibariyle son örneklerinden biri. Yapının pencere kemerleri üzerinde Şair Ferdi’nin 10 beyitlik manzum kitabesi yer alıyor. İnce işlenmiş süslemeleri olan sebil günümüzde büfe olarak kullanılıyor.

MURADİYE SEBİLİ

Sirkeci Hocapaşa’da bulunan sebili Mirmiran Mehmet Paşa, V. Murat için 1876′da yaptırdı. Köşe sebilin üzerinde kalem işi süslemeler yer alıyor. Sivri kemerleriyle dikkat çeken sebilin dekoratif kurnaları onu diğer sebillerden ayıran özelliklerinden. Sirkeci’nin işlek caddesi üzerinde yer alan yapı uzun süredir büfe olarak kullanılıyor.

KOCA SİNAN PAŞA SEBİLİ

Koca Sinan Paşa tarafından 1593′te Çemberlitaş’ta yaptırılan sebil, sekizgen planlı bir köşe sebili. Beş pencereli sebil sade olmasına rağmen oymalı kornişleri ve kabartmalarıyla dikkat çekiyor. Uzun yıllar büfe olarak kullanılan yapı, şimdilerde kitapçı olarak hizmet veriyor. Eskiden sebilin etrafında pazarlar kurulurmuş.

NEVŞEHİRLİ DAMAT İBRAHİM PAŞA SEBİLİ

Fatih Şehzadebaşı’nda bulunan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Sebili, 1719′da yaptırılan külliyenin yedi bölümünden biri. Cadde üzerindeki külliye Lale Devri dönemi örneklerinden en güzeli olarak nitelendiriliyor. Kartpostallarda çok sık yer alan yapının yüzey ve sütun başlıklarında palmet, hatayi mukarnas, baklava ve yıldız gibi çeşitli motifler yoğun olarak kullanılmış. Döneminin karakteristik özelliklerini taşıyan sebil artık bir büfe.

BEŞİR AĞA SEBİLİ

Gülhane’deki sebil Sultan I. Mahmut’un kızlar ağası Hacı Beşir Ağa tarafından 1745′te yaptırılmış. Barok mimarisi özelliğini taşıyan sebilin etek kısmında tunç bilezikli kabartmalar ve istiridye kabuğu motifleri göze çarpıyor. Hemen bitişiğinde de çeşme bulunuyor. Uzun süredir büfe olarak kullanılıyor.

III. MUSTAFA SEBİLİ

Laleli’de bulunan III. Mustafa Sebili, 12 bölümden oluşan Laleli Külliyesi’nin en önemli parçalarından biri. Pencereleri sade olan yapının sütun ve saçak kısımlarında ince işlemeler var. Özellikle ayetler ve işlemeler göze çarpıyor. Günümüzde ise büfe olarak hizmet veriyor.

SEBİLLERDE YİNE ŞERBET DAĞITILMALI

FARUK PEKİN, REHBER

“Çocukluğumda sebillerde cuma günleri şerbet dağıtılırdı. Orada içtiğim karadut şerbetinin tadını hiç unutmam. Burada önemli olan ‘Kültür para kazandıran mı yoksa para harcanacak bir değer mi?’ sorusu. Tabii bu çok tartışılır. Ama bu durum sadece sebiller için geçerli değil. Restore edilen kervansaraylar da düğün için kullanılıyor. Bence doğru değil. En azından sebiller için bir müdürlük açılabilir. Bakımları yapıldıktan sonra yine şerbet, su ya da tatlı dağıtılabilir. Vakıflar bunun formülünü mutlaka bulabilir. Nasıl Ramazan’da hayır için iftar sofraları kuruluyorsa sebillerde de hayır için şerbetler dağıtılmalı.”

KEŞKE HİÇBİRİ İŞLETME OLMASA

MUSTAFA ŞİMŞEK, İSTANBUL BÜFECİLER ESNAF ODASI BAŞKANI

“Sebillerde işletilen büfelerin belli başlı kuralları var elbette. Bunlardan en önemlisi baca inşa edememeleri. Bu nedenle hazır gıda satmak zorundalar. Genelde büfecilerin alma sebebi de çok cüzi kira ödemeleridir. Bu büfeleri İstanbul Ticaret Odası başta olmak üzere birçok kurum denetliyor. Eskisi gibi şerbet dağıtılsa güzel olur ama bu kamuoyunun takdirine kalmış.”

ÇOK ÇİRKİN DURUYORLAR

PROF.DR. GÜL İREPOĞLU – SANAT TARİHÇİSİ VE UNESCO TÜRKİYE MİLLİ KOMİSYONU YÖNETİM KURULU ÜYESİ

“Sebillerin işlevi karşılıksız hizmet vermek, daha doğrusu su dağıtmaktır. Yapıların boş kalmasındansa kullanılmasını doğru buluyorum. Fakat bir düzenleme içinde işletilmeli. Açıkçası bu yapılar estetiğini kaybetmiş durumda ve çok çirkinler. Osmanlı döneminde sebiller kentin estetiğini tamamlayan binalardı. Restore edilip kente kazandırılması ve eskisi gibi su dağıtılması gerek.”

Sabah, Haber: Ece Ulusum

 

Türk dünyasının ortak tarih kitabı hazır

Türk Konseyi Genel Sekreteri Hasanov, konseye üye ülkelerin tamamında okutulacak ortak tarih kitabının taslağının ''olur'' aldığını belirtti.

Türk Konseyi Genel Sekreteri Ramil Hasanov, konseye üye ülkelerin tamamında okutulacak ortak tarih kitabının taslağının ''olur'' aldığını belirterek, "Mayıs ayında bakanlar, kitabın son halini onaylayacak. Devlet başkanlarının ve meclislerin onayından sonra, kitabın 2016 öğretim yılında 8. sınıflarda okutulmaya başlanacağını öngörüyoruz" dedi.

Tam adıyla Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi, 1992 yılından itibaren düzenlenen Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvelerinin ürünü olarak 2009'da Nahçıvan'da imzalanan anlaşmayla kuruldu. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan'dan oluşan konseyin projelerinde Türkmenistan da rol alıyor.

Konseyin yeni genel sekreteri Azerbaycanlı diplomat Ramil Hasanov, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2009'da Nahçıvan'da Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede Türk devletlerinin tarihte ilk defa bir araya gelerek Türk birliğini, Türk Konseyi adı altında kurduklarını anlattı.

Türk Konseyi'nin kurulması yönündeki teklifin sahibinin Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev olduğu bilgisini veren Hasanov, dönemin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da teklife destek verdiğini vurguladı.

Türk Konseyi'nin üyeleri arasında askeri alan dışındaki tüm alanlarda işbirliğini öngören bir uluslararası kuruluş olduğunu belirten Hasanov, konseyin 4 üye devleti Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler gibi daha geniş uluslararası platformlarda temsil edebildiğini kaydetti.

Konseyin, faaliyet gösterdiği işbirliği alanları itibarıyla üyelerinin gelecekte Avrupa Birliği'ne benzer bir entegrasyonuna açık olduğunu ifade eden Hasanov, ancak bunun uzun yıllar alacak bir süreç olduğunu dile getirdi.

"Turancılık" yakıştırması

Hasanov, Türk Konseyi'nin zaman zaman bir STK gibi algılandığını ancak bunun yanlış bir algı olduğuna işaret ederek, "Biz sivil inisiyatif değiliz. Bunun, iyi anlaşılması lazım. Konseyde görev yapan 17 diplomat, 4 üye ülkenin 10 bakanlığı arasında koordinasyonu sağlıyor. Ben de genel sekreter olarak devlet başkanlarına karşı sorumluyum" diye konuştu.

Konseyle ilgili bir diğer yanlış algının da "Turancılık, ırkçılık, kafatasçılık" gibi yakıştırmalarda kendini gösterdiğine dikkati çeken Hasanov, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Temel prensibimiz 'Herkese saygılıyız, herkesten de saygı bekliyoruz.' Türk Konseyi'nin amacı bölgesinde barışa, istikrara, ekonomik refaha, toleransa, halkların yakınlaşmasına katkı sağlamak. Din, dil, ırk farkı bizim için yok, insanlık ve insan değerleri var, 4 kardeş devletin birlikte çalışmasının başka ülkelere, bölgelere zararları değil, katkıları ve faydaları vardır."

"Macaristan da üye olabilir"

Konseye tam üyelik için temel şartın, üye olmak isteyen devlette resmi dillerden en az birinin Türkçe olması olduğunu belirten Hasanov, "Ancak misafir ve gözlemci üye statüleri de bulunuyor. Bölgeden veya bölge dışından devletler de bu statüleri kazanarak bizimle işbirliğine gidebilirler" dedi.

Konseyin potansiyel tam üyelerinden birinin Macaristan olduğuna değinen Hasanov, bu ülkenin kökeninin Avrupa Hun Devleti ve Macarca'nın Altay dil ailesine mensup olduğunu söyledi.

Macaristan'ın yakın zamanda Türk Konseyi'nin bir alt kuruluşu olan Türk Parlamenter Assemblesi'ne (TÜRKPA) gözlemci üye kabul edildiğini anımsatan Hasanov, ayrıca Macar Bilimler Akademisi ile yine konseyin bir diğer alt kuruluşu olan Astana merkezli Türk Akademisi arasında iyi ilişkiler bulunduğunu kaydetti.

"Ortak tarih kitabı hazır"

Konsey çalışmalarının ekonomi, sanayi, ulaştırma, kalkınma, milli eğitim, gençlik ve spor, kültür, enformasyon teknolojileri ve gümrük gibi alanlarda yoğunlaştığını anlatan Genel Sekreter Hasanov, konseyin işbirliği çalışmalarının en çarpıcı örneklerinden birinin üye ülkelerin tamamında okutulacak ortak tarihi kitabı olduğunu dile getirdi.

Avrupa Birliği'nde üye ülkelerin kendi tarihlerinin yanı sıra Avrupa tarihini de okuduğuna değinen Hasanov, şöyle konuştu:

"Türk Akademisi, 15. yüzyıla kadar gelen ortak tarih kitabının taslağını 26 Kasım'da Bakü'de üye ülkelerin milli eğitim bakanlarına sundu ve bakanların olurunu aldı. Mayıs ayında bakanlar kitabın son halini onaylayacak. Devlet başkanlarının ve meclislerin onayından sonra, kitabın 2016 öğretim yılında 8. sınıflarda okutulmaya başlanacağını öngörüyoruz."

"İlk diaspora merkezi, Kiev'de 24 Aralık'ta açılacak"

Hasanov, konseyin diğer bir çalışmasının "Kardeş Limanlar" projesi olduğunu ifade ederek, "Hazar'da Türkmenbaşı ve Aktau limanlarından Bakü'ye gelecek mallar demiryoluyla Samsun limanına ulaştırılacak. Samsun, dünyaya açılan kapımız olacak" dedi.

