Durdur
  • 1

  • 2

  • 3

  • 4

  • 5

  • 6

  • 7

  • 8

Kanuni Sultan Süleyman'ın türbesinin yeri kesinleşti
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), 1566'da Zigetvar Kuşatması sırasında hayatını kaybeden Kanuni Sultan Süleyman’ın iç organlarının defnedildiği yeri kesin olarak buldu. 1566'da Zigetvar Kuşatması sırasında hayatını kaybeden Kanuni Sultan Süleyman’ın iç organlarının defnedildiği türbe gün yüzüne çıkarıldı.
Araştırmayı yürüten ekibin başındaki ODTÜ Mimarlık Tarihi Bölümü öğretim görevlisi Prof. Dr. Ali Uzay Peker yaptığı açıklamada, TİKA'nın verdiği destek neticesinde, 1566'da Zigetvar Kuşatması sırasında hayatını kaybeden Kanuni Sultan Süleyman’ın iç organlarının defnedildiği yerin kesin olarak bulunduğunu söyledi.
ÇALIŞMALAR NASIL BAŞLADI?
Peker, Kanuni Sultan Süleyman'ın iç organlarının gömülü olduğu yerin bulunması için 2009'da Meryem Ana Kilisesi'nde yapılan çalışmalarda herhangi bir sonuç alınamadığını, daha sonra ise TİKA ve Pecs Üniversitesi'nin birlikte çalışma başlattığını söyledi.
2015 yılı Ekim ayında başlayan kazılarda Türk ve Macar olmak üzere iki ekip çalışmaya başladıklarını ve aynı yılındaki çalışmalar neticesinde öncelikle bir temel ortaya çıkarıldığını belirten Peker, şöyle konuştu:
“Ortaya çıkan yapının bir türbe olma ihtimalini her zaman söyledim. Ama yanındaki yapıların da ortaya çıkmasını bekledim. Palankada sadece türbe yok çünkü onun yanında Sultan Süleyman'ın türbesi, yanında cami, tekke ve yeniçeri odaları da bulunmakta. Bunların hepsinin ortaya çıkarıldığı takdirde buranın türbe olduğu hakkında kesin olarak konuşabileceğimizi her zaman söyledim. Yapılan çalışmalarda türbenin yanı sıra cami ve onun yanında tekke de ortaya çıkarıldı. Ayrıca bunların birer Osmanlı yapısı olduğu maddi verilerle kanıtlandı.”
"DAYANAĞIMIZ ARKEOLOJİK VERİLER..."
Yaptıkları bilimsel çalışmaların sonucunda toprak altında bir yapı keşfettiklerini ve kazı sonucu ortaya çıkan yapının plan şeması ve konumunun tarihi belgelerle uyumlu olduğunu kaydeden Peker, şunları ifade etti:
“Ortaya çıkan yapı elimizdeki yazılı ve görsel belgelerle tamamen uyuştu. Aynı şekilde konumu hem Osmanlı hem de Macar ve Avusturya kaynaklarıyla
da aynı. Yaptığımız bilimsel çalışmalar zaten bizi bu alana götürmüştü. Biz zaten burada toprak altında jeolojik ve kaynak araştırmaları neticesinde bir kalıntı görüyorduk. Kazı yapılan alanın Sultan Süleyman'ın türbesinin yer aldığını palanka olduğu kesinleşti. Bunu basına Başbakan Yardımcımız Veysi Kaynak ile açıkladık. Bunun dayanağı ise her şeyden önce arkeolojik veriler.
"NE YAZIK Kİ AVUSTURYALILAR CAMİYE BÜYÜK ZARAR VERMİŞ"
Burada son cemaat yeri ile beraber üç bölümlü ve minareli bir cami, duvar örgüsünde kullanılan tekniklerle beraber ortaya çıktı. Aynı zamanda caminin döşemesi de ortaya çıktı. Ne yazık ki, Avusturyalılar camiye büyük zarar vermiş. Temelleri yerde 40-50 santim kalmış. Ama her şeye rağmen döşemesinden çıkan parçalar ve bazı maddi buluntular örneğin, bulunan kemer tokaları ve ufak bir bıçak Osmanlı dönemine ait. Palankanın hendeğinde de yapılan kazılarda ortaya çıkan izler buranın doğru yer olduğunu gösterdi.”
"MACARİSTAN'DA BİR OSMANLI YERLEŞKESİ TEKRAR CANLANDIRILIYOR"
Tarihi kaynaklarda da bu bölgede Osmanlı yerleşkesi olduğuna ve yapılan yüzey araştırmalarında çok sayıda Osmanlı dönemine ait parçaların bulunduğuna dikkati çeken Peker, “Burada iki önemli kaynağımız var. Birincisi Evliya Çelebi. Kendisi bu bölgede dışında kervansaray bulunan bir medreseden bahsediyor. Burada palankanın dışında zamanla bir Osmanlı kasabası oluşmuş. Bunu zaten yüzey araştırması da bize gösteriyor. Zaten bölgedeki alanda yürüdüğünüzde de Osmanlı dönemine ait birçok seramik parçası ile karşılaşıyorsunuz.” şeklinde konuştu.
"ŞU AN SADECE PALANKA ORTAYA ÇIKARILDI"
Peker, içinde türbe, cami ve tekkenin bulunduğu palankanın kazısının tamamlandığını, bölgede bulunan Osmanlı yerleşkesinin de ileride yapılacak kazılarda gün yüzüne çıkarılabileceğini belirtti.
Peker, "Şu an sadece palanka ortaya çıkarıldı. İleride yapılacak çalışmalar Osmanlı yerleşkesine doğru genişletilebilir. Burada yapılan çalışma, Macarların da ifade ettiğine göre, Macaristan'da bir Osmanlı yerleşkesinin ortaya çıkarılması için yapılan ilk çalışma. Daha önce böyle bir çalışma yapılamamış. Macaristan topraklarında bir Osmanlı yerleşkesini ortaya çıkarılıp tekrar canlandırılıyor. Bu müthiş bir şey. Çünkü Macarların olumlu tavrı, Türk-Macar ilişkilerindeki olumlu dönem iki halkın arasındaki diyaloğu arttıracaktır. Bu çalışma sadece bir arkeolojik kazı çalışması ve tarih araştırması değil aynı zamanda sosyal yönü çok güçlü olan ülkeler, kurumlar, üniversiteler ve disiplinler arası bir çalışmadır” dedi.
KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN'IN ÖLÜMÜ GİZLENDİ
Zigetvar Kalesi’nin kuşatması sırasında hayatını kaybeden Kanuni Sultan Süleyman'ın ölüm haberi askerler arasında moral bozukluğu yaratmaması için gizlendi. Cesedi bozulmaması için iç organları çıkartılarak otağının bulunduğu yere gömüldü. Bedeni ise muhasaradan sonra İstanbul’a getirilerek Süleymaniye Camii avlusundaki bugünkü yerine gömüldü.
Kanuni'nin ölümünden sonra tahta geçen 2. Selim, babasının iç organlarının gömülü olduğu yere türbe, etrafına da külliye yaptırdı. 150 yıl kadar kalan bu yapılar daha sonra Zigetvar Kalesi'ni işgal eden Habsburg askerleri tarafından yıkıldı. Daha sonra Macarlar tarafından bu bölgeye türbe anlamına gelen "Turbek" ismi konuldu.
 
HÜRRİYET

Halil Hocamızın ardından...

Prof. Dr. İlber ORTAYLI
40 gün sonra 100 yaşını tamamlayacaktı. En tanınmış bilim adamları ve filozoflar arasında dahi 99'uncu yaşına kadar kalıcı eser veren görülmez. Halil Hoca, Doğu'nun ve Batı'nın saygıyla ve çekinerek andığı bir otoriteydi. Hepimiz o çekinenlere dahiliz. İnalcık literatürü insanların dikkatli yazıp konuşmalarına neden olduğu sürece verimli çalışma yapılıyor demektir.

İMPARATORLUĞUN zor günlerinde İstanbul’da doğdu ve çocukluğunu geçirdi. Ana tarafından İstanbul’un şeyh ailelerinden birinden geliyor. Babası Seyid Bey tüccardı. Hatıratında da belirttiği gibi ticaret dolayısıyla Mısır’a gitti, iflas etti ve orada öldü. Bütün Cumhuriyet kuşağı gibi hayata zor başlayan bir neslin içinde belki de en sıkıntılı yoldan gidenlerdendi. Doğduğu ve köklerinin ait olduğu kentte sadece ilkokula başlayabildi, ortaokula devam için Sivas Öğretmen Okulu’na ardından Balıkesir Öğretmen Okulu’na geçti. İlk anda çok sıkıldığı Balıkesir’de kendisinin mühendis zekâsını keşfeden Nusret Kürkçüoğlu ve asıl tarihçi ve edip tarafını keşfeden, onu bir anlamda yeniden inşa eden edebiyat tarihinin kutbu Abdülbaki Gölpınarlı hocaya da bu kentte rastladı. 


TÖRENDE ATATÜRK DE VARDI
Onlardan aldığı feyzle Cumhuriyet kültür tarihinin en önemli kurumu olan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde 1935’te eğitime başladı. Fakülte bugünkü küçük tiyatro binasında, Evkaf (Vakıf) Apartmanı’ndaydı. Açılış töreni Halkevi’nde yani 3’üncü Tiyatro’da yapıldı. Gazi Reis-i Cumhur Kemal Atatürk törendeydi. Genç Halil etkilendi. “Bu büyük adamın ilkeleriyle Türk tarihi yazacağız” diye söz verdi kendine. Gerçekten de ömrü manasız milliyetçiliğin dışında Türkiye ve Balkan tarihinde Türkçe arşiv belgeleri, tarihi kaynakları bunun paralelindeki Avrupa arşiv ve tarihçilik eserlerinin kullanımıyla başladı ve geçti.


BOZKIRDAKİ İLİM YUVASI
1920’lerin Türkiye’sinin nüfusu 14 milyondu. Ciddi hastalıklar vardı. Halkın yüzde 90’ı okuma-yazma bilmiyordu. Kurucu generaller bütçenin askerliğe ayırdıkları payını iki sahanın lehine küçülttüler. Ortaya bir sağlık ve maarif ordusu çıktı. Sağlık ordusunun başında Refik Saydam, maarif ordusunun başında ise Mustafa Necati vardı. Genç Halil’in öğretmenlik için ortaokul ve liseye gittiği Türkiye böyleydi. Onun mesleğe başladığı Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Ekrem (Akurgal) ve Hititolog Sedat (Alp) gibi genç hocalar da Almanya’dan doktoralarını tamamlayıp geldiler. Kısa zamanda sahalarının dünya çapında otoritesi oldular. Parlak mülteci mimar Bruno Taut’un yaptığı mimari tarihine geçen bina, bozkırda görkemli bir eser ve muhteşem bir ilim yuvasıydı. Genç hoca Halil İnalcık’ın şöhret olduğu dergâh buydu.


Yaşamı boyunca kaleme aldığı 500’ü aşkın ünlü makale halen başvurulan en önemli kaynaklardır. Yirmili yaşlarda yazdığı ‘Tanzimat ve Bulgar Meselesi’ Osmanlı-Balkan tarihini değiştiren büyük yapıtlardan. Sadece son altı yılda yazdığı ‘Has-Bağçede ‘Ayş u Tarab’, ‘Devlet-i ‘Aliyye serisi’, ‘Osmanlılar - Fütühat’, ‘İmparatorluk’, ‘Avrupa ile İlişkiler’, ‘İstanbul Tarihi’, ‘Türk Tekstil Tarihi’ gibi eserler bile üreticiliğine örnektir.

FUAD KÖPRÜLÜ’NÜN EKİBİ
1930’ların tarım ürünleri satarak geçinen Türkiyesi arkeoloji, Bizans araştırmaları, Hititoloji ve Asuroloji yetiştirmek için dışarıya öğrenci yolladı. Bizans araştırmaları için gidenler çok varlık gösteremediler. II. Harp öncesi diktatör Nazi Almanya’sından bu dallardakiler de Türkiye’ye geldi. Türk tarih kürsüsü içine Alman profesör almaya pek istekli değildi. Karl Süssheim ve Hellmut Ritter bir istisna sayılmalı. Fakat Fuad Köprülü, Çarlık Rusya’sından kaçıp gelen genç Türkleri kadrolarına dahil etti. İnsanları tanımadaki ustalığıyla da Pertev Naili Boratav, Orhan Şaik Gökyay, Nihal Atsız, Abdülbaki Gölpınarlı ve Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ndeki yıllarda da Halil İnalcık’ı ve Osman Turan’ı eğitim trenine aldı. 


90’LI YAŞLARDA YAZDI
Halil Bey doktora tezi olan ve hâlâ kullandığımız ‘Tanzimat ve Bulgar Meselesi’ni 22 yaşındayken tamamladı. Ne İstanbul veya Anadolu’daki misyon mekteplerinde okutulmuştu, ne de Avrupa’ya gitmişti. 36 yaşında ilk defa ABD ve İngiltere’ye gittiği vakit burada öğrendiği İngilizce, Fransızca ve Almancasıyla o dünyaya intibak etti. Avusturyalı Paul Wittek’in Türkiye’den hatırladıkları içinde genç Halil İnalcık Almancasının mükemmelliğiyle yer alır. Heves ve gayretin sonu yoktu, 50’li yaşlarında Chicago’da İtalyancayı da devirdi. Neden derseniz; Cenovalarının yoğun olarak oturduğu Kırım’daki Kefe şehrinin Osmanlı tahrir defterini yayımlamak ve yorumlamak için Ceneviz belgelerini ve Cenovalı tarihçilerin yazdıklarını hatmetmek zorundaydı. 90’lı yaşlarında eser vermek bu yaşını geçen hemen hiçbir tarihçiye nasip olmamıştır. ‘Has-Bağçede ‘Ayş u Tarab’ onun Osmanlı Divan Edebiyatı ve Fars edebiyatı üzerindeki bilgisini, kimselere pek göstermediği ustalığını ve iyi eğitimini gösterir. Yorum gücüne hayran olmamak elde değildir. 


MANALAR ÂLEMİNDE SOHBETTE
HALİL İnalcık Hoca talebelerinin isteği üzerine Fatih Camisi’nin haziresine defnedildi. Bir Türk pantheonu, münevver kabristanı olan Fatih Camisi haziresine defin zor bir işlemdir ve bakanlar kurulu kararı ve cumhurbaşkanının tasdikiyle olur. Kısa zamanda bu konuda gerekenleri yapan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Sayın İbrahim Kalın, bizzat emri veren Cumhurbaşkanımız ve hükümet başkanımız Binali Yıldırım’a teşekkür etmek gerekir. Halil Hoca’nın Gazi Osman Paşa’nın türbesi civarındaki bölümde kâbir komşusu ‘Dîvânü Lugati’t-Türk’ü kayıtların arasından çıkarıp alan, inceleyen, neşreden Türk dilinin muhterem hizmetkârı Diyarbakırlı Ali Emîrî Efendi’dir. İkisinin sohbeti manalar âleminin en renklilerinden olmalı. 


'HATAYI KENDİNDE ARA' ÖĞÜDÜ
OSMANLI tarihi için birinci ve doğru kaynak belgedir. Belgeyi ancak belge düzeltir ve belge doğru okunmalıdır. Bir seminerde; “Bu ibare kâtip hatası olabilir mi?” dedim. Halil Hoca “Hatayı kâtipte değil kendi dikkatinde ara” dedi.




EN UYGUN MEZAR
HALİL Hoca, Fatih Camisi’nin haziresinde Plevne Kahramanı ve Osmanlı Tanzimat asrının münevver mareşali Gazi Osman Paşa Türbesi’nin yanına defnedildi. Hayatında Fatih Sultan Mehmed dönemini en kalıcı yorumlar ve belgelerle aydınlatan Şeyhül müverrihin için daha uygun bir istirahatgâh bulunamazdı. Türkiye tarihçiliği Halil İnalcık’la gerçek rayına oturmuştur, bu yolda gitmesini bilmeyenlerin fazla bir şey yapabileceği söylenemez. Yolu doğru tayin edenlerse hiç şüphesiz gelecek nesillere yeni bir şuur kazandırırlar. 


TALEBELERİNE UÇMAYI ÖĞRETİR
HALİL Hoca’nın talebesi olmak bir imtiyazdır. Serttir ama bu sertliği daha çok etki eden keskin bir ironiden oluşur. Sınırsız hacimde okutur, ama konu lüzumsuz uzatılmaya başlatıldığında durdurur. Oryantalistler dünyasında iki hoca vardır ki, bunlar talebelerine uçmayı en iyi öğretenlerdir diyebilirim: Halil İnalcık ve Bernard Lewis. Halil İnalcık’ın yetiştirdiği talebeler Amerikalı, İranlı, Ukraynalı veya Türk olsun, her zaman onun talebesidir ve her zaman her yaşta hocalarından çekinirler. Bu çekinme o olsa da olmasa da onun tespit ettiği yöntem ve meslek ahlakıyla ilgilidir. 

 

Hürriyet

Dünyaca ünlü tarihçi Halil İnalcık, 100 yaşında hayatını kaybetti. İnalcık için Bilkent ve Ankara Üniversitelerinde 27 Temmuz Çarşamba günü tören düzenlenecek.

Tarihçi-yazar Prof. Dr. Halil İnalcık, Ankara'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.


Güven Hastanesi yetkilileri, 100 yaşındaki Prof. Dr. İnalcık'ın saat 19.10'da yaşamını yitirdiğini bildirdi.

Bilkent Üniversitesinden yapılan açıklamada, Üniversitenin Tarih Bölümünün kurucusu, Osmanlı tarihçisi Prof. Dr. İnalcık'ın bugün vefat ettiği kaydedildi.

Açıklamada, "Ulusumuza, tüm sevenlerine, Bilkent camiasına ve ailesine başsağlığı diliyoruz." ifadesi kullanıldı.

100. YAŞ GÜNÜNÜ KUTLAMIŞTI

Tarihçi-yazar Prof. Dr. Halil İnalcık, 7 Eylül 2015'te Bilkent Otel'de düzenlenen etkinlikte, 100. yaş gününü dostlarıyla pasta keserek kutlamıştı. 
İnalcık, buradaki konuşmasında, 100 yaşına, kendine bir hedef belirlemesi, sağlıklı bir yaşam tarzına sahip olması ve klasik müzik dinlemesi sayesinde geldiğini ifade etmişti.

Hayatında belirlediği en önemli hedefi gerçekleştirdiğini aktaran İnalcık, "Hedefim, Türklerin tarihini bir yabancı değil, bir Türk gözüyle yazmak, ömrümü bu amaca hasrettim. Ana kaynağım arşiv belgeleri oldu. Bu sayede objektif bir tarih yazdığıma inanıyorum." demişti.

İnalcık, Osmanlı tarihinin özeti olan "The Ottoman Empire-The Classical Age" adlı kitabının sadece Türkiye'de değil, Balkanlar, Arap ülkeleri ve Çin dahil birçok ülkede okutulduğunu dile getirmişti.

ÇARŞAMBA GÜNÜ TÖREN DÜZENLENECEK

Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden, tarihçilerin "Şeyhü'l-Müverrihin (Tarihçilerin Şeyhi)" olarak adlandırdığı Prof. Dr. Halil İnalcık için Bilkent ve Ankara Üniversitelerinde 27 Temmuz Çarşamba günü tören düzenlenecek.

Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Atalar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İnalcık'ın, Osmanlı'nın birçok ırktan, dinden milleti bir araya getiren bir imparatorluk olduğunu herkese anlatan, ekonomik tarihini araştıran çok önemli bir isim olduğunu ifade etti.

İnalcık'ın özellikle Osmanlı tarihini birincil dokümanları inceleyerek yazdığını anlatan Atalar, "Bizim birçok tarihçimizin hocası. 'Tarihçi hocaların hocası' diyoruz onun için. İnalcık, tarihin orijinal dokümanlara bakılarak yapılmasını öğreten kişi. En önemli özelliği bence o." diye konuştu.

İnalcık'ın çok ileri yaşına rağmen kütüphanelere giderek orijinal dokümanları inceleyip tarih yazdığının altını çizen Atalar, "Bilkent Üniversitesi Tarih Bölümü'nün kurucusu olan İnalcık, İhsan Doğramacı'nın daveti ile Türkiye'ye gelmişti. ABD'de yıllarca biriktirdiği kitapları de üniversiteye bağışladı. Üniversitemizde Halil İnalcık Kütüphanesi bulunuyor. Kütüphanede, uzun hayatı boyunca topladığı, biriktirdiği, çok önem verdiği ve aslında ileriki yıllarda birçok araştırmacıya destek olacak çok önemli kitaplar var." dedi.

Bilkent Senfoni Orkestrası'nın bu yıl 19 Mayıs'ta "Gençlik Konseri"ni Halil İnalcık adına düzenlediğini aktaran Atalar, o tarihte hastanede tedavi gören İnalcık'ın mesajının da konser sırasında okunduğunu söyledi.

Rektör Atalar, 27 Temmuz Çarşamba günü Bilkent Üniversitesinde İnalcık için bir tören düzenleneceğini bildirdi.

"ANKARA ÜNİVERSİTESİNİN 'BİLİM ÇINARI'YDI"

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş ise İnalcık'ın, üniversitenin Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinin (DTCF) ilk öğrencilerinden olduğunu ifade etti.

DTCF'den emekli olan Prof. Dr. İnalcık'la geçen yıl görüntülü yaptıkları röportajın üniversitenin web sayfasında yayınlandığını hatırlatan İbiş, bu sırada İnalcık'a DTCF dekanıyla birlikte "Ankara Üniversitesi Bilim Çınarı" ödülünü takdim ettiklerini aktardı.

İbiş, 27 Temmuz Çarşamba günü İnalcık için DTCF'de bir tören düzenleneceğini kaydetti.

HALİL İNALCIK KİMDİR?

Dünyaca ünlü tarihçimiz Halil İnalcık, 26 Mayıs 1916’da İstanbul’da dünyaya geldi. Çocukluğu hep savaş yıllarında geçen İnalcık, 1924 yılında, ailesiyle birlikte Ankara’ya yerleşti ve ilkokulu burada, Gazi İlkokulu’nda bitirdi. Babası Seyit bey ailesini bırakıp Mısır’a yerleştiği için Halil İnalcık’ı annesi büyüttü.