Konseyin Fransa'nın Paris, Almanya'nın Berlin, ABD'nin Washington ve Ukrayna'nın Kiev kentlerinde üye ülkelerin bu devletlerde yaşayan vatandaşları için diaspora merkezleri oluşturacağını anlatan Hasanov, bu merkezlerden ilkinin açılışını Kiev'de 24 Aralık'ta yapacakları bilgisini verdi.

Diaspora merkezlerinin, konseye üye ülkeler için lobi çalışması yapacak sivil nitelikte kuruluşlar olacağını belirten Hasanov, konseyin buralara daha ziyade manevi destek vereceğini kaydetti. Hasanov, Türk Konseyi olarak üyelerinin başka ülkelerde yaşayan vatandaşlarının bulundukları ülkelerle entegrasyonunu teşvik edeceklerini vurguladı.

"Ortak televizyon kanalı 2 yıl içinde yayında"

Türk Konseyi'nin üye ülkelerin ortak televizyon kanalı kurması için de çalışmaların sürdürüldüğünü anlatan Hasanov, bunun 2 yıl içinde yayına geçmesinin öngörüldüğünü kaydetti.

Hasanov, konseye üye ülkelerin Avrupa Kalkınma Ajansı'na benzer yapıda bir ortak yatırım fonu kurma yönündeki çalışmaların da devam ettiğini, bunun 2016 yılında hayata geçirilmesinin hedeflendiğini söyledi.

Türk Konseyi'nin en önemli projelerinden Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu'nun da 2015'te hizmete gireceğini anımsatan Hasanov, Gürcistan'ın başta bu projedeki rolü olmak üzere konsey ile en fazla işbirliğine giden ülke olduğunun altını çizdi.

Erasmus'a karşılık Orhon

Türk Konseyi'nin Astana merkezli Türk Akademisi, Bakü merkezli TÜRKPA, Ankara merkezli Türksoy ve Bakü merkezli Türk Kültürü ve Miras Vakfı gibi kuruluşları altında toplayan şemsiye bir kuruluş olduğunu dile getiren Hasanov, konseyin 17'si diplomat 22 kişilik kadrosuyla yorucu ama başarılı bir hizmet verdiğini ifade etti.

Üye ülkelerin 15 üniversitesinin bir araya gelerek kurdukları üniversiteler arası birliğin Avrupa'daki Erasmus Değişim Programı'na benzeyen bir program hazırladığını belirten Hasanov, "Buna Orhon Süreci adını verdik. Şu anda yaklaşık 200 öğrenci programdan yararlanıyor. Ancak bu sayı hızla artacak, ayrıca program öğretim üyesi değişimini kapsayacak şekilde genişletilecek" diye konuştu.

Hasanov, Orhon Süreci kapsamında üye ülkeler arasında diplomaların karşılıklı geçerliliğinin de sağlanacağını sözlerine ekledi.

"Ey Türk! Senin ilini ve töreni kim bozabilir"

Türk Konseyi Genel Sekreterliği İstanbul Balmumcu'da bulunuyor. Binanın girişinde, Göktürk alfabesiyle yazılmış "Ey Türk! Senin ilini ve töreni kim bozabilir" yazısı göze çarpıyor.

Kapıda Türkiye, Azerbaycan, Kırgızistan ve Kazakistan bayrakları dizili. Ülke bayraklarının tam ortasında da hepsinin karışımı gibi, rengini Kazakistan, güneş motifini Kırgızistan, hilalini Türkiye Cumhuriyeti ve sekiz köşeli yıldızını Azerbaycan bayraklarından alan Türk Konseyi bayrağı duruyor.

Yine 17 bin faili meçhul yalanı

Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı

17 bin faili meçhul yalanı tekrar gündeme getiriliyor. Tanınmış gazeteci ve mehmetciktv.com’un Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Yenerer bu yalan ile ilgili şu tespitleri yaptı: Geçtiğimiz günlerde İHD Diyarbakır Şubesi, 2011 yılında açıkladığı Sözde Toplu Mezar Raporu’nu, aradan geçen 3 yılın ardından güncelleyerek yeniden kamuoyu ile paylaştı. Rapora göre, 25 ilde yapılan incelemelerde 348 toplu mezarda 4 bin 201 kişinin bulunduğu ifade edildi.
Çatışmalı süreçte 17 bin faili meçhul cinayet işlendiğini vurgulayan İHD Genel Başkan Yardımcısı Raci Bilici,  “40 yıla varan savaş ve bol çatışmalı süreç, bölge insanlarında çok büyük bir yıkım ve tahribat yarattı. 17 bin olarak ifade edilen kayıp ve faili meçhul cinayetlerin olduğu ve akıbetlerinin bilinmediği bir coğrafyada bastığımız her karış toprağın bir toplu mezar yeri olma ihtimali var”  dedi.


Bu açıklamayı değerlendiren Vedat Yenerer  “Resmi rakamlara ve İHD rakamlarına göre faili meçhul cinayet sayısı Türkiye geneli 1400 iken hâlâ iş birlikçi bölücü zihniyet Güneydoğu’da faili meçhul cinayet sayısını 17 bin olarak belirtmeye devam ediyor. Bunu yaparken de bütün bu cinayetleri elde tek bir delil olmadan devlete ve güvenlik güçlerine yıkacak kadar da pervasız açıklamalar yapılıyor”  dedi.


Vedat Yenerer, İHD Diyarbakır Şubesi’nin 348 toplu mezarda 4201 kişinin mezarının bulunduğu iddiasının da oynanan oyunun bir parçası olduğunu belirterek şöyle konuştu.  “Öldürüldüğü iddia edilen 4201 kişinin nerelerde öldürülmüş olabileceğini tahmin etmek, hele harita yapıp bölge belirlemek imkansızdır. Öldürülenler rüyalarına mı girmiş ve ‘beni buraya gömdüler, gelin bulun’ şeklinde bilgi vermiş. PKK yanlısı olduğu bilinen İHD Diyarbakır Şubesi bu haritayı ve rakamları verirken dikkat ederseniz çok kesin konuşuyor.


Bu verdikleri rakam 40 yıl boyunca PKK’nın değişik nedenlerden infaz ettiği yaklaşık 5000 Kürt gencinin mezarlarının bulunduğu bölgelerdir de ondan. Kendileri gömdükleri için bölgeleri bu kadar iyi biliyorlar. Özellikle, 1990-96 yılları arasında Başta Abdullah Öcalan olmak üzere Şemdin Sakık’tan Murat Karayılan’a kadar aklınıza kim geliyorsa onların verdiği talimatla örgüte katılan gençler, ya ajandır paranoyası ile ya da disiplin adı altında kamp yakınlarında kendilerine mezar kazdırılarak infaz edildiler. Ben gazeteci olarak yıllarca gittiğim değişik yerlerdeki PKK kamplarının yakınlarında bu tür mezarları ve içindeki militan cesetlerini kendi gözlerimle gördüm. Hangi itirafçıya sorarsanız size sayısız örmekler anlatır. PKK’nın emriyle infaz edilen bu gençlerin üzerlerine toprak atan militanların da çoğu hayatını kaybettiği için sadece bölge olarak gösteriyorlar ve ‘özellikle buralarda arama yapılsın’ diyorlar. Kendileri gömdükleri için elle koymuş gibi bulmayı umuyorlar ve çıkanların DNA’sını alıp bölge halkına ‘Bakın sizin evladınız. Askerler ya da polisler öldürüp buraya gömdüler’ demeye hazırlanıyorlar.


PKK’nın kendisine katılan yaklaşık 5000 Kürt gencini infaz ettiğini kendi yandaşları bile kaç kez yazmışken, dünya biliyor ve konuşuyorken, her şeyi görmezden gelip Türkiye’ye bu oyunu oynayanlara sessiz kalmak ayrı bir ihanettir. Bu ucuz oyunları bozmanın tek yolu vardır o da bilgi ve bilgili insanların cahil ve bölücülerin yerine Türkiye’yi yönetmesinden geçer. Bu arada her daim insan haklarından dem vuran İHD her Kürt’ün bildiği, PKK tarafından infaz edilen bu Kürt gençleri için neden kılını kıpırdatmıyor siz ona bakın...” 

Birinci Dünya Savaşı’nda esir düşen Osmanlı askerlerinin, "esir askerlerin moralini yüksek tutmak ve eğitim faaliyetinde bulunmak" amacıyla onlarca gazete çıkardıkları ortaya çıktı

Birinci Dünya Savaşı’nda esir düşen Osmanlı askerlerinin, "esir askerlerin moralini yüksek tutmak ve eğitim faaliyetinde bulunmak" amacıyla onlarca gazete çıkardıkları ortaya çıktı.

Esir düşen Mehmetçikler, sadece Mısır kampında "Nilüfer, Ocak, Hilal, Türk Varlığı, Işık" gibi 23 gazete çıkardı, Rusya, Hindistan, Tataristan ve Sibirya gibi farklı kamplarda "Püsküllü Bela, Köpük, Niyet, Altay, Ne Münasebet" gibi isimlerde 10'dan fazla gazete yayımladı.

Konuyla ilgili makalesi Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi'nin son sayısında yer alan tarihçi-yazar Dr. Ahmet Uçar, Birinci Dünya Savaşı sırasında esir tutulan 202 bin 156 Mehmetçiğin kamplarda verdikleri hayatta kalma mücadelesini anlattı.

Savaş döneminde esir düşmenin savaştan daha ağır olduğunu dile getiren Uçar, askerlerin çektikleri çile dolu hayatlarını gazete çıkararak, eğitim faaliyetlerinde bulunarak renklendirdiklerini söyledi.

Uçar, Mehmetçik için ölüm kampları kurulduğunu, askerlerin esaret süresinde büyük çileler çektiğini, hayatta kalma mücadelesi verdiklerini, Mısır'daki İngiliz kamplarında kör edildiklerini kaydederek, esir düşen Osmanlı askerlerinin uğradığı zulümlerin anlatılarak bitirilemeyeceğini aktardı.

 Mısır kamplarında kör edilmişler

Birinci Dünya Savaşı'nın en önemli iki kavramının "esaret" ve ölüm" olduğunu belirten Uçar, "Çoğu 15-25 yaşlarında 2 milyona yakın insan hayatlarını, vatanları ve kendilerini yönetenlerin idealleri uğruna feda etmiş, 1 milyon kadarı da esaret kamplarında çile çekmişti" dedi.

"Türk esirleri, esareti unutmak için kamplarda spor, musiki, dil, okuma-yazma, gazete çıkarma ve benzeri faaliyetlerle uğraşmışlardı" ifadesini kullanan Uçar, esaret tarihinin sadece genç Mehmetçiklerin ve onları yöneten yiğit subayların Mısır çöllerinde, Hindistan'ın bunaltıcı ikliminde, Burma bataklıklarında, Sibirya'nın buz kaplı dağlarında, Korsika ve Guyan zindanlarında çektikleri çileden ibaret olmadığını ifade etti.