Ortaokulda yatılı olarak Sivas Öğretmen Okulu’na verilen İnalcık, 1932 yılında ise Balıkesir Necatibey Öğretmen Okulu’na nakledildi. Burada, fizik dalında Nusret Kürkçüoğlu, edebiyat dalında ise edebiyat tarihçisi Abdülbaki Gölpınarlı gibi ünlü hocalardan ders aldı.

1935’de, öğretmen okulundan mezun olduktan sonra, Atatürk’ün tarih tezini bilimsel temellere dayandırmak için kurduğu Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ne başladı. İnalcık, üniversite eğitimi sırasında da dönemin önemli isimlerinden der aldı. Bunlar arasında Fuad Köprülü, Şemsettin Günaltay, Muzaffer Göker, Yusuf Hikmet Bayur gibi isimleri sayabiliriz.

Ortaçağ tarihi derslerini aldığı Köprülü, İnalcık üzerinde büyük bir etki bıraktı ve meslek yaşamı boyunca kendisine örnek oldu. İnalcık, 1940 yılında mezun olduktan sonra Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde kaldı ve Yakınçağ Tarihi Bölümü’nde asistan oldu. Bu arada Şevkiye Hanımla evlendi ve 1948 yılında Günhan adlı çocukları dünyaya geldi.

HALİL İNALCIK'TAN HAYAT DERSLERİ

Çalışma: Manalı bir hayat için kendinize uzak, büyük bir gaye koyun. Sonra da onu gerçekleştirmek için çok çalışın.

Para: Yetecek kadar olsun. Kendinizi servet yığma hırsına kaptırmayın. Ama bir eviniz olmalı.

Aşk: Çalışma uğruna yalnızlığı seçmeyin, hayatınız noksan kalır. Tanrı bizi çift yaratmış. Kadınsız hayat yarım hayattır.

Aile: Ben öyle çok çocuklu bir hayat kuramadım, bir kızım oldu. Ama çocuk sahibi olmak ilim yapmaya engel değildir.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN TAZİYE MESAJI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ünlü tarihçi Halil İnalcık’ın vefatı bir taziye mesajı yayımladı. Erdoğan’ın taziye mesajında şu ifadeler yer aldı:

”Dünyaca ünlü tarihçi, Prof. Halil İnalcık’ın vefatını derin bir teessürle öğrendim. Ömrünü Türk ve dünya tarihi araştırmalarına adayan, tarafsız ve nitelikli eserleriyle dünyanın sayılı tarihçileri arasında yer alan Halil İnalcık, kitapları, inceleme ve değerlendirmeleri ile bizlere eşsiz bir miras bırakmıştır. Dünyanın saygın üniversitelerinde dersler veren, araştırmalarıyla tarihe ışık tutan saygıdeğer hocamız, yetiştirdiği talebeleriyle de her zaman sevgi ve saygıyla yad edilecektir. Türk tarihçiliğinin büyük ismi, hocaların hocası merhum Halil İnalcık’a Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyor, yakınlarına başsağlığı diliyorum.”

BAŞBAKAN YILDIRIM: MÜMTAZ BİR BİLİM ADAMI OLARAK HATIRLANACAK

Başbakan Binali Yıldırım, Osmanlı tarihi üzerine verdiği önemli eserlerle tarih literatürüne büyük katkılar sunan, ilmi titizliği ile dünya ölçeğinde meslektaşlarının ve tarih araştırmacılarının takdirini kazanan Prof. Dr. Halil İnalcık'ın, mümtaz bir bilim adamı olarak hatırlanacağını bildirdi.

Başbakanlık Basın Merkezinden yapılan açıklamaya göre Başbakan Yıldırım, yayımladığı mesajda, sosyal ilimler alanında dünyanın saygın ilim adamları arasında yer alan "Tarihçilerin Kutbu" Prof. Dr. Halil İnalcık'ın vefatını teessürle öğrendiğini belirtti.

İlim dünyasının çok kıymetli bir mensubunu kaybettiğine işaret eden Yıldırım, şunları ifade etti:

"Osmanlı tarihi üzerine verdiği önemli eserler ile tarih literatürüne büyük katkılar sunan, ilmi titizliği ile dünya ölçeğinde hem meslektaşlarının hem de tarih araştırmacılarının takdirine mazhar olan Prof. Dr. Halil İnalcık daima mümtaz bir bilim adamı olarak hatırlanacaktır. İlim dünyamız çok kıymetli bir mensubunu, Türkiye çok kıymetli bir değerini kaybetmiştir. Duayen tarihçi Halil İnalcık'a Allah'tan rahmet, ailesine, akademi dünyamıza ve bütün sevenlerine başsağlığı diliyorum."

KURTULMUŞ'TAN BAŞSAĞLIĞI MESAJI

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Başımız sağolsun. Binlerce talebe yetiştirmiş ulu bir çınardı Halil İnalcık Hocamız” dedi.

Halil İnalcık’ın vefatı dolayısıyla Twitter hesabından bir açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Ülkemizin yetiştirdiği büyük ilim adamı ve Hocaların Hocası tarihçi Halil İnalcık'a Allah'tan rahmet diliyorum. Başımız sağolsun. Binlerce talebe yetiştirmiş ulu bir çınardı Halil İnalcık Hocamız. Dünya çapında saygın ve büyük bir ilim adamıydı” ifadelerini kullandı.

AHMET DAVUTOĞLU’NDAN ‘HALİL İNALCIK’ MESAJI

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, duayen tarihçi Halil İnalcık’ın vefatı dolayısıyla bir taziye mesajı yayımladı. 

AK Parti Konya Milletvekili Davutoğlu, sosyal medya hesabından yayımladığı mesajda, “Şahsi dostluğum vesilesiyle de yakından tanıdığım Halil İnalcık, paha biçilmez eserleri ve yetiştirdiği talebelerinde yaşayacak. Zaman onun eserlerini aşındıramayacak, çünkü bu eserler o zamanların ruhunu kavramıştır. Mekan ya da bulunduğu arşiv veya kütüphaneler bu eserleri aşındıramayacak, çünkü bu eserler o kütüphaneleri çoktan aşmıştır. Asırlık ilim çınarı merhum İnalcık'ı hep saygı ile hatırlayacağız. Sevenlerine, öğrencilerine ve ilim dünyasına taziyelerimi iletiyorum” ifadelerini kullandı.

Hürriyet

 

 

En dehşetli darbe girişimi

 

15 Temmuz gecesi saat 22.00 civarında Türkiye ani bir hareketle çalkalandı. Bu darbe alışıldığı üzere sabaha karşı değil hafta sonu gecesinin en hareketli anında cereyan ediyordu. Köprüler kapatılmıştı. İçten bir ihbar nedeniyle darbe planının çözüleceği anlaşıldığından acele davranmışlardı. Her halükârda John Kerry'nin "Parlak olmayan bir planlama" diyeceği kadar perişanlık söz konusuydu...

DARBECİ grubun bir enaniyet içinde olduğu anlaşılıyor; karizmaları ve kerametleri kendilerinden menkul, herkes onlardan aşağı ve herkes onlara tabi olmak zorunda. Kapalı grupların en büyük çelişkisi, kendilerini beğenirken etraftakilerin nefretinin başladığını görememeleridir. Örgütlenmenin getirdiği başarılar kısa zamanda bir iç tıkanmaya dönüştü. Darbe girişimi gecesi Cumhurbaşkanı’nın Hande Fırat aracılığıyla verdiği demeçten sonra köprüye yönelenlerle köprüyü kesenler arasında büyük bir çatışma oldu ve burada halka ateş açıldı, malum. Bu darbe teşebbüsünde en hazin olaylardan biri köprüye yığılan ve sözde tatbikat diye yanıltılan askerler (erat) ve gene sözde tatbikat diye Çengelköy’e yönlendirilen Kuleli Askeri Lisesi öğrencilerdir. Bu kesimden masum olanların derhal tespit edilmesi gerekir.

 

KRİTİK DÖNEMDE  BAŞARILI GAZETECİLİK

 

Darbe girişimlerini tespit edip Cumhurbaşkanı ve hükümeti haberdar etmekle görevli makamların görevlerini yerine getiremediği bizzat Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın demecinden anlaşılıyor. Her halükârda darbenin önlenmesinde 1’inci Ordu Komutanı Ümit Dündar Paşa’nın etkin olduğu açık. Darbe gecesi çok etkin bir habercilik örneği Doğan TV Ankara Temsilcisi Hande Fırat’tır. Türkiye’de her zaman böyle kritik gazeteciliği başarıyla tamamlayanlar çıkıyor. Demek ki basının bugünkü olumsuz görünümü kaçınılmaz bir gelişme değil. Kuraldışı nitelikli elemanlar ortaya çıkabiliyor.

 

ASKER DÜŞMANLIĞINA  GİDİLMESİN

 

Darbe girişimi gecesi maalesef ne 27 Mayıs 1960, ne 12 Mart 1971, ne de 12 Eylül 1980 olaylarına benzemeyecek şekilde dehşetengizdi. Lütfen bu gecenin etkisiyle asker düşmanlığına gidilmesin. Bu grup bizim bildiğimiz ordu değildir. Nihayet bir yurdun savunması asayişin de ötesinde bir mekanizma ve birikim ister. Ordunun iç terfi düzeni orduya ait bir olaydı. Saltanat döneminde bile asker ocağına müdahale bir numaralı asker ve orduların başkumandanı olan padişahla ama gene asker ocağının kendi kurallarıyla giderdi. Maalesef 2007-2013 yıllarında dar bir cemaat grubunun askerlik dışı eğitimle biçimlendirdiği kişi ve grupların terfi ve tayin düzenine karıştığı anlaşılıyor. Bu gibi hareketlere müsamaha edilmemesi gerekir. 1826 yılında yeniçeri ocağına karşı Sultan Mahmud yeni orduyla savaş açtığında cihat bayrağı açtı ve minarelerden sala okundu. Bu son derece ciddi bir olay, ciddi bir davettir. Bu sefer de aynı şey tekrarlandı, lakin hafızaları aşındıracak derecede tekrarlanmaması gerekir. Kanlı darbe girişimi bastırıldı.

 

AYAKLANMADAN ‘COUP D’ÉTAT’YA

 

TÜRKİYE tarihi yeniçeri ayaklanmalarıyla doludur. Osmanlı saltanatının en güçlü asırlarında olduğu gibi, 19’uncu asır sonuna kadar kapıkulu ayaklanmaları tarihi yönlendirir. İçinde ulufe meselesi ve züyuf akçe (değeri düşürülmüş gümüş sikke) dolayısıyla olanlar da vardır. Devletlûlar arası çatışma ve kışkırtmalardan dolayı çıkanlar da vardır. Payitaht halkının çektiği sıkıntılar ve yeniçerilerin empoze ettiği devletlûların idareye geçirilmesi talepleri bazı ahvalde ilmiye sınıfının desteklemesiyle sokak isyanlarını çıkarır. Çok kanlı bitenleri vardır.

 

IV. MURAD’IN İNTİKAMI

 

Asker kelle ister, çocuk padişah IV. Murad, 17 yaşından sonra devleti şiddetle yöneterek bu gibi başkaldırıların intikamını aldı. En sonuncusu III. Selim’in ve II. Mahmud’un asırlarındaki reformlarına karşı yeniçerinin isyanlarıdır. 1826 askeri ayaklanmalara son verdi ve 1876’ya kadar da yarım asır hükümet darbesi görmedik. Tanzimat asrının asıl hedefi ve başarısı buydu. Ne yazık ki iktisadi ve mali çöküntü müdahaleyi hızlandırdı ve bu müdahaleler artık modern anlamda “coup d’état” (askeri darbe) biçimine dönüştü. Son asırdaki darbeler beş asırlık ayaklanma geleneğinin çok dışındadır.