 Mısır kamplarında 23 gazete çıkarılmış

Uçar, esaret tarihinin kendilerine "esirlerin gittikleri bölgelerde elle yazıp, karbon kağıdı ile teksir ettikleri gazeteleri, hayatını kaybedenlerin medfun olduğu şehitlikleri, kaldıkları bölgelerdeki Müslümanların her yolu kullanarak onlara yaptıkları maddi yardımları, hatta hayatlarını tehlikeye atarak onların vatanlarına dönebilmeleri için hazırladıkları sahte pasaportları" gibi en az 202 bin 152 kişinin rol aldığı bir trajediyi de anlattığını söyledi.

Esir düşen askerlerin, bu bölgelerde morallerini yüksek tutmak için çıkardığı gazetelere de değinen Uçar, bu alanda Osmanlı askerlerinin gazete merakını anlattı. Uçar, şöyle devam etti:

"Mısır'daki esir Türk subayları Seydibeşir'de Tan, Yarın, Nilüfer, Hilal, Ocak, İzmir, Nasreddin Hoca, Sada, Zincir, Türk Varlığı ve Esaret Albümü, Seydibeşir'e yakın Kuveysna Kampı'nda Esaret, Tıraş, Karikatür, Tetebbu, Tan ve Badiye, Tura'da Kafes ve Işık, Zekazik'te Kızıl Elma ve Garnizon, Kahire'de Kafes ve Heliopolis'te Güvercin olmak üzere 23 gazete çıkarıyorlardı. Bu gazeteler elle yazılıp, karbon kağıdı ile teksir edilmek suretiyle basılıyordu."

 Hindistan'da teksirle çoğaltılan eğlenceli gazeteler

Uçar, Hindistan-Burma'da Bellary Kampı'ndaki faaliyetlere de değinerek, Binbaşı Cemal Bey yönetiminde "Ajans" adında gazete çıkarıldığını kaydetti.

Uçar, "Bunun dışında Püsküllü Bela, Köpük, Tulu (Doğuş) ve Kara Günler adlı 5 gazete çıkarılmıştı. Thatmyo Kampı'nda da Türk esirleri İrewadi (İravadi) ve Ne Münasebet adlı iki gazete çıkarmaktaydılar. Civardaki kamplara da gönderilen ve elle çoğaltılan bu gazetelerde şiir, haber, coğrafi ve sosyal konulardaki yazıların yanında karikatürler de bulunmaktaydı. Bu kamplarda daha eğlenceli gazeteler çıkarılıyordu" diye konuştu.

Rusya Malaşovadom'da esirlerin Mehmet Asaf Bey yönetiminde "Niyet" isimli Osmanlıca haftalık bir gazete çıkardığını aktaran Uçar, bu gazetenin de elle yazılıp karbon kağıdı ile teksir edilmek suretiyle basıldığını, gazeteye diğer domlardan da yazılar gönderildiğini, siyaset dışı güncel konulardan bahseden gazeteyi Mehmet Asaf'ın 37. sayıya kadar devam ettirdiğini aktardı.

 3 yılda 101 sayılık dergi çıkarma başarısı

Krasnoyarsk'ta da Türk esirler tarafından el yazması "Kurtuluş" isminde bir gazete çıkarıldığını, bu gazetede gerek kamp içindeki olaylar gerekse kampın etrafındaki bölgeler hakkında yazılar yer aldığını dile getiren Uçar, ayrıca Türk esirlerin 10 Aralık 1915-1 Mart 1918 tarihlerinde 101. sayıya kadar gelebilen "Vaveyla" isimli bir dergi çıkardığı bilgisini verdi.

Tek nüsha halinde basılan derginin kağıt ve mürekkep kıtlığı yüzünden çoğaltılamadığını ifade eden Uçar, 12 sayfalık derginin amacının "imkanlar dahilinde Türk esirlerini eğitmek" olduğunu kaydetti, dergide mizahi yazılar, bilmeceler ve bulmacalar, hatta Rus gazetelerinden çevirilerin de bulunduğunu anlattı.

Kazan'daki Türk esirlerin "Şimal Yağı" ve "Kurultay" adında iki gazete, Ufa'dakilerin ise "Altay" adında bir gazete çıkardığını dile getiren Uçar, buradaki Türk esirlere Tatarlar ve Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti'nin de yardım ettiğini belirtti.

 

Türk Ocakları Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz'den 'Osmanlıca' çıkışı

ürk Ocakları Genel Merkezi Büyük Türk Milliyetçisi sosyolog, yazar ve fikir adamı Ziya Gökalp’ı vefatının 90. Yılında düzenlediği bir panel ile andı. Yoğun katılımlı panelde konuşan Genel Başkan Mehmet Öz "Osmanlıca tartışmaları"na çarpıcı biçimde dahil oldu.

 

Milli Kütüphane Konferans Salonu’nda düzenlenen panelin oturum başkanı Türk Ocakları Danışma Kurulu Üyesi Alaaddin Korkmaz, konuşmacıları ise Aydınlar Ocağı Genel başkanı Prof. Dr. Mustafa Erkal, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu ve araştırmacı yazar Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu’ydu.

Panel saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ziya Gökalp’in şiirleriyle beslenen sunumun ardından panelin açış konuşmasını Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz yaptı.

"Osmanlıca Kutuplaştırma Girişimidir, Tüm Tarihi Sahiplenelim"

Genel Başkan Öz konuşmasının başında Diyarbakır’da bölücü teröristlerce saldırıya uğrayan ve yakılan Ziya Gökalp müzesine değindi ve bu saldırıyı kınadı.

Bu gibi saldırılarla Diyarbakır’ın Türk kimliğinin yok edilemeyeceğini belirten Öz, güncel bazı meselelere değindi.

Osmanlı Türkçesi ve benzeri hususlarla tarih üzerinden Türk milletini kutuplaştırma girişimleri olduğuna değinen Öz, ayrılıkların canlandırılması yerine tarihi bir bütün olarak sahiplenmek gerektiğini ifade etti.

“Biz, Türk dünyasının gelecekteki birliğini istyorsak, bugünkü nesillere Şah ile Sultan’ı, Yıldırım ile Timur’u birlikte sevdirmeliyiz ” diyen Genel başkan Öz, milli tarihe ve kültüre sahip çıkılması gerektiğini ifade etti.

Türk milliyetçiliğinin ilmi sahada güçlendirilmesi gerektiğini belirten Öz, “Aziz hatırası önünde saygıyla eğilirken yeni Gökalp’ler, Turhan’lar, Güngör’ler; Yahya Kemal’ler, Osman Turan’lar çıkarmak için yüklendiğimiz mesuliyetin şuurunda olmalıyız” diyerek geleceğe yönelik neler yapılması gerektiğini de söyledi.

Genel Başkan Öz, Gökalp’in fikirlerine yönelik bazı değerlendirmeler yaptıktan sonra büyük Türkçüler İsmail Gaspıralı ve Nihal Atsız’ı da andı.

“Vatanı yeniden işgal edilen ve oraya girmesine izin verilmeyen Kırım Türklüğünün yiğit evladı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nu, zindanlara mahkum edilen Uygur bilim adamı İlham Tohti’yi, Irak Türkmenlerinin kahraman lideri Erşad Salihi’yi ve Türk dünyasının zulme ve katliamlara karşı mücadele veren diğer önderlerini selamlıyorum” diyen Öz konuşmasının sonunda Ziya Gökalp’ın meşhur dizelerini okudu:

“Vatan ne Türkiye’dir Türklere ne Türkistan/Vatan büyük ve müebbed bir ülkedir Turan”

Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz’ün ardından panel oturumuna geçildi. Oturum Başkanı Alaaddin Korkmaz’ın giriş konuşmasının ardından sırasıyla Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu, Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu ve Prof. Dr. Mustafa Erkal Ziya Gökalp’ı çeşitli yönlerden değerlendiren konuşmalarını yaptılar. Konuşmalar sırasında konuşmacılar günümüz meselelerine de Gökalp gözüyle çözümler aradılar. Konuşmaların ardından soru cevap bölümüne geçildi. Konuşmacılar hem soruları cevapladı hem de değerlendirmelerine devam ettiler.

Soru cevap bölümünden sonra program sona erdi.

İşte Prof. Dr. Mehmet Öz'ün Ziya Gökalp'ı Anlamak Paneli Açış Konuşması

Aziz Ocaklılar,

Bugün burada merhum Yahya Kemal Beyatlı’nın “… bir radyum olan beyni söndüğünden beri vatandaki ilimde karanlık vardır.” dediği Ziya Gökalp’i ölümünün 90. Yıldönümü vesilesiyle anmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Gökalp, Türk düşünce tarihinin zirve şahsiyetlerinden, modern Türk sosyal biliminin kurucu babası, Türkçülük fikriyatının en mümtaz teorisyeni büyük mütefekkir ve âlimdir. Düzenlenen toplantıda konunun uzmanı olan değerli dostlarımız onu çeşitli yönleriyle anlatacaklar. Toplantımızı birlikte tertip ettiğimiz Milli Kütüphane Başkanlığına, değerli Başkan Zülfü Toman Beyefendiye teşekkürlerimi sunuyorum.

Bu vesile ile geçtiğimiz aylarda Kobani olayları bahanesiyle kadim Türk şehri Diyarbekir’de, o şehrin mümtaz evladı Ziya Gökalp’in adını taşıyan müzeye yapılan barbarca saldırıyı bir kez daha kınıyor, Ziya Gökalp’in adını silerek o aziz şehrimizi Türksüzleştireceğini zanneden zavallıları tel’in ediyorum. Onlar, bu topraklarda yaşanan bin yıllık tarih ve kültür ortaklığına vurgu yapan Gökalp’i anlamayan etnik ırkçılardır.

 

Günümüzde Osmanlı Türkçesi tartışmalarının siyasî zeminde ve siyasî karşıtlıklar üzerinden cereyan etmesini üzüntüyle takip ediyoruz. Geçmişimize sahip çıkmak, ecdada saygı göstermek ilkesini benimsediğini iddia edenler dahi mazimizi karşıtlıklar üzerinden yeniden inşa ediyorlar. Kimsenin bunları siyasetin aracı haline getirmemesi iktiza eder. Göktürkler de, Uygurlar da, Karahanlılar da, selçuklular da Osmanlılar da bizim geçmişimizin halkalarıdır. Bu devletler ve medeniyetler döneminde gerek bunların bazılar arasında, gerekse içlerinde tartışmalar, iç kavgalar yaşanmıştır. Ancak biz bugünden bakarken geçmişin ayrılıklarını, oradan tevarüs ettiğimiz çatışma unsurlarını yeniden canlandırmanın peşinde mi koşacağız? Hayır… Biz, ilmî alanda bunları ortaya koyarız ama ecdadımızın kendi dönemindeki çatışmalarını bugüne taşımak gibi abesle iştigalden başka bir şey olmayan işlerle uğraşmayız. Biz, Türk dünyasının gelecekteki birliğini istyorsak, bugünkü nesillere Şah ile Sultan’ı, Yıldırım ile Timur’u birlikte sevdirmeliyiz.