 

CUMHURİYET’LE  BİTMİŞTİ

 

1876’dan 1908’e kadar 33 yıllık otoriter yönetimden sonra tekrar bir askeri darbeyle Osmanlı saltanatının gücü İngiltere kraliyetinin bile gerisine düştü. Osmanlı padişahı adeta meşruti bir monarşinin temsilcisi haline geldi. Lakin memleketteki yönetim bir meşrutiyetin gerektirdiği demokrasiye sahip değildi. Gerçi, dönemin meşruti sistemlerinde de (anayasal monarşi), her yerde İngiltere tacının ve parlamentarizminin uyumlu hali söz konusu değildir. Görünüşte Almanya ve Avusturya da meşrutiyetle yönetiliyordu ama Britanya’dan çok uzak durumdaydılar. 1905’ten sonra sözde Rusya’da da meclis vardı ve İran’da da... Darbeler asrı Cumhuriyet’in ilanıyla bitmiştir. Kırk sene sonra bir daha avdet etti. Darbelerin anatomisi ve nedenleri çok tartışılır. Hoş bir siyaset tarzı olmadığı, çok şeyleri götürdüğü gerçektir. Lakin niye oluyor sorusuna herkesin düşünüp çare araması gerekir.

 

SOSYAL MEDYAYI KULLANMIYORUM

 

GEÇEN Pazar Hürriyet internet sitesinde yazdığım gibi benim kalemimden çıkmayan deyiş ve ifadeler sosyal medyada yer aldı. Bunlarla ilgim yok ve sosyal medyayı kullanmıyorum. Sadece etkinlik ve kitaplarla ilgili bilgilerin paylaşıldığı Twitter’da @ilberortayligsu hesabı var. Bu nedenle haberleşme ve yazışma hakkıma saygı gösterilmesini rica ederim. 

 

PROF. DR. İLBER ORTAYLI / HÜRRİYET GAZETESİ

Peygamber ocağımıza sinsice yuvalanmış paralel hainler, 15 Temmuz Gecesi ülkemizin birliğine ve bütünlüğüne, demokrasimizin yılmaz kararlılığına kast etme hadsizliğine teşebbüs etmiştir. 


"Devleti ebed müddet” felsefesiyle göğsünü siper etmiş olan Türk Milleti bu hain kalkışmayı bertaraf etmiştir.

Bu hain kalkışmada 246 polis/asker ve sivil vatandaşımız şehit olmuş, binlerce insanımız yaralanmıştır.

Milletimize geçmiş olsun. Kahraman Şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Allah  ülkemizi vatan hainlerinden ve millet düşmanlarından korusun...

www.tarihgazetesi.net

 

Sultan 3'üncü Murad’ın annesi Nurbanu Valide Sultan tarafından 1570-1579 yılları arasında Mimar Sinan’a yaptırılan Atik Valide Külliyesi’nin tekke bölümünün yanına betondan bina inşa ediliyor.

İSTANBUL Üsküdar’daki Mimar Sinan’a ait 450 yıllık Atik Valide Külliyesi’nin dibine beton atılarak öğrenci yurdu inşa ediliyor. Yeni inşaatın kalıpları tarihi binanın duvarlarına yaslandı. İnşaat tabelasında 16.11.2013 tarihinde Koruma Kurulu’ndan izin alındığı gösteriliyor. İstanbul Vakıflar 2'nci Bölge Müdürlüğü işveren olarak görülürken, yüklenici firma olarak da Atik Valid İlim ve Hizmet Vakfı'nın ismi geçiyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1 milyon 216 bin 800 liraya restorasyon adı altında ihale edilen inşaat 2 kat bodrum ve üstü 2.5 kat olacak. 

KAÇAK KURAN KURSUYDU
Vakıflar Genel Müdürlüğü ihale ekspertiz raporuna göre bu alanda daha önce kaçak Kuran kursu varmış. Tarihi binaya bitişik yükselen inşaat projesine göre ikinci bodrum katında sığınak, mescit, depolar ve çamaşırhane yer alıyor. Birinci bodrum katında kazan dairesi, yemekhane, toplantı odası, tuvaletler bulunuyor. Zemin katta yurtmüdürü ve idareci odaları bulunurken, 1 ve 2'nci katta yatak odaları, etütlük, belletmen odası duş ve lavabo bölümleri görülüyor. Çatı arasında ise toplantı odası, yatak odaları, mutfak ve duşlar bulunuyor. 

Zemin büyüklüğü 459 metrekare olan arsaya yaklaşık 4 emsalle 1.872 metrekare kapalı alan inşa ediliyor. Bodrum katları emsal dışında tutuldu. Tarihi binanın duvarlarına yaslanan kalıplar görenleri hayrete düşürüyor. Yaklaşık 6 metre hafriyat yapılarak beton temel atıldı. 2863 sayılı Kültür Varlıklarını Koruma Yasası’na göre tescilli binalara bitişik ve daha yüksek boyutta bina yapılamıyor. 

ŞİFAHANEYİ RESTORE ETMİŞLERDİ
 ARALIK ayı başında Mimar Sinan’ın bilinen son yapıtı Atik Valide Külliyesi’nin şifahanesi restorasyon adı altında camla kaplanmıştı. Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi’ne devredilen yapıyla ilgili yeni bir düzenleme yapılmamış, tarihi bina restorasyon rezaleti ile karşı karşıya kalmıştı.  

İNŞAATA TEPKİ

Görgüsüzlük nereden geliyor 
Prof. Dr. İlber Ortaylı (Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi): ‘‘450 yıllık Atik Valide Külliyesi’nin dibine apartman yapılmasına nasıl izin verilir, bu görgüsüzlük nereden geliyor? Böyle restorasyon olur mu? Mimar Sinan’a da saygıları kalmadı. O eserin etrafı boş olmalı. Külliyenin uzağındaki binaların bile boyu daha alçakta yapılmalı. Eserin silueti etkilenmemeli. Büyük rezalet.’’ 

Mimar Sinan'a hakaret
Prof. Dr. Gül Akdeniz (Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Tarihi Anabilim Dalı Başkanı):‘‘Tescilli yapının çevresine bile yapamazsınız. Dibini kazıp beton atmak kabul edilemez bir durum. Mimar Sinan’a hakaret. Daha önce de cam cephe koyarak gelenekleri bozmuşlardı. Bizleri kurullardan uzaklaştırdılar. Çünkü bu projelere onay vermiyorduk. Diplomalı adamlar rezaleti bunun adı. Türk toplumu her kesimiyle tarihe ve tarihi eserlere önem vermiyor. Gerçek bu."

Çevre Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen de kamuya verilen izinlerle ilgili resmi süreci başlattıklarını söyledi.

Hürriyet

 
Prof. Dr. Türkkaya Ataöv geçmişiyle yüzleşme polemiğine açıklık getirdi. Ataöv, Ermeni lobisinin iddialarını ve Alman Meclisi'nin aldığı kararı 18 maddede çürüttü.
 
İşte Ataöv'ün o yazısı.

Birtakım yabancı ülkelerin meclisleri kabul ettikleri yasalar ya da kararlar ve açıkladıkları bildirilerle bize "Ey Türkler, artık geçmişinizle yüzleşin!" iletilerinin altını çiziyorlar. Bunlar sözde "yüzleşme yürekliliğini" gösterebilmemiz için bize bir anlamda yardımcı olacaklarını da ekliyorlar. Yanıtımız: Peki, yüzleşelim! Ancak, önce bunun ne demek olduğunu biz de bilelim, onlar da öğrensin. Şöyle ki:

l. Önce, geçmişle yüzleşmek bir tarih sorunudur. Geride kalmış olayları aydınlatacak belgelerin kapsamlı, eksiksiz, doğru, yansız ve dengeli biçimde ortaya konması gerekir. Bu uğraş bilimin görevidir. Geçmişte ne olduğunu belirlemenin ilk koşulu siyasilerin kararlarını bir yana itmektir. Bilimsel gerçek yalnız bir görüşü yayma amacıyla yürütülen bir kampanyanın malzemesi yapılamaz. Bilimin görevi ortaya geçmişte ne olduysa onu yan tutmadan yansıtan, kanıt değerinde belgelere dayalı ve doğruluktan ayrılmayan bir kütük çıkarmaktır. Yöntemi genel olarak bilimsel araştırmalarda, özel olarak da tarihte kullanılan belgeci yaklaşımdır.

2. İncelenen konu, anlaşmazlığa taraf olanlardan biri ya da birkaçı için bir kin ve öç kaynağı olamaz. Hele egemen olmaya özenen görüşün doğruluğunu sorgulayan ikinci görüşlerin eşit olarak dinlenmediği, savunulamadığı, dikkate alınmadığı, hatta yasak olduğu, üstelik sözü edildiğinde para, tutukluluk ve hapis cezalarının geçerli sayıldığı kurullarda, ortamlarda ve ülkelerde siyasal amaçlar için kullanılamaz. Yabancı meclislerin özgür araştırma kapılarını sımsıkı kapayıp yalnız tek bir yorumu geçerli sayması, skandal ölçüsünde bir saptırmadır. Bir tarih yorumu iç siyaset yapısının kendine özgü koşullarında iyi örgütlenmiş varlıklı baskı kümelerinin desteğine kavuşmak, bu yoldan oy toplamak ve maaşa ek olarak birçok yönden yüksek gelirli temsil mesleğini sürdürme tasarısına tutsak edilemez. Böylelerinin bildiri, karar ya da yasaklarının "son söz" olacağı asla kabul edilemez.

3. Dünyanın uzak bir köşesinde, yüz yıl önce yer almış olaylar başka bir ülkedeki günümüz iç iktidar savaşımında yerel baskı örgütlerinin buyruğunda yorumlanamayacağı gibi, ulusal düzeyde siyasetin ya da uluslararası güç dengesinde bir çıkar arayışının da aracı olamaz. Her ülkenin dışa karşı ulusal ve başka ulus-devletler topluluğu içinde kendine bir yer arayışı olacaktır. Ancak, başka ulusların tarihi herhangi bir ulusun dış dünya önünde topluca konumunun bir malzemesi durumuna sokulamaz. Tarihi incelemede, başka bir deyişle geçmişle yüzleşmede "sebep-sonuç" ilişkisinden, yani bilimsellikten, iyi niyetten ve onun parçası olan yansızlıktan vazgeçilemez.

4. Bir tarih olayını ele almaya çalışanlar, kimi ulusları ya da halkları önyargılı bir biçimde "iyi" ya da "kötü" diye ikiye ayıramazlar. Tarih dersi vermeye kalkanlar, aynı düzeye yerleştirdikleri, hem Tanrıya hem şeytana inanan Zerdüştlükten doğma mezhepler örneği ayrı ayrı toplumları bıçakla keser gibi ikiye bölüp birine iyi, ötekine kötü işlem uygulayamaz. Değişen yorumlara göre iyi ya da kötü kişiler ve yöneticiler vardır, ama iyi ya da kötü ulus ve halk ayrımı yapılamaz. Yoksa o tavrın kaynağı ancak ırkçılık olur. Tarihçilik özelliklerini taşımayan kimi Batı meclislerinin savcı edasıyla ortaya atılmaları ancak ırkçılıkla tanımlanabilir. Siyaset pazarından gelen bu kişilerin davranışı kökeni Haçlı Seferlerinde olan "Müthiş Türk" simgesini canlandırıp günümüze oturtma ve bunun armağanını cebe indirme çabasıdır. Ne var ki, böylesine çıkarcı oyun insanlığın uzun birikimine de ters düşer.