Burada son tartışmalar sonucunda üzülerek müşahede ettiğim bir hususa da temas edeceğim. Osmanlıca dersleri konusunda bilenin de bilmeyenin de ahkam kestiğini gördük. Anadolu sahasına yerleştikten bir süre sonra yazılı edebiyat ve resmi yazışma dili olarak uzmanların Eski Anadolu Türkçesi dedikleri dönemden Cumhuriyete uzanan bir macerası olan Osmanlı dönemi Türkçesinin siyasi kutuplaşmanın bir başka aracı haline getirilmemesi gerekir. Tarihi değerlerimiz hiçbir zümrenin, grubun tekelinde değildir. Türkiye’de maalesef sahiplenme üzerinden bir ötekileşme ve ayrışma psikolojisi kök salıyor. Milli tarihine, kültürüne sahip çıkarak, geçmişten ilham alarak geleceği inşa etmek isteyenlerin bu tuzağa düşmemeleri elzemdir. Biz ne tarihimizi, ne mukaddesatımızı güncel siyasi çekişmelerin taraftarlığının gölgesinde değerlendirmek durumundayız. Bu konu üzerinde çok uzun durmayacağım: Kendisini Ziya Gökalp-Mümtaz Turhan geleneğinin devamı olarak gören merhum Erol Güngör’den bir iktibasla yetineceğim. Teknolojik ilerlemenin muhakkak surette kültür alanında da eskiye göre ilerleme anlamına gelmediğine işaret için şunu söylüyordu:

“Bin kelimelik uydurma  dille yetiştirilen gençler arasından bin yıllık Türkçeye dayanarak yazan ve düşünen Yahya Kemal ayarında bir şair çıkması beklenebilir mi?”

Kendi geçmişimize bir bütün olarak sahip çıkmalıyız. Ancak burada mühim bir nokta var. Arnold Toynbee’yi okuyanlar bilir. Burada Herodyan yani geçmişi tamamen inkar edip başkasını taklit etmeyi esas alan tavırdan da, zealot yani kendi geçmişini putlaştıran bir tutumdan da uzak, merhum Yahya Kemal’in “kökü mazide ati” diyerek ifade ettiği bir yaklaşımı esas almalıyız. Hele, geçmişimizin dönemlerini birbirleriyle savaştırmak gibi abesle iştigalden başka anlam taşımayan ve enerjimizi boşuna harcamamıza sebep olan faydasız tartışmalardan uzak durmalıyız. Geçmişe, tenkidî bir nazarla bakacağız ama asla ecdadımızı tahkir etmeyecek, atalarımıza hakaret ettirmeyeceğiz. Hatasıyla savabıyla geçmiş bizimdir. İlim ve düşünce insanlarımız bu geçmişi kendi alanlarının usulleriyle ve soğukkanlı bir şekilde inceler, araştırır. Milli düşünce mimarları da bu ilmî temel üzerinden gelecek tasavvurumuzun inşasına katkı yaparlar.

Bugün burada andığımız, Ziya Gökalp’in kuvveti, merhum Erol Güngör’ün de isabetle teşhis ettiği gibi sadece çok parlak bir zekaya sahip olmasından değil aynı zamanda sosyal ilimlere dayalı bir milliyetçilik görüşünü işlemesinden ileri geliyordu. Onun, kısa sayılacak bir ömre sığdırdıkları hakikaten takdire ve hayrete şayandır. Aziz hatırası önünde saygıyla eğilirken yeni Gökalp’ler, Turhan’lar, Güngör’ler; Yahya Kemal’ler, Osman Turan’lar çıkarmak için yüklendiğimiz mesuliyetin şuurunda olmalıyız.

 

Bu toplantı vesilesiyle bu günlerde andığımız iki önemli şahsiyeti, Dilde fikirde işde birlik şiarıyla Rusya Müslümanlarını, Türk dünyasını, İslam âlemini bir yeniden diriliş hamlesine çağıran ve ömrünü bu ülküye vakfeden İsmail Bey Gaspıralı’yı ve “Gönülleri birleşenler selam sizlere”, “Bilsin cihan ki ben bu cihanın nesindeyim, Bir ülkünün mehabetinin zirvesindeyim” diyerek ukbadan bizlere seslenen merhum Nihal Atsız’ı saygı ve rahmetle anıyorum.

Yine bu vesileyle, Doğu Türkistan’dan Telafer’e Bayır Bucak’tan Gazze’ye acılar ve katliamlarla yüzyüze kalan Müslüman-Türk dünyasının mazlumlarının yanında olduğumuzu ilan ediyorum. Vatanı yeniden işgal edilen ve oraya girmesine izin verilmeyen Kırım Türklüğünün yiğit evladı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nu, zindanlara mahkum edilen Uygur bilim adamı İlham Tohti’yi, Irak Türkmenlerinin kahraman lideri Erşad Salihi’yi ve Türk dünyasının zulme ve katliamlara karşı mücadele veren diğer önderlerini selamlıyorum.

“Vatan ne Türkiye’dir Türklere ne Türkistan/Vatan büyük ve müebbed bir ülkedir Turan”

Bir bunalım ve inkıraz çağında Ziya Gökalp gibi bir dehayı çıkaran bu büyük milletin 21. Asırda tarihî müktesabatıyla mütenasip yeni medeniyet hamlesinin sancılarını çektiğimize,  Türk-İslam aleminin yaşadığı sıkıntıların aşılacağına olan inancımı ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.

 

 

 

Habertürk erkanlarında yayımlanan Tarihin Arka Odası programında ünlü Tarihçi İlber Ortaylı ile Erhan Afyoncu birbirine girdi. İlber Ortalylı, "Ben reklam arasında gideceğim, sinirim bozuluyor. Burada hükümet propagandasına mı geldiniz?" dedi.

BUNLAR UCUZCULUK

Türkiye'de tarih deyince akla gelen ilk isim olan İlber Ortaylı, Tarihin Arka Odası programında bugüne kadar hiç görülmediği madar sinirlendi. Yayın boyunca Ortaylı ve Afyoncu arasında yaşanan Osmanlıca tartışması Osmanlı kronikleriyle zirveye ulaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Osmanlıcayla ilgili sözlerini eleştiren ve bunları önemsemediği belirten İlber Ortaylı, Erhan Afyoncu'nun aksini söylemesi üzerine sinirlendi. Afyoncu, "Ne kadar matematik, fizik öğreniyorsa o kadar da Osmanlıca öğrenirler" sözleriyle Osmanlıca derselerini savunurken, İlber Ortaylı, "Öyle şey olmaz kardeşim. Böyle olmaz. Bunlar ucuzcu işidir. Ucuzculuk olmaz, bırak efendim. Böyle İngilizce öğretelim, hepiniz İngilizce biliyorsunuz... Piyano da öğreteyim sana bir çal da kaçayım! Her şeyin bir usulü vardır" dedi.

HÜKÜMET PROPAGANDASINA MI GELDİNİZ?

Programın ilerleyen dakikalarında ise, Erhan Afyoncu, "Osmanlı kroniklerinin çoğu yeni harflere çevrildi. Bilmiyorsunuz" sözlerine tepki gösteren İlber Ortaylı, "Sen nereden biliyorsun?" diye sordu. Afyoncu'nun biliyorum üzerine "Biliyorum" demesi üzerine İlber Ortaylı, "Hangisi doğru düzgün çevrildi?" dedi. 

İlber Ortalylı, "Ben reklam arasında gideceğim, sinirim bozuluyor. Burada hükümet propagandasına mı geldiniz?" dedi.

İNTERNETHABER

 

Birileri Güneydoğu’yu Türk Kültürü Dışındaymış Gibi Gösteriyor

DOÇ. DR. MEHMET SALİH ERPOLAT TÜRK OCAKLARI’NDA KONUŞTU: “AMED ERMENİCE TELAFFUZDUR”

Türk Ocakları Genel Merkezi’nin her hafta düzenlediği Ocakbaşı Sohbetlerinde bu hafta konu “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Güneydoğu’da Yer Adları” idi. Konuşmacı ise Dicle Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Salih Erpolat’tı. Sohbette Erpolat bölgedeki yer adlarının kökenleri ve bu kökenler üzerinden bölücü mihrakların üretmeye çalıştığı sonuçları değerlendirdi.

Programın açış konuşmasını Türk Ocakları Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yunus Koç yaptı. Koç, PKK terörünün kullandığı meselelerden biri olan bölgenin nüfus ve tarihi noktasında önemli bir bölüm olan yer adları ve yerleşim tarihinin iyi değerlendirilmesi ve araştırılması gerektiğini ifade ettikten sonra konuşmacı Doç. Dr. Erpolat'ı kürsüye davet etti.

 

BİRİLERİ GÜNEYDOĞU’YU TÜRK KÜLTÜRÜ DIŞINDAYMIŞ GİBİ GÖSTERİYOR

 

Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Salih Erpolat konuşmasının hemen başında bölgedeki yer adları ve kültürel özellikleri üzerinden basın içinde, aydın kesim denen kesimde ve bazı siyasi odaklarda Güneydoğu’yuTürk kültürü dışında bir yermiş gibi gösterme çabası olduğuna dikkat çekti. Bunun ise hiç bir bilimsel temeli olmadığını belirtti. Bölgenin 1515’te Osmanlı idaresine geçtiğini ve bu yılın ardından Osmanlı tarafından Tahrir defterleri tutulduğunu bu belgelerden de yer adlarının kolayca tespit edilebildiğini söyleyen Erpolat, bölgede daha öncelerden gelen yer isimlerinden Türkçe olmayanların aslında Kürtçe de olmadığını farklı dil kökenlerine hatta Ermenice’ye dayandığını ifade etti. Bu bağlamda çözüm sürecinde en çok gündeme gelen yer adlarının iadesi meselesinin Kürtler açısından bilimsel olarak bir anlam ifade etmeyeceğini söyleyen Erpolat, öne çıkarılan isimlerin çoğunun da halk arasında kullanılmadığını belirtti. Güneydoğu’da ayrıca Türkçe olup, Kürtçe konuşan halk tarafından telaffuz edilemediği için değişen pek çok yer adı olduğunu da söyleyen Erpolat, bu meseleyi gündeme getirenlerin pek çoğunun Türklükle ve Türkiye Cumhuriyeti’yle husumeti olan düşmanca tavır besleyenler olduğunu ifade etti.

 

KÜRDİSTAN İFADESİ OSMANLI’DA YEKPARE BİR BÖLGEYİ YA DA İDARİ BİR ALANI TANIMLAMAZDI

 

Siyasi Kürtçülerin bölge isimlerini aslına uygun olmayan bir biçimde bilimsel bir dayanağı olmadan sözde Kürtçe kökenliymiş gibi göstermeye çalıştığını söyleyen Erpolat, Diyarbakır ve ilçelerinden örnekler vererek bunu açıkladı. Daha sonra çok tartışılan bir konu olan “Kürdistan” ifadesine değinen Erpolat bu ifadenin Osmanlı’da tahrir defterlerinde olduğunu ancak bunun hiç bir zaman Güneydoğu’nun tamamını kapsayan bir bölge adı ya da yekpare bir idari bölümlenmeyi tanımlamadığını söyledi. “Hele ki bu ifadenin özerk olması gibi bir durum sözkonusu dahi değildir” diyen Erpolat,  bu ifadenin Osmanlı tarafından Kürt beylerine verilen bazı bölgeler için ta 19. Yy’da kullanıldığını söyledi. Erpolat, “Bu ifade coğrafyadan çok adeta bir yönetim şeklinin adıdır. O bölgeler bağlılıklarından ötürü Kürt beylerince yönetilmekteydi” dedi.