5. Bilimin kendinde tüm belgeleri inceleme, öne sürme ve gerçek olanları sahtelerinden ayırma gereği vardır. Özellikle "Ermeni sorunu" nda Osmanlı belgelerini yok saymak değil, tam karşıtı, onlara özel önem vermek gerekir. Eğer konu Osmanlı devletinin 1915 yılı ve dolaylarında ya da herhangi bir zamanda Ermenilere ilişkin siyasetinin ne olduğunu saptamaksa, bunun yanıtı önce ilk elden kanıtlar olan Osmanlı belgeliklerindedir. Başka devlet belgelerine de karşılaştırma amacıyla kuşkusuz bakılabilir. Ancak, gerçekte Osmanlı resmi tavrını belirleyecek olan ilk elden belgeler orada bulunur. Diyelim, Britanya'nın Waterloo Savaşı'ndan önce Napolyon' a ilişkin siyasetinin ne olduğunu belgelere dayalı olarak anlamak için ilk önce (Alman ya da Japon değil) Britanya arşivine bakmanın kaçınılmaz olması gibi, Ermenilere ilişkin Osmanlı siyasetinin anahtarları da Osmanlı tarih hazinesindedir. Üstelik, birbiriyle bağlantılı bu belgeler ülkemizde taranmış, birçoğu yayımlanmış, filme alınmış ve dünyanın önemli kütüphaneleriyle araştırma merkezlerine yıllar önce armağan edilmiştir.

6. Ancak, bunlardan yararlanmak için Türkçe ve Osmanlıca bilmek gerekir. Ayrıca, kimileri bugünkü dile, hatta yaygın yabancı dillerden İngilizceye bile çevrilmiştir. Bunlara "ne olacak, Türk belgeleri!" deyip bakmayanlar, bu tarih konusunu incelemeye yetkili değillerdir. Tarihçilerin son birkaç kuşaktır yaptıkları Osmanlıca, Arapça ve Farsça öğrenip eski Batılı yazarların yanlışlarını düzeltmek, önyargılarını açıklamak ve boşlukları doldurmaktı. Günümüz yabancı siyasetçileri şimdi eskinin dengesiz sunumlarına yeniden özeniyorlar. Özellikle, Osmanlı belgeleri soykırımın varlığını kanıtlamıyor, ama başka gerçekleri ortaya çıkarıyor ve yabancıların beğenisini bu nedenden ötürü kazanamıyorlarsa, önyargılı bu tavrın bilimsel değerlendirmede yeri yoktur. Türkçe ve Osmanlıca öğrenip uzun yıllar Doğu araştırmalarında deneyim kazandıktan sonra, buyursunlar, 200.000 dosyalık Babıâli Evrak Odası'na girsinler, 224 ciltlik Meclis-i Vükelâ Mazbataları'na, 117 ciltlik Tezakir-i Seniye ve 46 ciltlik İradat-ı Seniye dosyalarına, ardından Harbiye, Dahiliye ve Maliye sicillerine baksınlar, Mesail-i Mühimme yazanaklarını ve Gayrimüslim cemaatlere ait defterleri ve daha birçok şeyi incelesinler, il salnamelerine de insinler, ancak ondan sonra ahkâm kesmeye aday olsunlar. Amerikalı hiç İngilizce bilmeyen ve hiçbir Amerikan belgesine elini sürmeden ABD'yi anlatmaya koyulan birinin değerlendirmesini baş tacı ediyor mu? Gerçek şu ki, Osmanlı yönetiminin soykırım tasarladığını ve uyguladığını gösteren tek bir güvenilir belge yoktur.

7. İleri sürülen sorun "soykırım"ın varlığı ya da yokluğu ise -ki odur- kimi Ermeni ya da kimi Türk ve Müslüman ailelerinin başlarına gelenler (acılı olmakla birlikte) bu çerçevenin dışında kalır. Ancak, sorun kişisel boyutta da ele alınabilir. Ama konu o zaman soykırım incelemesinin dışına çıkar. Kişisel boyutta kalsa bile, Türklere yapılanların da eksiksiz incelenip gereği gibi değerlendirilmesi gerekir. Doğu Anadolu yalnız kurşunlanarak ve süngülenerek değil, görülmemiş yöntemlerle boğazlanmış çeşitli Müslüman kümelerini örten çok sayıda toplu gömütlüklerle doludur. Bu gömütlükler tanıklar huzurunda birer birer açılıyor. Kaldı ki, yabancı tarihçilerin, giderek kimi Ermeni yayınlarında da bu gerçeklere göndermeler vardır. Birtakım yabancı siyasetçiler bunlardan habersizseler derslerini iyi çalışmadıkları anlaşılır. Ama biliyor ve susuyorlarsa, aktörelerinden kuşku duyulur.

8. Tarih olaylarının sunumunda zaman zaman sahte "belgeler" in öne sürüldüğüne rastlanıyor. Bu konuda Ermeni tarafı bu yanıltmacı olanağa çok ve sürekli olarak başvurmuştur. Seçtikleri örnekler sıradan kişiyi hemen kazanacak nitelikte, yani duygusallığı ağır basan düzmecelik türündendir.
Örneğin, Vasili Vereşçagin adlı bir Rus ressamının 1871′de yaptığı yağlıboya (üstelik oldukça iyi bilinen) ve kurukafalardan oluşmuş tepeyi gösteren bir tablo "barbar Türklerin 1915′te öldürdükleri Ermenilerin kafataslarından oluşup Anadolu'yu kaplayan tepeler" diye sunulmuş, bu düzmece Almanca, Fransızça, Farsça, İspanyolca ya da Bulgarca yazılmış çeşitli kitapların kapağında, yazı içlerinde ve kartpostallarda yer almıştır. Gene örneğin, Mustafa Kemal Atatürk' ün göreceli olarak az bilinen bir fotoğrafının altına ve ayaklarının dibine (aslındaki dört köpek yavrusu silinerek) basit bir foto-kurguyla bir (sözde Ermeni) çocuk cesedi yerleştirilmiştir.
Araştırma yapma ya da kitap okuma alışkanlıkları ve vakitleri olmayan yabancılar bu çarpıcı örneklerle hemen etkilenmekte ve "Ermeni sorunu" nun özünü kavradıklarını sanarak Türkleri bir sözcükle "barbarlık" la suçlamaktadırlar. Türk tarafı bu konuda dünya kamuoyunun önüne bir tek düzmece bile sürmemiştir.
Gene Ermeni tarafının "Ararat" ya da "Musa Dağı'nda Kırk Gün" benzeri çok sayıda filmin ardında aynı yanıltma amacı vardır ve uzun araştırmalar yapmak yerine göze hitap ettiği için kısa süre içinde yandaş kazanmaktadır.

9. Bir suç söz konusuysa ve suçu işleyen(ler) saptanmış ve yaşıyorsa, kınama ve cezalandırma söz konusu olabilir. Ancak, suçlama ve ceza yalnız bir taraf için uygulanamaz.
Sanıklar ve suçlular tarih ve yargı önünde eşittirler, kişilerden kimileri belirli topluluk, halk, ulus ya da devletten diye ayrıcalıklı durumda olamazlar. Yalnız Osmanlı belgelerinde değil, üçüncü taraf yayınlarında, hatta Ermeni ordularının eski komutanlarının anı kitaplarında ve savaş tarihini inceleyen Ermeni yazarlarının kitaplarında Ermenilerin neden olduğu kıyımların kanıtları bulunmaktadır.
Yurtdışındaki günümüz Ermenilerinin çerçeve dışına çıkardıkları şu önemli gerçekler var: Silahlı ayaklanmalar, Müslüman kıyımları, Osmanlının savaş düşmanı Çarlık Rusyası, İngiliz, Fransız ve Yunanlılarla işbirliği, Türklere karşı savaşlar, 1914-18 arasında bir düzine savaşa katılmaları, salgın hastalıkların neden olduğu ölümler ve yerleri değiştirilenlerden büyük çoğunluğunun yeni yerlerine varmaları, tehcirin kalkmasıyla birçoğunun eski yerlerine dönmeleri ve bunlardan kimilerinin geniş kıyım yaptıkları gerçeği. Amerikalı Protestan ve Fransız Katolik din yayıcılarına göre, İsa'nın sevgili kulları olan bu kişiler yakıp yıkma, öldürme ve tecavüz gibi bol acımasızlık örnekleri verdiler mi? Evet! Ermeni yayınları (örneğin bugün"Agos" gazetesi) bunlara gereği gibi yer veriyor mu? Hayır! Ermenilerin suçlu olanları hiçbir yargı yerinde bu yaptıklarının hesabını verdiler mi? Hiçbir yerde!

10. Bununla bağlantılı olarak, suç kanıtlanmışsa, onun sorumlusu ortaklaşa olarak tüm halk ya da ulus değildir. Bir suç belirli bir ırktan, etnik kökenden, dinden ya da dilden olanların tümünü kapsamaz. Suç ve ceza yalnız suçu işleyen kişi için geçerlidir. Yakın tarihlerde (2003′te) yayımlanan ( "Birinci Dünya Savaşı Sözlüğü" başlıklı) önemli İngiliz kitabında bile (Britanya belgelerine dayalı olarak) "Türkler daha seferberlik hazırlıkları içindeyken Ermeniler doğuda Ermeni olmayan 120.000 kişiyi boğazladılar, Van'ı ele geçirip devletten ayırdılar, Rus ordularının koruması altında orada bağımsızlıklarını açıkladılar ve 50.000 kişi daha öldürdüler" diye yazmasına (s. 34-35) karşın, savaş sonunda hiçbir Ermeni yargılanmamış, yalnız Türkler ceza yemiştir. Bu uygulama "yenginlerin adaletini" simgeler ve yenilenin hakkını işgalci durumundaki güçlü devletin buyurganlığına bırakır. 1918′den sonra Türklere yapılan buydu. Oysa, bu durumda, hak güçlünün olur; sözde hukuk yenginden yana çıkar.

11. Suç ve ceza, olayla ilgili olmayan yeni kuşakları da içine alamaz. Öyle olursa, kimi ulusların yurttaşlarının, başkalarından farklı olarak, toptan ve istisnasız biçimde, sanki bir günahla doğmakta oldukları onaylanmış olur. Böyle bir yaklaşım metafizik, doğaötesi ve akıldışı bir yorumu geri getirmek anlamına gelir. Ne Türklerin, ne Ermenilerin ve ne de başka bir ulusun bir suç yüküyle dünyaya geldikleri saçma düşüncesi kabul edilemez.

12. Bununla bağlantılı olarak, suçlama ve cezalandırma geriye, diyelim, yüz yıla ya da yüzlerce yıl geriye götürülemez. Tarih incelenir, olaylar saptanır ve değerlendirmeler yapılır. Yalnız tek bir olayda, üstelik tek bir yan suçlanarak hesap sormak gibi bir yaklaşım seçicilikten de öte bir önyargı örneğidir. Geçmiş olayların tümü içinde birini, aradan geçen uzun süreyi de dikkate almayarak başkalarından ayıklayıp öne çıkarmak, tarih yönteminin onaylamayacağı bir yanlıştır. En başlara gidersek, hele sırasıyla İspanya, Hollanda, Britanya, Fransa, Rusya, Almanya, Amerika ve Japonya'nın büyüme dönemleri yanlış aktarılan efsanelerle doludur. Gerçek olan ise, acımasızlık, kan dökümü, kıyım, eşkıyalık, hırsızlık, gaddarlık, yabanıllık ve sömürü tarihidir.

13. Bu yanlışlar art arda yapılarak konunun siyasal atışmaya dönüştürülmesi beklenen açıklık yerine karmaşa getirir. Eğer tarihte olanları kimi yabancı devletlerin meclisler gibi iktidar kurumları karara bağlayacaksa, o zaman Amerika, Fransa, İsviçre ve Almanya gibi ülkeler açıkça "gerçek bakanlığı" adıyla bakanlıklar da kursunlar. Bugün yaptıkları da adını koymadan aşağı yukarı budur. Bizler de tüm gerçekleri o merkezden öğrenelim(!). Batı dünyası hızla böylesine yalın bir buyurganlığa doğru yol alıyor. Ekonomiyi ondan soruyor, onların kültür kasırgasına hedef oluyoruz. Şimdi de sıra geri kalanını da onlardan öğrenmekte mi? Tarihsel gerçek araştırması bu yoldan kurban edilemez.

14. Ayrıca, biliyoruz ki, Türkiye'yi sınamak, onu sanık sandalyesine oturtup gene bir daha yargılamak isteyen yabancıların kendi geçmişleri yoğun, görülmemiş ve uzun sömürü tarihi, hatta ondan da öte, insan haklarını yüzyıllarca çiğneme tarihidir. Asya'da, Afrika'da ve bugün Amerika denen Yeni Dünya'da hem uzak hem de yakın geçmişte uluslararası hukuku ve insancıllığı görülmemiş biçimde ayaklar altına alıp koca anakaraların çeşitli ve milyonlarca halklarına kıymış ve türlü acılar çektirmiş olanlar Türkiye'nin karşısına yargıç ya da savcı gibi çıkamazlar. Amerika, Asya, Afrika ve Avustralya tarihleri Kızılderililere, siyahlara, Çinlilere, Filipinlilere, Magriplilere, Çingenelere, İnuitlere, Güney Afrikalılara, Orta ve Güney Amerikalılara, Avustralya yerlilerine ve Balkanlar'dan Kafkasya'ya Türklere ve öteki Müslümanlara yapılanlar eksiksiz anlatılmadıkça yazılamaz. Yüzyılları kapsayan bu gaddarlıkların yeni halkaları çevremizde bile bugün de sürüyor.

15. Kaldı ki, kimi Batılı ülkeler kazandıkları savaşlardan sonra mahkemeler de kurmuş, başkalarının tartışmalı ilişkilerinde kendi çıkarlarına uyan yanı desteklemişlerdir. Örneğin, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra oluşturulan Nürnberg ve Tokyo mahkemelerinde savcılar ve yargıçlar kazananlardan, suçlananlar da yeniklerdendi. Oysa, örneğin, Nazi Alman savaş uçaklarının Londra'yı bombalaması gibi Müttefik hava kuvvetleri de Alman sivil yerleşim bölgelerinde taş üstünde taş bırakmamışlardı ve ilk iki atom bombası da Hiroşima ve Nagazaki'de sivillerin başlarında patlamıştı. Tokyo Mahkemesi'nin kuruluş belgesine göre, mahkemenin kararını yenik Japonya'daki Amerikan işgal güçleri komutanı tek başına değiştirebilirdi. Daha sonra, Yugoslavya'da, Sierra Leone'de, Kamboçya'da ve benzeri yerlerde farklı ölçüler kullanıldı. Ayrı ayrı örneklerdeki uygulamalar da değişik olamaz. Değerlendirmelerde çifte ölçülere bağlı kalınamaz. Doğruyu bulmak için yapılan bilimsel araştırmada ve son değerlendirmede hangi yöntemlere başvurulması gerekiyorsa, anlaşmazlıkların aydınlığa kavuşmasında da aynı yöntem kullanılır. Tarih araştırmasında da, bilimin her dalında olması gerektiği gibi, siyaset dışında bağımsız değerlendirme vazgeçilmez koşuldur.

16. Hele yabancı bir siyasal iktidar ya da onun parçası, birtakım dış merkezler, onların bilgi yoksulluğu önyargılarıyla yarışan kurulları ve geleceklerini güçlü baskı örgütlerinin acımasına bağlamış görünen siyaset kişileri ulusların tümünü ilgilendiren anlaşmazlık konularını bir pazarlık konusu yapamazlar. Tarih anlaşmazlığa taraf olanlardan birinin günümüzdeki çıkarlarına hizmet edecek biçimde değiştirilemez. Hele "Ermeni sorunu" gibi bir konu Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılması için önde gelen önkoşullardan biri gibi açıkça ya da gizli olarak ileri sürülemez.

17. Yalnız Türkiye ya da herhangi bir devlet tek başına "günah keçisi" gibi seçilemez. Geçmişle ve tarihle yüzleşme gerekiyorsa, bu, tüm ülkeler için uygulanabilir olmalıdır. Sayıları iki yüze yaklaşan tüm dünya devletlerinin eksiksiz her biri kendi tarihiyle yüzleşecek olursa, biz de aynını yapalım. Yabancılara ve onlar gibi düşünen kimi yurttaşlarımıza söylemek isteriz ki, aynı süreçten tümümüz geçelim. O zaman, bizi suçlamaya kalkanlar ilk önce kaçan devletler olacaklar. Daha da öte, böyle bir yüzleşmeye hiçbiri yanaşmayacak. Örneğin, ABD yeni kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne katılmamış, kendi asker ve sivil görevlilerinin başkalarınca hiçbir biçimde yargılanamayacağını duyurmuş, bunun için özel yasalar geçirmiştir. “Savaşı kazananın ya da güçlü olanın kendi tarihiyle yüzleşmesi gerekmez" diye bir şey olamaz.

18. Kendi çıkarları için Türkiye'yi suçlama yolunu seçen hiçbir yabancı devlet böyle bir sınamayı göze alamayacaksa da, buna razı olduklarını bir an için düşünsek bile, Amerika, Fransa, Almanya ya da her hangi bir başkası geçmişinin ipoteği altına sonsuza değin konamaz. Böylesine bir sınamaya herkesle birlikte bizim de razı olduğumuzu bir an için düşünelim. O zaman, Türklerin geçmişi, en beyaz çıkan bir kaçının içinde yer alacaktır.

YENİÇAĞ

Türkiye'nin geçmişine kara çalmayan kalkan Avrupa'nın soykırım sicili pek de sağlam değil. AB ülkesinden 9'unun geçmişte soykırım yaptığı tespit edildi.

İşte Batı'nın ülke ülke soykırım karnesi:

ALMANYA:

"Almanlar 1933-45 yılları arasında Büyük Alman İmparatorluğu’nu kurmak ve mükemmel Alman ırkını yaratmak hedefiyle diğer milletlerden ve etnik gruplardan 21 milyon insanı topluca kurşuna dizerek, toplama kamplarında, fırınlarda yakarak, gaz odalarında zehirleyerek soykırıma uğrattılar. Gerek Almanya gerekse de Almanların işgal ettiği diğer ülkelerde yaşayan 2 milyon Yahudi sistematik bir biçimde vurularak, asılarak, yakılarak ve zehirlenerek öldürüldü. Almanlar 1891 yılında da hammadde ve işgücü ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Namibya’ya sömürge kurmak amacıyla çıktı. Adanın yerlileri Herero ve Namalar üzerine taarruz eden Alman askerleri yaşlı, kadın, çocuk dinlemeden 117 bin insanı katletti. Yaklaşık 132 bin yerliden geriye 15 bini sağ kalabildi."

FRANSA:

"Fransa, 1830 yılında Cezayir’i işgal etti. 132 yıl boyunca Cezayir’i işgal altında tutan Fransa, 1954-1962 yılları arasında 1.5 milyon Cezayirliyi katletti. Fransa, 1.Dünya Savaşı’nda da 900 bin Afrikalının ölümüne sebep oldu."

KIBRIS RUM KESİMİ:

"Katliamların başladığı 1912 yılından, Kıbrıs Barış Harekatı’nın yapıldığı 1974 yılına kadar 1000’i aşkın Türk, Rumlar tarafından öldürüldü."

YUNANİSTAN:

"1829’da Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla Mora’daki Türkler göçe zorlandı, 20 bin Türk katledildi. 1923 yılında Lozan’da imzalanan Türk ve Yunan azınlıkların karşılıklı mübadelesine ilişkin anlaşmanın ardından Batı Trakya bölgesinde yaşayan Türkler üzerinde sistemli olarak 'etnik ve kültürel soykırım' başlattı. Türklerin hukuki, siyasi, kültürel ve dini haklarının kısıtlanması ibadetlerine izin verilmemesi gibi yoğun baskılar sonucu 400 bin Türk bölgeyi terk etmek zorunda kaldı."

BELÇİKA:

"1.Dünya Savaşı’nın ardından Ruanda’nın yönetimi Belçikalılara verildi. Belçika’nın sömürgesi altındaki Ruanda ve Kongo’da 10 milyondan fazla insan soykırıma uğradı."

İTALYA:

"İtalya’nın, Libya’da 1911’den 1940’lı yıllara kadar uyguladığı imha operasyonları ve çölün ortasına kurduğu toplama kamplarında yüz binlerce Afrikalı Müslüman hayatını kaybetti. İtalya diktatörü Mussolini, Etiyopya'da ve Yugoslavya'da 300 bin insanı katletti."

DANİMARKA:

"AB ülkelerinden Danimarka, 1945 yılında 250 bin Alman mülteciyi ölüme terk etti. Sovyet Ordusu’nun Alman topraklarına doğru ilerlemesinden kaçan 250 bin Alman mülteci Danimarka’ya sığındı. Üçte birini 15 yaşından küçük çocukların oluşturduğu Almanlar tel örgülerle çevrili toplama kamplarına alındılar. Binlerce çocuk ve yetişkin tifüs, bağırsak iltihabı ve ishal sonucu yaşamını kaybetti."

İSPANYA:

"İspanya diktatörü Francisco Franco, ülkesinde 30 bin muhalifini öldürttü. İspanyollar Amerikalılarla birlikte milyonlarca Kızılderili’yi katletti."

İNGİLTERE:

"İngiltere, 1788-1938 tarihleri arasında sömürgeleştirmek amacıyla gittiği Avustralya’da yerleşik yerli halk Aborjinleri sistematik olarak yok etti. İngilizlerin aralarına salgın hastalık yaydığı, bununla da yetinmeyip yemeklerine zehir katarak yok etmeye çalıştığı 750 bin Avustralya yerlisinden geriye sadece 31 bin kişi sağ kalabildi."

RUSYA:

"Lenin, 1917-1920 yılları arasında 30 bin muhalifini infaz ettirdi. 1944 yılında Rusya, Çeçen, İnguş, Karaçay-Malkarlar ile Kırım Türklerini trenlere bindirerek Sibirya ve Kazakistan’a sürgün etti. Bu sürgünde 500 bini aşkın Müslüman Türk yollarda öldü. Rusya'nın Çeçenistan’a yaptığı saldırılarda da 200 binin üzerinde sivil katledildi."