 

 

 

YER ADLARININ DEĞİŞTİRİLMESİ İÇİN ATILAN İŞARET FİŞEĞİ NORŞİN’Dİ, NORŞİN ERMENİLERCE VERİLMİŞ BİR ADDIR

 

Yer isimlerinin çözüm süreci kapsamında sözde “iade” edilmesi gibi bir durumun olduğunu söyleyen Erpolat, halkın gerçekten kullandığı isimlerin iadesinde bir mahsur olmadığını ama siyasi Kürtçülerce uydurulan ya da dayatılan isimlerin büyük sorunlar yaratacağını ifade etti. Örnek olarak Norşin ismini veren Erpolat, Güroymak isminin Norşin’e çevrildiğini söyledi ve bu Norşin isminin bölgede pek çok köyde olduğunu ve bu köylerinde tamamının Ermeni köyü olduğunu belirtti. Bu durumun bölge halkının gönlünü etmek bir yana Kürtlerle en çok kanlı savaşlar ve çatışmalar yapmış olan Ermenilerin verdiği isimlerin  tekrar verilmesi anlamına geldiğini söyleyerek bunun aslında bölge halkına kötülük olduğunu belirtti. Ardından bölgedeki Türk nüfusu ve Türk göçleri hakkında bilgiler veren Erpolat, bölgede yoğun bir Türkmen nüfusunun aslında var olduğunu ifade etti. Osmanlı’da özellikle bu durumun açıkça görüldüğünü söyleyen Erpolat, yer adlarında da özellikle Diyarbakır ve çevresinde çoğunluğun aslen Türkçe olduğunu söyledi.

 

“BU MESELELERİ BİLİM ADAMLARI KONUŞMASI LAZIM, ŞARKICILAR DEĞİL”

 

Bölgedeki yer adları olsun yerleşim yerleri olsun nüfus olsun bu gibi pek çok konunun basında tartışıldığını söyleyen Erpolat, bu konuda da sitem etti. Tartışmaların hep televizyon üzerinden ve işin ehli olmayan kişilerce yapıldığını söyleyen Erpolat, bu konuların bilim adamlarınca değil sinema artistlerince, şarkıcılarca tartışıldığını ve halka bunların yalan yanlış şeyler söylediğini ifade etti. “Bilim adamları dinlenmiyor” diyen Erpolat, devleti yönetenlerin de buna acı bir şekilde destek verdiğini söyleyerek,”bunu büyük devlet olmak iddiasıyla yapıyorlarsa yanlış yapıyorlar, büyük devlet bölerek parçalayarak değil birlik olarak olur” dedi.

 

“19. YÜZYILA KADAR DERSİM ADI YOKTUR”

 

Son günlerde çok tartışılan bir konu olan Dersim ismini de değerlendiren Erpolat, Dersim isminin tahrir defterlerinde 19. Yüzyıla kadar hiç bir zaman geçmediğini, 19. Yüzyıldan sonra da bugünkü Tunceli şehir merkezini ifade etmediğini belirtti. Tunceli ilinin olduğu yerde “Kalan” diye bir köy olduğunu, daha sonra bölgedeki askeri birliğin adına ithafen Tunceli ismi verildiğini belirten Erpolat, Dersim’in bir bölge adı olduğunu ve Tunceli’ye verilmesinin yanlış olduğunu ifade etti. Dersim’in kökeni hakkında da tahminlerde bulunan Erpolat, bu ismin de Ermenice kökenli olabilacağini ifade etti.

 

“AMED KELİMESİ HALK ARASINDA YOKTUR, ERMENİCE TELAFFUZDUR”

 

Diyarbakır’ın adı hakkındaki tartışmalara da değinen Erpolat, Diyarbakır sancağının bölgede olduğunu, halk türkülerine kadar geçtiğini ifade ederek bunun dışındaki isimlerin yaygın olduğunu söyledi. Kürtçe konuşanların Diyarbakır şehir merkezine çeşitli isimler verdiklerini ancak bunların arasında Amed’in olmadığını ifade eden Erpolat, “Amid ismi Asurlardan beri bölgede vardır. 1600’lü yılların sonuna kadar kullanılmıştır. Türkler, Süryaniler ve Kürtler bunu Amid, Ümid ya da benzeri şekilde telaffuz etmişler, Ermenilerse Amed demişlerdir. Bugün siyasi Kürtçülerin dayattığı isim de Amed’dir. Ermenice telaffuzdur” diyerek önemli bir noktaya parmak bastı.

 

Bölgedeki yer isimlerinden örnek vererek konuşmasına devam eden Erpolat ardından sorulan sorular cevapladı ve program sona erdi.

http://turkocaklari.org.tr/

 

Tarih Tarih Almanakları

Türk Tarihi ile alakalı önemli yazıların yayımlandığı ve sosyal medyanın önemli tarih platformlarından birisi olan www.tarihtarih.com internet sitesi Tarih Tarih Almanaklarını yayımladı. www.tarihgazetes.net olarak kendilerini tebrik ediyor başarılarının devamını diliyoruz.

İşte almanak ile ilgili detaylar;

Prof.Dr.Kemal Arı, Dr.Ali Güler, Yrd.Doç.Dr.Orhan Çekiç, Sinan Meydan, Yrd.Doç.Dr.Mehmet Emin Elmacı, Yrd.Doç.Dr.Mehmet Kaan Çelen ve Kutlu Altay Kocaova gibi birçok akademisyen ve tarihçinin yazılarının yayınlandığı çok değerli bir kitap. 

Aynı zamanda Ahmet Özgür Türen, İsmail Pehlivan, Levent Hacıalioğlu, Vahap Taşdemir, Sadık Yaşar, Semih Rıdvan Cabalar, Recep Mutlu, Onur Okur, Sami Mutlu, Serdarcan Sekiner, Ali Ediz Elbir, Barış Atagün, Sevgi Bayat, Tufan Baş, Eray Yıldız ve Soner Yarımbaş'ın da içinde bulunduğu dev Tarih Tarih kadrosunun emekleri ile oluşan bu eser çıkartılmak istenen Tarih Tarih dergisi için bir sınav niteliği taşıyor.

İçindekiler

Türkler Nasıl Müslüman Oldu?
Necip Fazıl Kısakürek'in çelişkili hayatı.
Oniki Ada ve Türkiye
Enver Paşa Alman Hayranı mıydı?
Latin Harflerine Geçiş Süreci
Atatürk Diktatör müydü?
İsmet İnönü'ye Saldırmak
Atatürk'ün Saklanan Türklüğü
Ahmet Avni Paşa Kim?
Lozan Hezimet mi?
Parçalanmış Adam:Yusuf Akçura
Türk Ocakları
Türklere Yapılan Büyük Mezalimler
Atatürk'ün Hz.Muhammed Hakkındaki Söylemleri
İstiklal Mahkemeleri
Atatürk'ün Osmanlı'ya ve Padişahlara Bakışı
İskilipli Atıf Hoca Kimdir?
Yasaklanan Dini Kitaplar Konusunun Gerçek Yüzü
İnönü Camileri Depo Yaptı mı?
Atatürk Olmasa da Olur muydu?
Fahrettin Paşa
Yakup Cemil
Sabiha Gökçen
Kaymakam Kemal Bey ve İdamı
Kılavuz Hatice
Zenci Musa
Arslan Yürekli Cüce Ali Şamil
Aşık Veysel 
Doktor Reşit Galip
İlginç Hadise ve Anılar....


 

RÖPORTAJLAR

  •  
    Osmanlıca
    Suların durulmasını bekledim. Şimdi yazıyorum. Osmanlıca, Osmanlı Türkçesi ...
     
  •  
    Kıbrıs’ta unutulan yıllar
    Kıbrıs’ta unutulan yıllar 1963 yılının Noel’ini özel seçtiler. ...
     
  •  
    Osman Bey, Osmanlıca mı ...
    Osman Bey, Osmanlıca mı Konuşurdu? METİN BOŞNAK “Osmanlıca,” ...
     
  •  
    Osmanlıca tartışmasının ...
    Osmanlıca tartışmasının tezleri 150 yıldır değişmedi Milli Eğitim Şûrası’yla ...
     
  •  
    Hıdiv Abbas Hilmi Paşa ...
    Hıdiv Abbas Hilmi Paşa Atatürk’e rüşvet verdi mi? Murat Bardakçı ...
     
  •  
    Osmanlı Devleti’nin I. ...
    Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nda propaganda savaşı Sivil ve ...
     
  •  
    Doğu Türkistan'da ...
    Doğu Türkistan'da bombalı ve bıçaklı saldırıda 4 kişinin hayatını ...
     
  •  
    Dersim Belgeleri Sahte ...
    Yazar Cengiz Özakıncı, Özgür Gündem Gazetesi’nin dünkü ...
     
  •  
    Ahıska Türkleri’nin 70 ...
    Ahıska Türkleri’nin 70 yıllık sürgün serüveni Stalin ...
     
  •  
    Kadir Mısıroğlu
    Atatürk'e yaptığı hakaretlerle bilinen tarihçi Kadir Mısıroğlu'nun ...
     
  •  
    Dersim Gerçeği...
    Yusuf Halaçoğlu, Dersim'de yaşanan olayın halkla bir çatışma olmadığını, ...
     
  •  
    Türkiye'nin ezberini ...
    Türkiye'nin ezberini bozacak belge!  Mehmet Ali Özadındaki emekli ...
     
  •  
    Enver Paşa haklı idi...
    Enver Paşa haklı idi... Birinci Dünya Savaşı’nın üzerinden tam 100 yıl ...
     
  •  
    100 Yıl Önce Bugün 1. ...
    100 yıl önce bugün, 2 Kasım 1914 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu Birinci ...
     
  •  
    Zonguldak ve Ecevit ...
    Zonguldak ve Ecevit Üniversitesi ALİ BADEMCİ Zonguldak büyük olmayan, 110 ...
     
  •  
    Yeni Bir Ayrışma ...
    Yeni Bir Ayrışma Formülü: Dindarlar Cumhuriyete Karşıdır   Prof. Dr. ...
     
  •  
    Mevlana’nın Devleti ...
    Mevlana’nın Devleti Değerlendirmesi İKTİBAS:  Müjgân CUNBUR ...
     
  •  
    Ermeni Sorunu, Ermeni ...
    ERMENİ SORUNU, ERMENİ TERÖRİZMİ VE ERMENİ İDDİALARININ ASILSIZLIĞI ...
     
  •  
    O Yalan Çürüdü ...
    O Yalan Çürüdü (Atatürk’ün “Gökten İndiği ...
     
  •  
    Doğu Türkistan ve Türklük
        Doğu Türkistan ve Türklük     Turan CAN ...
     
  •  
    İsmet İnönü ve CHP
                İsmet İnönü ve CHP ...
     
  •  
    Ankara’nın Başkent Oluşu
      Ankara’nın Başkent Oluşu BİLÂL N. ŞİMŞİR Giriş Atatürk ...
     
  •  
    İzmir'in İşgalinden ...
    İzmir'in  İşgalinden Önce Ortodoks Rumların Faaliyetleri       ...
     
  •  
    Tarihte "Türk" Adı / ...
    Tarihte "Türk" Adı / Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu Bugün ilim ...
     
  •  
    Alparslan ve Atatürk, ...
    Alparslan ve Atatürk, Malazgirt ve Başkomutanlık Meydan Muharebeleri, İki Zaferin ...
     
  •  
    Osmanlı'yı Bir De ...
    OSMANLI'YI BİR DE ATATÜRK'TEN DİNLEYİN Sinan MEYDAN Yazdı... Osmanlı ...
     
  •  
    Son Hahambaşı Hayim ...
    Son Hahambaşı Hayim Nahum Efendi ve Siyonizm   Ali GÜLER yazdı... / ...
     
  •  
    “Hüzün Coğrafyası”na ...
    “Hüzün Coğrafyası”na Türkiye Umut Olabilir mi? Doç. ...
     
  •  
    Sevr’i Bilmek Lozan’ı ...
       Sevr’i Bilmek Lozan’ı Anlamak Osmanlı Devleti 1914’de girdiği ...
     
  •  
    Osmanlı’da Yahudiler ve ...
    Osmanlı’da Yahudiler ve Hahambaşılık kurumları       ...
     
  •  
    Dede Korkut Kitabı
    "DEDE KORKUT" KİTABI TÜRK edebiyatı tarihinin en büyük âlimi ...
     
  •  
    Mustafa Kemal’in ...
    Topal Osman, Atatürk’ün İstiklal Savaşı döneminde koruma birliğinin ...
     
  •  
    Göktürk Yazısı ve Orhun ...
    Göktürk Yazısı ve Orhun Türkçesi  Ses ve Biçim Bilgisi, ...
     
  •  
    Çağdaş Bilimler Işığında ...
    Çağdaş Bilimler Işığında Oğuz Kağan Destanı Editör: Ali Rıza Özdemir ...
     
  •  
    "TÜRKLER - Uzun Bir ...
    "TÜRKLER - Uzun Bir Serüvenden Kısa Notlar", Giza Yayıncılık, ARVANA ...
     
  •  
    Osmanlı ...
      Osmanlı İmparatorluğu’nun Kapitalistleşme Tecrübesi ve Telif Haklarının ...
     
  •  
    Tarih ve Metedolojisi / ...
    Kırıkkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Anabilim Dalı Başkanı  ...
     
  •  
    Tarih Geleceği de Yazar
    TARİH GELECEĞİ DE YAZAR İhsan KURT / Akıl Fikir Yayınları Tarihe olan ilgimin ...
     
  •  
    Tarihçi-yazar Orhan ...
    Usta Yazar Orhan Koloğlu'nun Tarihçi Kitabevi'nden çıkan ...
     
  •  
    "Tarihe Yön Veren ...
    Tarihi çizgi romanları ile tanınan Ramazan TÜRKMEN'in; İstanbul'un ...
     
  •  
    Tarih Araştırmalarında ...
    Tarih Araştırmalarında Yöntem ve Teknikler Prof. Dr. İsmail Özçelik ...
     
  •  
    Osmanlı Şiiri Şerhleri ...
    Osmanlı Şiiri Şerhleri Gazeller ve Güzeller Üzerine Osmanlı şairi, sınırları ...
     
  •  
    Fesat Yuvası
    FESAT YUVASI İhsan KURT/ Akçağ Zamanımızda 1915'leri kendi lehlerine canlı ...
     
  •  
    Akl-ı Kemal 5. Cilt
    Akl-ı Kemal 5. Cilt Sinan MEYDAN/ İnkılâp Kitabevi O NASIL YAPTI ÖTEKİLER ...
     
  •  
    Alparslan- Ahmet Haldun ...
    Alparslan- Ahmet Haldun Terzioğlu Biz kılıç ehliydik, onlar kelam ve din ehli. ...
     
  •  
    “Face” Başına
    “Face”  Başına “Fes başına, fes başına. ...
     
  •  
    Hz.Pir'in (Mevlana) Yolu
    Hz.Pir'in (Mevlana) Yolu      “Tapımızda (yolumuzda) riyazat ...
     
  •  
    Osmanlı Türk’tür, ...
    Osmanlı Türk’tür, Osmanlıca Türkçedir. ...
     
  •  
    Dersim Konusu Siyasete ...
    Geçmişte yaşanan tarihi anlam kazanan toplumsal olayların günlük siyasete ...
     
  •  
    Amerika’nın Yeniden Keşfi
    AMERİKA’NIN YENİDEN KEŞFİ   “Amerika’yı yeniden ...
     
  •  
    Libya'da Türk varlığı
    Libya'da Türk varlığı Prof. Dr. Nurullah Çetin   İki ...
     
  •  
    “Çözüm Süreci” Nereye ...
    “Çözüm Süreci” Nereye Gidiyor? Nasıl Bir Yol Haritası ...
     
  •  
    14 Kasım deyince aklıma ...
    14 Kasım deyince aklıma gelenler... Tam 70 sene önce... Bundan tam 70 sene ...
     
  •  
    Fatura
                              ...
     
  •  
    Mustafa Kemal İsmi ...
    Mustafa Kemal İsmi Üzerine Birkaç gün önce bir televizyon programında ...
     
  •  
    Atatürk’ün Saklanan ...
    Atatürk’ün Saklanan Türklüğü Ali GÜLER ...
     
  •  
    Kıskaçtan Çıkış Yolu / ...
    Kıskaçtan Çıkış Yolu  Prof. Dr. Mehmet ÖZ Türk Ocakları ...
     
  •  
    Tarih Gazetesine...
    Tarih Gazetesine, Bir yılını başarılı çalışmaları ile hizmet veren Tarih Gazetesi ...
     
  •  
    Erdi Cumhuriyet’im 91 ...
    Son 10 Yılı ve  Cumhuriyetimiz          ...
     
  •  
    Cumhuriyet Bayramı
    CUMHURİYET BAYRAMI   Hür ve bağımsız yaşamayı var olmanın amacı haline ...
     
  •  
    Prof. Dr. Nurullah ...
    PROF. DR. NURULLAH ÇETİN’LE "TÜRK’E ORYANTALİST KUŞATMA" ADLI ...
     
  •  
    Prof. Dr. İlber Ortaylı: ...
    Prof. Dr. İlber Ortaylı: Türkiye’de bugün başkanlık sistemi olmaz Prof. Dr. ...
     
  •  
    “Dünya Siyasetinde Orta ...
    “Dünya Siyasetinde Orta Asya” ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu ...
     
  •  
    Şehzade Mustafa’nın ...
    Şehzade Mustafa’nın gerçek hikayesini Prof. Dr. Feridun Emecen anlattı Son ...
     
  •  
    Atilla Mateffy;"Türkler ...
    Atilla Mateffy;"Türkler Bize Düşman Olarak Gösterildi" Macarlar ...
     
  •  
    “İnşallah bir aptallık ...
    Son günlerde herkesin dilinde Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın ne kadar bilgili olduğuna ...
     
  •  
    Kültür Sosyolojisi ve ...
    Sayın İkbal VURUCU, Sosyolog Mustafa AKSOY ile "Kültür Sosyolojisi ve ...
     
  •  
    Göktürklerde Osmanlı’yı ...
    Göktürklerde Osmanlı’yı görebiliriz Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Mimar ...
     
  •  
    Türkiye, ya "Büyük ...
    Türkiye, ya "Büyük Türkiye" Olacak ya da Yok Olacak!... Durmuş ...
     
  •  
    Mehmet Âkif Ersoy’a Dair ...
    Yalçın Küçük’ün Mehmet Âkif Ersoy’a Dair ...
     
  •  
    Suriye Türklerini ...
    Söyleşi: Prof. Dr. Nurullah Çetin Haçlı-Siyon emperyalizminin ...
     
  •  
    Prof. Dr. İsmet ÇETİN ...
    G Gazi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü ...
     
  •  
    Irak Türkleri
    Sadun Köprülü İle Irak Türkmeneli Türklüğü Üzerine ...
     
  •  
    TTK Başkanı Hülagü: ...
    Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Metin Hülagü, BUGÜN’e önemli ...
     
  •  
    Prof.PUZİKOV İLE TÜRK ...
    Puzikov: “Hoca Ahmet Yesevi’nin Türbesi, Türk Halkının Dahiyane Bir ...
     
  •  
    II. Abdülhamid'in Çin'in ...
    Uzak Doğu'da bir Osmanlı Üniversitesi ... Uzak Doğu'da bir Osmanlı ...
     
  •  
    Tarihte Bu Ay: Aralık
    Tarihte bu ay: Aralık   1 ...
     
  •  
    "Türkçe'nin 1290 Yılı ...
    Aralık ayının ilk günlerinde İstanbul’da düzenlenecek olan ...
     
  •  
    Tarihin En Tehlikeli ...
    Tarihin En Tehlikeli Kaynağı: Hatıralar Hâtıralar, zevkle okunur. Politika ...
     
  •  
    Lozan Anlaşmasının ...
    Lozan Anlaşmasının Türkiye Cumhuriyeti Tarihindeki Yeri ve Önemi A) Konferansa ...
     
  •  
    İstanbul’un İşgali ve ...
    İstanbul’un İşgali ve Meclis-i Mebusan’ın Dağıtılması Meclis ...
     
  •  
    Atatürk'ün Kronolojisi
    Atatürk'ün Kronolojisi 1881 Atatürk'ün ...
     
  •  
    Atatürk için ne dediler?
    Atatürk İçin Ne Dediler? Atatürk bu yüzyılın büyük ...
     
  •  
    Anadolu Kadınları ...
    ANADOLU KADINLARI MUDAFAA-İ VATAN CEMİYETİ ...
     
  •  
    Tanzimat Dönemi Eğitim ...
    Tanzimat Dönemi Eğitim (5) Mehmet ÖZKAN / mozkan37@gmail.com   ...
     
  •  
    Ankara’nın Başkent ...
        Ankara’nın Başkent Oluşunun Anlamı     A – GİRİŞ ...
     
  •  
    Tarih Boyunca Kurulan ...
    Tarihi ve Çağdaş Türk Devletleri İmparatorluklar - 16 Büyük Türk ...
     
  •  
    Tarihte Bu Ay: EKİM
    Tarihte Bu Ay: EKİM Tarihte Ekim Ayı Ekim ayında meydana gelen önemli ...
     