AMERİKA:

"Amerika, soykırımlara Kızılderilileri katletmekle başladı. Amerikalılar ve İngilizler Almanların savaşı kaybetmelerinin ardından, Dresden kentine sığınan Alman göçmenlerin üzerine 3 gün süreyle havadan bomba yağdırdı. Saldırılarda çocuk ve kadınların oluşturduğu 200 bin kişi öldü. Amerika’nın Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine attığı atom bombaları sonucu 135 bin kişi öldü. ABD’nin Vietnam’ı işgali ise 70 bin kişinin ölümüyle sonuçlandı. ABD son olarak Felluce’de 1500 sivili öldürdü. İngiliz Tıp Dergisi Lancet'in yaptığı araştırmaya göre Irak'ta ABD işgali dolayısıyla ölen sivillerin toplam sayısı 655 bine ulaştı."

ATO

RÖPORTAJLAR

  •  
    Prof. Dr. Mehmet Öz ...
    “O, eserleriyle ve öğrencileriyle yaşamaya devam edecek...” Hacettepe ...
     
  •  
    Tarihçilerin Kutbu Halil ...
    Tarihçilerin Kutbu Halil İnalcık Hocamızın ardından Prof. Dr. Yılmaz KURT ...
     
  •  
    Çok sıkıntılı günlerden ...
    Çok sıkıntılı günlerden geçiyoruz ama bu önemli ...
     
  •  
    Darbeciler 157 Yıl Önce ...
    İlk modern darbe teşebbüsümüz 157 yıl önce 1859’da meydana ...
     
  •  
    Selâ
    Diyanet, geçen hafta yaşadığımız darbe girişimi sırasında bütün camilerde ...
     
  •  
    15 Temmuz 2016 günü ...
    15 Temmuz 2016 günü vatan savunması Milletimize kutlu olsun Darbeci, ...
     
  •  
    Karakoyunlu ve Akkoyunlu ...
    Karakoyunlu ve Akkoyunlu olmadan Anadolu tarihi eksik kalır Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN ...
     
  •  
    Tehcir kararı Türk ...
    Tehcir kararı Türk Milleti’nin beka tapusudur İSMAİL ...
     
  •  
    İşte, Lozan'ın gizli ...
    Lozan Anlaşması'nın tarihi bir hezimet olduğuna ilişkin tezlerle kafa bulan tarihçi ...
     
  •  
    Dr. Hayati Bice yazdı: ...
      Dünyada İslamofobi’nin tırmanışa geçtiği, “Gerçek ...
     
  •  
    "Atatürk ile Fatih ...
    "Atatürk ile Fatih Sultan Mehmet arasında ciddi benzerlik var" ...
     
  •  
    Mimar Sinan'ın hiç ...
    Edirne Belediye Başkanı Gürkan, "Kazıda Tarihi Yemiş Kapanı Hanının ...
     
  •  
    Mustafa Kemal, Meclis’in ...
    Mustafa Kemal, Meclis’in namazlarla, dualarla açılmasını emretmişti ...
     
  •  
    Ermenistan toprakları ...
    Ermenistan toprakları Türkler’in yurduydu Bugünkü Ermenistan ...
     
  •  
    Boğazlayan Kaymakamı ...
      Türkiye Cumhuriyeti'ni mütareke Osmanlı'sına çevirmek ...
     
  •  
    İstiklal Harbi'nin Ana ...
    ...
     
  •  
    Zafernameler ...
    Zafernameler (Fetihname), Varna ve İstanbul Fetihnameleri Necdet BAYRAKTAROĞLU ...
     
  •  
    Türkiye Büyük Millet ...
    Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıyor Efendiler, bu türlü ...
     
  •  
    İstanbul'un Fethi
    İSTANBUL ÜZERİNE HAREKET İlk ...
     
  •  
    Osmanlı Devletinde ...
    OSMANLI DEVLETİNDE KİMLER ASKERLİKTEN MUAFTI? Zübeyir Saltuklu   ...
     
  •  
    Türklerde Yeni Yıl: ...
    Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri / Dr. Sinan OĞAN ...
     
  •  
    Nevruz Geleneği
    NEVRUZ GELENEĞİ  Prof. Dr.  Ensar  ARSLAN* Nevruz, yüzyıllardan beri ...
     
  •  
    Müzikle Tedavi, ...
    Müzikle Tedavi, Türk-İslam Ve Diğer Devletlerde Müzikle Tedavinin Tarihi ...
     
  •  
    Modern Avrupa’nın ...
    MODERN AVRUPA’NIN GELİŞMESİNDE TÜRK ETKİSİ Prof.Dr. Halil İNALCIK ...
     
  •  
    29 Ocak 1988: Batı ...
    29 Ocak 1988’de Batı Trakya Türklerini sokağa döken uygulamanın ...
     
  •  
    Kâzım Karabekir Paşa’nın ...
    KÂZIM KARABEKİR PAŞA’NIN ÖLÜMÜ, CENAZE TÖRENİ VE ARDINDAN ...
     
  •  
    Atatürk'ün Ankara'ya ...
    ATATÜRK’ÜN ANKARA’YA GELİŞİ Yrd. Doç. Dr. EDİP SEMİH ...
     
  •  
    Kudüs'ün Bekçisi Onbaşı ...
    Osmanlı (Türk) ordusu Kudüs'ten çekilirken (9 Aralık 1917) Mescid-i ...
     
  •  
    Osmanlılarda Yurtluk ve ...
    Osmanlılarda Yurtluk ve Ocaklık Sistemi Prof. Dr. Yılmaz KURT Osmanlılar XVI. ...
     
  •  
    Anadolu ve Balkanlarda ...
    ANADOLU VE BALKANLARDA  SARI  SALTUK    ...
     
  •  
    Ermenilerin ...
    Ermenilerin Yeşilyayla'daki Türk Soykırımı Dr. Enis ŞAHİN* ERMENİ ...
     
  •  
    Hace-i Türkistan Ahmed ...
    BM – UNESCO 2016 AHMED YESEVİ YILI ÜZERİNE… BM UNESCO (Eğitim Bilim ve ...
     
  •  
    Kazım Karabekir ...
    Yılmaz Basım tarafından yeni yayınlanan “Emrinizdeyim Paşam” Kâzım Karabekir ...
     
  •  
    Türklerde Devlet Anlayışı
    Tarihleri boyunca planlı ve sistemli bir surette yaptıkları göçlerle eski ...
     
  •  
    "Benim Ailem: Atatürk’ün ...
    "Benim Ailem: Atatürk’ün Saklanan Ailesi” isimli kitabı ...
     
  •  
    "Yüzüncü Yılında Ermeni ...
    "Yüzüncü Yılında Ermeni Meselesi" Ermeni Sorunu, aradan ...
     
  •  
    "Bütün yükler Türk ...
    “Ve geriye baktığım zaman görüyorum ki, yalnız dalgalı, hareketli bir şahsi ...
     
  •  
    Örnek Bir Öğretmen: ...
    Örnek Bir Öğretmen: Feridun ESER MEB'de Felsefe Öğretmeni görevine ...
     
  •  
    Deli Halid Paşa, ...
    42 senelik ömrünün 22 senesi, eşkıyâlar, asiler ve düşmanlar ...
     
  •  
    Kültür, Millet ve Ordu
    KÜLTÜR, MİLLET VE ORDU Ziya Gökalp, Türkçülüğün ...
     
  •  
    Destan Romanlar Davetiye ...
    Osmaniye Merkez İstiklal Ortaokulu Matematik Öğretmeni Yusuf Tülü, 22 ...
     
  •  
    Dil ve Edebiyat Öğretim ...
    Dil ve Edebiyat Öğretim Yöntemleri Ed: Prof Dr. İsmet ÇETİN Yazarlar ...
     
  •  
    Vaiz Öteki Mehmed Âkif / ...
    Vaiz Öteki Mehmed Âkif Sinan Meydan   İnkılâp Kitabevi ...
     
  •  
    Korkutname / Kenan ...
    Korkutname / Kenan Çarboğa   Kara, çekik gözlerini uyku almış, ...
     
  •  
    TÜİK'ten utandıran kitap ...
    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), kitap okuma araştırması utandıran bir ...
     
  •  
    Atatürk’ün Dil ve Kültür ...
    ATATÜRK’ÜN DİL VE KÜLTÜR ANLAYIŞI Prof. Dr. Saim SAKAOĞLU ...
     
  •  
    Türk Dünyasını ...
    Türk  Dünyasını  Uyandıran  Adam : Gaspıralı  İsmail  Bey ...
     
  •  
    Mehmed Akif'in Milli ...
    Mehmed Akif'in Milli Mücadele Vaazları "Kastamonu-Nasrullah Camii Cuma Vaazı ...
     
  •  
    Esas Duruş
    “E S A S       D U R U Ş” “Türk ...
     
  •  
    Günümüzün ...
    GÜNÜMÜZÜN MANKURTLAŞTIRILMIŞ TÜRKLERİNE CENGİZ AYTMATOV UYARISI Prof. ...
     
  •  
    Fatihler Unutulmadan
    Fatihler Unutulmadan Kudret Harmanda ...
     
  •  
    "Yörükler Bölünmezliğin ...
    Türkiye Cumhuriyeti ve halkı son yılların en şiddetli terör eylemlerine maruz ...
     
  •  
    Yüz Yıllık Kut’lu Bir ...
    İngilizleri önce Çanakkale Cephesi’nde durdurduk;  ...
     
  •  
    Nevruz Ateşi
    Nevruz Ateşi   Beşbin yil geçmişten kopan yildirim,  Karanligi ...
     
  •  
    İstiklal Ruhu
    İSTİKLAL RUHU Sayın Kudret HARMANDA Yazdı... ...
     
  •  
    Tarih Boyunca Türk ...
    Tarih Boyunca Türk Kadını ve Kapitalizmin Yeni Oyuncağı 8 Mart Sayın Kudret ...
     
  •  
    Duamız
    DUAMIZ “Bundan 24 yıl evvel Azerbaycan’ım Karabağ bölgesinde ...
     
  •  
    Türkülerle Yol ...
    TÜRKÜLERLE YOL ARKADAŞLIĞI Düzce 81. sıradan listeye dâhil ...
     
  •  
    Türkiye'nin Asıl Meselesi
    TÜRKİYE’NİN ASIL MESELESİ Ağzını açan “Kürt sorunu”, ...
     
  •  
    Türk Dil Kurumu'na Çağrı
    TÜRK DİL KURUMU, “TURANCILIK” TERİMİNİ YENİDEN TANIMLAMALIDIR. Prof. Dr. ...
     
  •  
    Tarihte Kayılar'ın ...
    Tarihte Kayılar'ın başarı sırrı neydi? Ünlü Türkoloji uzmanı Kemal ...
     
  •  
    Bir tarihçi olarak şunu ...
    Bir tarihçi olarak şunu görüyorum: Tarih bizi zehirliyor Tarihe ...
     
  •  
    Kendimizi yüceltmek için ...
    Kendimizi yüceltmek için değil, düzeltmek için tarih bilmeliyiz ...
     
  •  
    Ali Bardakoğlu: ...
    Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Hürriyet yazarı Ahmet Hakan ...
     