  •  
    Vakanüvis nedir?
    VAK‘ANÜVİS NEDİR? Osmanlı Devleti’nde resmî tarihçiler ...
     
  •  
    Tarihte Bu Ay
    Tarihte Bu Ay: EYLÜL Eylül ayında meydana gelen önemli olaylar... ...
     
  •  
    Osmanlı Sebilleri ...
    Osmanlı’dan kalma sebillerin birçoğu günümüzde büfe olarak ...
     
  •  
    Türk dünyasının ortak ...
    Türk dünyasının ortak tarih kitabı hazır Türk Konseyi Genel Sekreteri ...
     
  •  
    Yine 17 bin faili meçhul ...
    Yine 17 bin faili meçhul yalanı Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ 21. ...
     
  •  
    Birinci Dünya Savaşı’nda ...
    Birinci Dünya Savaşı’nda esir düşen Osmanlı askerlerinin, "esir ...
     
  •  
    "Osmanlıca Kutuplaştırma ...
    Türk Ocakları Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz'den 'Osmanlıca' ...
     
  •  
    İlber Ortaylı'ya ...
      Habertürk erkanlarında yayımlanan Tarihin Arka Odası programında ünlü ...
     
  •  
    Birileri Güneydoğu’yu ...
    Birileri Güneydoğu’yu Türk Kültürü Dışındaymış Gibi ...
     
  •  
    Tarih Tarih Almanakları
    Tarih Tarih Almanakları Türk Tarihi ile alakalı önemli yazıların yayımlandığı ...
     
  •  
    Zorunlu Osmanlıca ...
    Liselerde Osmanlıca dersinin zorunlu olması önerisi tarihçileri ikiye ...
     
  •  
    Uluslararası Türkvizyon ...
    Tataristan'ın başkenti Kazan'da yapılan 2. Türkvizyon Şarkı Yarışmasında ...
     
  •  
    Ortak Türk Tarihi ...
    Ortak Türk Tarihi Kitabına onay Türk Keneşi Eğitim Bakanları 3. ...
     
  •  
    Yüksek Algı, Derin Tarih ...
    Yüksek Algı, Derin Tarih ve Şeyh Said Gerçeği Zülküf ...
     
  •  
    20 bin tarihi vakıf ...
    Depolarda çürüyen 20 bin tarihi vakıf halısı ve kilim çöpe ...
     
  •  
    Süleymaniye Camii’nde ...
    Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan mimari şaheser ...
     
  •  
    1.2 milyon Osmanlı ...
    1.2 milyon Osmanlı Amerika'ya göç etmiş Tarih ve kültür ...
     
  •  
    100 Üncü Yılında ...
    100 ÜNCÜ YILINDA SARIKAMIŞ Kudret Harmanda   "23 Bin ...
     
  •  
    Sarıkamış Harekâtı ve ...
    Sarıkamış Harekâtı  ve General Nikolski'den Notlar Sarıkamış harekâtı ...
     
  •  
    Bilge Kağan’ın 1300 Yıl ...
    Bilge Kağan’ın 1300 Yıl Önceden Türk Milletine Vasiyeti   Ben, ...
     
  •  
    Gazi Osman Paşa ve Plevne
    Gazi Osman Paşa ve Plevne Yıl 1877. Osmanlı, içteki ve dıştaki isyanlarla ...
     
  •  
    Abdülhamit han'ın Latin ...
      Abdülhamit han'ın Latin Alfabesine Geçme Teşebbüsü ...
     
  •  
    Selçuklu Sultanı ...
    Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın Mevlana Hazretlerine Mektubu Necdet ...
     
  •  
    Güncel İsimlere ...
     Güncel  İsimlere  Düşürdüğümüz  İzler - I ...
     
  •  
    Tarihimizdeki Muhteşem ...
    Tarihimizdeki Muhteşem Belgelerden Bir Belge İLK İNSAN HAKLARI BİLDİRGESİ OLAN FATİH ...
     
  •  
    Bu Unutulur Mu?
    BU UNUTULUR MU ? (Ama maalesef unuttuk! ...) Birinci Dünya Savaşı'nda ...
     
  •  
    Osmanlı Adaleti Kudüs’te ...
    Osmanlı Adaleti Kudüs’te Hâlâ Yürürlükte Yedikıta ...
     
  •  
    Türk Deniz Kuvvetleri ...
    Türk Deniz Kuvvetleri Tarihçesi 1) Anadolu Selçuklu ...
     
  •  
    Karamanoğlu Mehmet Beyin ...
    Güzel Dilimiz Türkçemiz Karamanoğlu Mehmet Beyin ve Padişah II. ...
     
  •  
    “Dersim” ahlaksızlığını ...
    “Dersim” ahlaksızlığını tarih ibretle kaydedecek Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ ...
     
  •  
    Türklerde Standart ve ...
    Türklerde Standart ve Kaliteye Verilen Önem Ve Sultan II. Bayezıd’ın ...
     
  •  
    İstanbul'un Fethini ...
    İstanbul'un Fethini Gören Bir Venediklinin Notları Aslen Venedik'li olup ...
     
  •  
    'İnsan Hayvanat ...
    "Zoos humains" Türkçesiyle 'İnsan Hayvanat ...
     
  •  
    1929 Dünya Ekonomik Krizi
    1929 Dünya Ekonomik Krizi 1.EKONOMİK KRİZ ÖNCESİ ...
     
  •  
    İkinci Dünya Savaşının ...
    İkinci Dünya Savaşının Sebebi ve Sonuçları a) II. Dünya Savaşı’nın ...
     
  •  
    Suveyş Kanalı
    Suveyş Kanalı  Mustafa BACAK Dünya'nın en önemli deniz ...
     
  •  
    1933 Doğu Türkistan ...
    1933 Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti  DOĞU TÜRKİSTAN İSLÂM ...
     
  •  
    Tarihin İşaret ...
    Tarihin  İşaret  Fişekleri - III Süleyman Pekin Yazdı... Tarihi ...
     
  •  
    1. Dünya Savaşı'nın ...
    1. Dünya Savaşının Başlaması Birinci Dünya Savaşı'nı başlatan olay nedir? ...
     
  •  
    I.Dünya Savaşının ...
    I.Dünya Savaşının Sebepleri(1914-1918) Savaşın Genel Nedenleri     ...
     
  •  
    Tarihin İşaret ...
    TARİHİN  İŞARET  FİŞEKLERİ Süleyman PEKİN yazdı... Bazen bir spor ...
     
  •  
    İngiliz Avam Kamarası ...
    İngiliz Avam Kamarası Filistin'i tanıdı İngiliz Parlamentosu, Filistin'in ...
     
  •  
    Harita Okuma Sanatı – ...
    Harita  Okuma  Sanatı – II Süleyman Pekin Yazdı... ...
     
  •  
    İtalyanlar ...
    İtalyanlar Trablusgarp’ta katliam yapmış 27 Eylül 1911 tarihinde İtalyanlar ...
     
  •  
    Büyük Ortadoğu Projesi ...
    Büyük  Ortadoğu  Projesi  Nasıl  Okunur? Süleyman PEKİN ...
     
  •  
    Hiroşima'ya Atom Bombası
    İnsanlığın kaybettiği yer: Hiroşima  Batı Japonya’nın Çugoku ...
     
  •  
    Sezar ve Brütüs
    Sezar ve Brütüs Roma tarihinin en etkileyici sahnelerinden biri haline gelmiştir, ...
     
  •  
    Millî Güvenlik ve Askerî ...
    Millî Güvenlik ve Askerî Bilimler Akademik Dergisi Journal of National Security ...
     
  •  
    Donanma Mecmuası
    DONANMA MECMUASI 86 / 38 ...
     
  •  
    Düşünce ve Tarih ...
      Dr. Ali GÜLER'in Genel Yayın Yönetmenliğinde  ilk sayısı ...
     
  •  
    Türk Yurdu Dergisi "Ziya ...
    Türk Yurdu Aralık 2014 sayısı "Ziya Gökalp Özel Sayısı" olarak ...
     
  •  
    21. Yüzyıl Dergisi: ABD ...
    21. Yüzyıl Dergisi Aralık 2014 sayısında "ABD Müttefik Değiştirirken" ...
     
  •  
    Yedikıta ...
    Yedikıta Dergisi Aralık sayısında "bir dâvâ uğruna kendilerini adamış ...
     
  •  
    Tarih Bilinci Dergisi; ...
    Tarih Bilinci Dergisi; Tarihin Bilinen İlk Terör Örgütü Haşhaşiler konusunu ...
     
  •  
    Derin Tarih Dergisi; ...
    Derin Tarih Dergisi Aralık 2014 sayısında Genç Osman Facias'nı kapağına taşıdı. İşte ...
     
  •  
    #tarih Dergisi; ...
    1204'te Katolik Hıristiyanlar, Ortodoks Hıristiyanların şehrini vahşice yakıp yağmalamıştı. ...
     
  •  
    Türkiye Günlüğü Dergisi: ...
    Türkiye Günlüğü Dergisi 119. sayısı çıktı. İşte derginin editör ...
     
  •  
    Düşünce ve Tarih Dergisi ...
    Dr. Ali GÜLER'in Genel Yayın Yönetmenliğinde  ilk sayısı ile ...
     
  •  
    Atlas Tarih’in Birinci ...
    Atlas Tarih’in Birinci Dünya Savaşı Özel Sayısı Bayilerde!!  Atlas ...
     
  •  
    2023 Dergisi: Suriyeli ...
    2023 Dergisi'nin yeni sayısı çıktı. "Suriyeli Mülteciler" kapak konusu ...
     
  •  
    Türk Yurdu Dergisi ...
    Türk Yurdu Dergisi Kasım 2014 sayısında "Dilde, Fikirde, İşde Birlik" ...
     
  •  
    21. Yüzyıl Dergisi: İŞİD ...
    21. Yüzyıl Dergisi'nin 71. Sayısı Çıktı. İŞİD Özel dosyası ile çıkan ...
     
  •  
    Ceride-i Resmiye Gazetesi
      CERİDE-İ RESMİYE GAZETESİ Türkiye de ilk resmi gazete Takvim-i ...
     
  •  
    KKTC'nin Kuruluşu Manşeti
    KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ'NİN KURULUŞ YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN... ...
     
  •  
    Cumhuriyet, Sen Bin ...
    29 EKİM Büyük Türk Milleti!  Bugün kendi bayramını kudretli ...
     
  •  
    "Çelimli Çalım"ın ...
    "Çelimli Çalım"ın Dördüncü Sayısı Çıktı! ...
     
  •  
    “Öldüler… Bayrağı ...
    10 Ağustos 1991 Cumartesi günü, Hürriyet Gazetesi birinci sayfayı olduğu gibi ...
     
  •  
    Atatürk’ün Çıkardığı ...
    Atatürk’ün Çıkardığı Gazeteler Atatürk,  ...
     
  •  
    Milli mücadele döneminde ...
    Milli mücadele döneminde çıkarılan gazeteler Milli mücadelemiz ve ...
     
  •  
    Milli Mücadele’nin ...
    Milli Mücadele’nin Gazetesi Hakimiyet-i Milliye Nasıl Çıkarıldı? DR. ...
     
  •  
    Vaka-i Mısriye
    Vaka-i Mısriye  Tarihte yayınlanan ilk Türkçe gazete Vakayi-i ...
     
  •  
    Saltanatın ...
    (Vakit Gazetesine Göre) Saltanatın Kaldırılmasına Bazı Dünya Müslümanlarının ...
     
  •  
    Tasvir-i Efkâr Gazetesi ...
    Tasvir-i Efkâr; İbrahim Şinasi’nin 28 Haziran 1862′de yayımlamaya başladığı, ...
     
  •  
    Takvim-i Vekayi
    Takvim-İ Vekayi İstanbul'da önceleri haftalık, daha sonra düzensiz aralıklarla ...
     
  •  
    Avrupa’nın hasta adamı ...
    Avrupa’nın hasta adamı Aslan terbiyecisi gibi İLGİLİ HABERLER: Medine Müdafii ...
     
  •  
    Osmanlı’da yılbaşı ...
    Osmanlı’da yılbaşı dualar ve şiirlerle kutlanırdı Bugünde yeni elbise giymek ...
     
  •  
    Gâye-i Milliyye
     Gâye-i Milliyye  İstiklâl ve Sa´âdet-i Vatandır 2 ...
     
  •  
    İsa Yusuf Alptekin ...
    ( Kaşgar 1901 – İstanbul, 17 Aralık 1995 ) “Gönül arzu eder ki, ...
     
  •  
    Medîne Müdafii, Çöl ...
    Medîne Müdafii, Türk Kaplanı, Çöl Kaplanı: Ömer Fahreddin ...
     
  •  
    İşenbay Abdurazakov
    İşenbay Abdurazakov, Sovyetler döneminde yetişmesine rağmen Türklük ve ...
     
  •  
    Ziya GÖKALP
    Ziya GÖKALP (1876-1924) Ziya Gökalp, 23 Mart 1876 yılında Diyarbakır’da ...
     
  •  
    Yakup Han Bedevlet ...
    Yakup Han Bedevlet (1820-1877) Yakuphan 1820 yılında Taşkent yakınlarındaki Pişkent'te ...
     
  •  
    Âşık Veysel
    Âşık Veysel’de millî şuur Hayri Ataş Türk halk şiirinin kudretli ...
     
  •  
    Ruşen Ali Kimdir?
    Köroğlu Destanı, kahramanı Ruşen Ali'nin ve babası Koca(Seyis) Yusuf'un ...
     
  •  
    Ahî Evran
    Ahî Evran   1171 yılında İran'da Batı Âzerbaycan taraflarındaki ...
     
  •  
    Yusuf Akçura
    Parçalanmış Adam: Yusuf Akçura MEHMET KAAN ÇALEN ...
     
  •  
    "Er Meydanı"
    Türk Havayolları bir çok geleneğin yok olmaya yüz tuttuğu ...
     
  •  
    Cemil Meriç
    CEMİL MERİÇ 12 Aralık 1917'de Hatay Reyhanlı'da doğdu. Hatay Lisesini ...
     
  •  
    Kanuni kadar romantik ve ...
    Kanuni kadar romantik ve edip biri yoktur Muhteşem Süleyman büyük bir ...
     
  •  
    İsmail Bey Gaspıralı- ...
    İsmail Bey Gaspıralı- Fikirlerini Hayatıyla Yaşayan Dava Adamı Nuri GÜRGÜR ...
     
  •  
    Hazarfen Ahmet Çelebi
    Hazarfen Ahmet Çelebi Osmanlı Devleti zamanında yetişen ve dünyada ilk olarak ...
     
  •  
    İlk Türk Hemşiresi ...
    İLK TÜRK HEMŞİRESİ SAFİYE HÜSEYİN  Ülkemizde profesyonel hemşireliğin ...
     
  •  
    Türkmenistan Cumhuriyeti
    27 Ekim 1991 Türkmenistan'ın 27 Ekim 1991’de Sovyetler ...
     
  •  
    Suudi Arabistan’da ...
    Suudi Arabistan’da önemli şeyler oluyor? Suudi güvenlik bürokrasisinin ...
     
  •  
    Kazakistan mucizesi
    Kazakistan mucizesi Kürşad ZORLU kzorlu77@gmail.com Kazakistan’ın ...
     
  •  
    Yugoslavyanın Tarihi
    Bugünkü Yugoslavya topraklarında yaşadığı bilinen ilk kavim İlliryalılardır. Daha ...
     
  •  
    Suudi Arabistan'ın Tarihi
    Arabistan tarihi, ilk yaratılmış insan ve ilk peygamber Hazret-i Âdem ile Arabistan ...
     
  •  
    ABD'nin Kurulması
    ABD ‘NİN KURULMASI Coğrafi keşifler sırasında Ameriko Vespuci'nin keşfedilen ...
     
  •  
    Azerbaycan
    Azerbaycan Tarihi Azerbaycan halkının yalnızca tabii servetleri ve arazisi değil, aynı ...
     
  •  
    Afganistan
    Afganistan Devleti, Afganların bölgedeki diğer topluluklar üzerinde ...
     
  •  
    Moğolistan
    Moğolistan DEVLETİN ADI: Moğolistan BAŞŞEHRİ: Ulan-Bator ...
     
  •  
    Çeçenistan Tarihi, ...
      ÇEÇENİSTAN VE COĞRAFİ KONUMU Sovyetler Birliği döneminde ...
     
  •  
    Pakistan
    Pakistan Pakistanveya resmî adıyla Pakistan İslam Cumhuriyeti, Güney Asya'da ...
     
  •  
    Doğu Türkistan.. İnadına ...
    Halvetimizin konusu Doğu Türkistan canlar. Hâl böyle olunca da Doğu ...
     
  •  
    Kazakistan
    Kazakistan Tarihi Türkçe tarihi kayıtlarda geçen ...
     
  •  
    Japonya'nın Tarihi
      Japonya'nın Tarihi Japonya tarihinin en önemli özelliklerinden ...
     
  •  
    Mısır
    Mısırya da resmi adıyla Mısır Arap Cumhuriyeti ya da kısa ve yaygın adıyla sadece Mısır denilir. ...
     
  •  
    Ermenilerin yaşadığı ...
    Ermenilerin yaşadığı vilayetlerde karışıklık çıkarmak üzere Rusya'dan bazı ...
     
  •  
    Millî Mücadele’de ...
    Millî Mücadele’de Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti ...
     
  •  
    Ermenilerin Ruslarlar ...
    Ermenilerin Ruslarlar omuz omuza Türklere karşı savaştıkları/ ...
     
  •  
    Kürt ve Arap İleri ...
    Kürt ve Arap İleri Gelenlerinin 1921'de Türkiye Büyük Millet ...
     
  •  
    Van, Bitlis, Erzurum ve ...
    Van, Bitlis, Erzurum ve Karahisar-ı Şarki havalisinde bulanan bazı Ermenilerin seferberlik ilanı ...
     
  •  
    Zeki Velidi Togan’ın ...
    Zeki Velidi Togan’ın Mustafa Kemal Atatürk'e yazdığı mektup Cumhurbaşkanlığı ...
     
  •  
    Avrupa tüccârından ...
    Avrupa tüccârından Yovan oğlu Simon’un hizmetkârı Lamik veled-i ...
     
  •  
    İstanbul'lu Yüzbaşı ...
    Harp saflarında kurşunla vurulup düşen bir subayın son nefesi; Bu subay hayat ile, ...
     
  •  
    24 Nisan 1915
      24 Nisan 1915 Rus ve İngiliz kışkırtmaları sonucunda meydana gelen isyan ve ...
     
  •  
    Atatürk'ün İdam Fermanı
    ATATÜRK'ÜN İDAM FERMANI 24 Mayıs 1920 tarihinde İstanbul işgal altındayken ...
     
  •  
    Amerika’nın Türklere ...
    Amerika’nın Türklere Haraç Verdiğinin Belgesi (Amerika ile Cezayir Garb ...
     
  •  
    Ermenilerin yedibinden ...
    Ermenilerin yedibinden fazla Müslümanı yakmaları ve üçyüzden fazla ...
     
  •  
    Kürt Halk Heyetinin ...
    Kürt Halk Heyetinin Lozan’a Gönderdiği Tarihi Mektup Dünyadaki ...
     
  •  
    Seyid Rıza'nın ...
    İngiltere Dışişleri Bakanlığı’na Sayın Bakan, Yıllardan beri Türkiye ...
     
  •  
    Ermeni tecavüzünden ...
    Ermeni tecavüzünden kaçan ahalinin dağlara iltica ettiğini gösteren ...
     
Hide Main content block

GÜNCEL YAZILAR

“Face” Başına
“Face”  Başına “Fes başına, fes başına. “Püsgülü ben olayım” ... Devamı...

MAKALELER

Yeni Bir Ayrışma Formülü: Dindarlar Cumhuriyete ...
Yeni Bir Ayrışma Formülü: Dindarlar Cumhuriyete Karşıdır   Prof. Dr. İsmet ÇETİN   ... Devamı...

BASINDAN

Osmanlıca
Suların durulmasını bekledim. Şimdi yazıyorum. Osmanlıca, Osmanlı Türkçesi teriminin kısaltılmış biçimidir. ... Devamı...

BELGE-VESİKA

Ermenilerin yaşadığı vilayetlerde karışıklık ...
Ermenilerin yaşadığı vilayetlerde karışıklık çıkarmak üzere Rusya'dan bazı fesatçılar geldiği... ... Devamı...

TÜRK TARİHİ

100 Üncü Yılında Sarıkamış
100 ÜNCÜ YILINDA SARIKAMIŞ Kudret Harmanda   "23 Bin Kardelen anısına…" ... Devamı...

DÜNYA TARİHİ

'İnsan Hayvanat Bahçeleri'
"Zoos humains" Türkçesiyle 'İnsan Hayvanat Bahçeleri'... Afrika'dan getirilen ... Devamı...

İSLAM TARİHİ

Kudüs'ün Fethinin 827.Yıl Dönümü
Selahaddin Eyyubi 3 semavi din için de kutsal kabul edilen Kudüs'ü Haçlılardan geri aldı. ... Devamı...

TARİH EĞİTİMİ

II. Abdülhamid'in Çin'in başkenti Pekin'de ...
Uzak Doğu'da bir Osmanlı Üniversitesi ... Uzak Doğu'da bir Osmanlı Üniversitesi  Abdulhamid Han ... Devamı...
Müslümanlık elbisesi!

  ...

"Kine Em" şarkısı ve ...

...

14 Kasım deyince aklıma ...

14 Kasım ...

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ...

19 Mayıs ...

19 Mayıs Türk'ün Millî ...

19 Mayıs ...

2013 Pîrî Reis Dünya ...

...

3 Mayıs’ta ne olmuştu?

3 ...

Ağrı’da şehit anıtlarını ...

Ağrı’da şehit ...