  •  
    Prof. Dr. Nurullah ...
    PROF. DR. NURULLAH ÇETİN’LE "TÜRK’E ORYANTALİST KUŞATMA" ADLI ...
     
  •  
    Prof. Dr. İlber Ortaylı: ...
    Prof. Dr. İlber Ortaylı: Türkiye’de bugün başkanlık sistemi olmaz Prof. Dr. ...
     
  •  
    “Dünya Siyasetinde Orta ...
    “Dünya Siyasetinde Orta Asya” ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu ...
     
  •  
    Şehzade Mustafa’nın ...
    Şehzade Mustafa’nın gerçek hikayesini Prof. Dr. Feridun Emecen anlattı Son ...
     
  •  
    Atilla Mateffy;"Türkler ...
    Atilla Mateffy;"Türkler Bize Düşman Olarak Gösterildi" Macarlar ...
     
  •  
    “İnşallah bir aptallık ...
    Son günlerde herkesin dilinde Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın ne kadar bilgili olduğuna ...
     
  •  
    Kültür Sosyolojisi ve ...
    Sayın İkbal VURUCU, Sosyolog Mustafa AKSOY ile "Kültür Sosyolojisi ve ...
     
  •  
    Göktürklerde Osmanlı’yı ...
    Göktürklerde Osmanlı’yı görebiliriz Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Mimar ...
     
  •  
    Türkiye, ya "Büyük ...
    Türkiye, ya "Büyük Türkiye" Olacak ya da Yok Olacak!... Durmuş ...
     
  •  
    Mehmet Âkif Ersoy’a Dair ...
    Yalçın Küçük’ün Mehmet Âkif Ersoy’a Dair ...
     
  •  
    Suriye Türklerini ...
    Söyleşi: Prof. Dr. Nurullah Çetin Haçlı-Siyon emperyalizminin ...
     
  •  
    Belirtke Tablosu
    Belirtke Tablosu Nedir? Hedef davranışlarla, program içeriğinin yani konuların, ...
     
  •  
    Kitapları tekrar tekrar ...
    100 yaşına giren büyük tarihçimiz Halil İnalcık’ın kitapları tekrar ...
     
  •  
    “Yaralanmakla bir şey ...
    Deli Halid, Kop Dağları’nda Ruslarla savaşırken, 6 Temmuz 1916’da ağır yaralanarak ...
     
  •  
    Büyük Millet Meclisi'nin ...
    BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ( 23 Nisan 1920 ) Mustafa Kemal Paşa, İstanbul'un işgal ...
     
  •  
    Adalet Üzerine Söylenmiş ...
    Adalet olmadan, düzen olmaz. Albert Camus Bütün yargılamalar, ilahi ...
     
  •  
    İstiklal Marşı
    İstiklal Marşı ve T.C. Egoyu Kaldırmaz Bazı tarihler vardır ki, o tarihin üzerinden ...
     
  •  
    Osmanlı Devleti’nde ...
    Osmanlı’da 17.yy. son çeyreğinde yoğunlaşan savaşlar giderleri arttırdı. Bunun ...
     
  •  
    Tarih ve Tarih Bilimi
    Tarih ve Tarih Bilimi Tarih en basit ifadeyle "geçmişin bilimi" olarak ...
     
  •  
    Tarih ve Teknoloji
    Tarih Öğretiminde Teknoloji Nasıl Kullanılır sorusuna yanıt arayan bir site: Tarih ve ...
     
  •  
    Atatürk Kronolojisi
    1881 ·  Mustafa ...
     
  •  
    Binbaşı Ayşe
    Milli Mücadele'de Binbaşı Ayşe; Kurtuluş Savaşı hakkında yazılmış eserlerde ...
     
  •  
    1. Dünya Savaşı Sonunda ...
    1. Dünya Savaşı’ nın Sonunda İmzalanan Ateşkes Anlaşmaları ★ ...
     
  •  
    Sakarya Meydan ...
    Sakarya Meydan Muharebesi (23 Ağustos – 13 Eylül 1921) Türk ordusu ...
     
  •  
    Tarih Dersi 2015-2016 ...
    2015-2016 Eğitim ve Öğretim yılı 28 Eylül 2015 tarihinde başlayacak. ...
     
  •  
    Şeyh EDEBALİ'den Osman ...
    Şeyh EDEBALİ'den Osman Gazi'ye Nasihat “Ey Oğul! Beysin! Bundan sonra ...
     
  •  
    Kanuni Sultan ...
    Kanuni Sultan Süleyman'ın türbesinin yeri kesinleşti Türk ...
     
  •  
    Halil Hocamızın Ardından
    Halil Hocamızın ardından... Prof. Dr. İlber ORTAYLI 40 gün sonra 100 ...
     
  •  
    Tarihçilerin Kutbu Halil ...
    Dünyaca ünlü tarihçi Halil İnalcık, 100 yaşında ...
     
  •  
    En dehşetli darbe ...
    En dehşetli darbe girişimi   15 Temmuz gecesi saat 22.00 civarında ...
     
  •  
    Egemenlik Milletindir...
    Peygamber ocağımıza sinsice yuvalanmış paralel hainler, 15 Temmuz Gecesi ülkemizin ...
     
  •  
    Osmanlı'ya Beton
    Sultan 3'üncü Murad’ın annesi Nurbanu Valide Sultan tarafından ...
     
  •  
    Türkler, artık ...
      Prof. Dr. Türkkaya Ataöv geçmişiyle yüzleşme polemiğine ...
     
  •  
    Avrupa'nın SOYKIRIM ...
    Türkiye'nin geçmişine kara çalmayan kalkan Avrupa'nın soykırım ...
     
  •  
    Türk akademisyenlere Çin ...
    Turistik gezi amacıyla Çin’e giden bir grup Türk akademisyen, Urumçi ...
     
  •  
    Silivri'de Türk ...
    İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin Silivri’de gerçekleştirdiği kurtarma ...
     
  •  
    Osmanlı'nın Son Zaferi ...
    Bugün, Osmanlı devletinin bundan tam 100 yıl önce İngiliz kuvvetleri ve ...
     
  •  
    Kutü'l Amare Zaferi'nin ...
    KUTÜ’L-AMÂRE ZAFERİ’NİN 100. YILI MÜNASEBETİYLE I. ...
     
  •  
    Mimar Sinan Karamanlı ...
    Osmanlı mimarisi denildiğinde ilk akla gelen isim olan Mimar Sinan’ın etnik ...
     
  •  
    Boğazlıyan Kaymakamı ...
    Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey'in Aziz Hatırasına Galip Erdem “Tedirgin ...
     
  •  
    Dîvân-ı Hikmet’in tam ...
    Dîvân-ı Hikmet’in tam metni, Çağatay Türkçesi orjinali ile ...
     
  •  
    Uyvâr önünde bir Türk ...
    Uyvâr önünde bir Türk gibi kuvvetli Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil ...
     
  •  
    Niğbolu Zaferi
    NİĞBOLU SAVAŞI (25 Eylül 1396) Feridun Emecen  / TDV İslam Ansiklopedisi ...
     
  •  
    I. Murat'ın Evrenos ...
    I. Murat'ın Evrenos Gaziye Nasihatları  "Bil ki bir memlekete bey olmak iki ...
     
  •  
    Hayme Ana’nın öğüdü
    Hayme Ana, Ertuğrul Gazi’nin Annesi, Osman Gazi’nin de babaannesi. Türk ...
     
  •  
    Şöhret Ana, ...
    ŞÖHRET ANA, YEŞİLYAYLA’YA HAYAT  VEREN TÜRK KADINI     ...
     
  •  
    Hayatımızda Duanın Önemi ...
    Hayatımızda Duanın Önemi / Padişah ve Hakanların Duaları Necdet Bayraktaroğlu ...
     
  •  
    Altın elbiseli adam
    Altın elbiseli adam, 1969'da dönemin Kazakistan SSC'nin Almaata ...
     
  •  
    Yörük Türkmenlerin Kısa ...
    YÖRÜK TÜRKMENLERİN KISA HAL TERCEMESİ Yörük Türkmen ...
     
  •  
    Kanlı Noel
    KANLI NOEL Rumlar yüzlerce Türk’ü katletti Rumların 21-25 Aralık ...
     
  •  
    Türk Tarih ve Kültüründe ...
    Türk Tarih ve Kültüründe "At" Atın Türkler ...
     
  •  
    Montrö Boğazlar ...
    Montrö (Montreux) Boğazlar Sözleşmesi Montrö (Montreux) ...
     
  •  
    9 Eylül 1922'de ...
    8 Eylül’ü 9 Eylül’e bağlayan dakikalardayız. Gecenin koyu ...
     
  •  
    Yunan Başkumandanı ...
    Kurtuluş Savaşı’nın kesin bir zaferle sonuçlanmasıyla sadece Türk ...
     
  •  
    Kuva-yi Milliye'de Alaca ...
    Kuva-yi Milliye, yanmış,.yıkılmış, işgal edilmiş, düzenli orduları için tasfiye ...
     
  •  
    Balkanlardan Kovulan ...
    BALKANLARDAN KOVULAN TÜRKLER: BULGARİSTAN 250 BİN TÜRK'Ü SINIR DIŞI ...
     
  •  
    Türk Amerikan İlişkileri
    TÜRK AMERİKAN İLİŞKİLERİ-3- Kudret HARMANDA  (ATATÜRK DÖNEMİ ...
     
  •  
    İkinci Dünya Savaşı'nda ...
    İkinci Dünya Savaşı'nda Hiroşima ve Nagasaki 'ye Atılan Atom Bombası Olayı ...
     
  •  
    Mavi Kelebeklerin ...
    Srebrenitsa: Soykırımın Mavi Kelebekleri 11 Temmuz 1995, Srebrenitsa’da 8 binden ...
     
  •  
    İstiklal Harbinde Türk ...
    Türk Amerikan İlişkileri -2-   [ ...
     
  •  
    Türk Amerikan İlişkileri
    Türk Amerikan İlişkileri -1- (1795-1919 Osmanlı Amerikan İlişkileri)   ...
     
  •  
    Filistin Sözde ...
    Filistin Sözde Soykırımın 100. Yılı İçin Özel Pul Bastı... Ermenilerden ...
     
  •  
    Cetvelle Irak sınırını ...
    Cetvelle Irak sınırını çizen kadın: Gertrude Bell Yedikıta Tarih ve ...
     
  •  
    Yunanistan'ın Osmanlı ...
    Yunanistan'ın Osmanlı İmparatorluğu'ndan Bağımsızlık Süreci Yunanlıların ...
     
  •  
    Orta Doğu’da sınırlar ...
      Orta Doğu’da sınırlar değişirken casuslar Orta Doğu’da ...
     
  •  
    Matbaanın Kurucusu ...
    Matbaanın Kurucusu  Johann Gutenberg'in Türk Takvimi Matbaanın Kurucusu, ...
     
  •  
    Google tercüme Soğuk ...
    İnternetteki gazete arşivlerini tararken 1954 tarihli bir Los Angeles Timesmakalesi ...
     
  •  
    'İnsan Hayvanat ...
    "Zoos humains" Türkçesiyle 'İnsan Hayvanat ...
     
  •  
    1929 Dünya Ekonomik Krizi
    1929 Dünya Ekonomik Krizi 1.EKONOMİK KRİZ ÖNCESİ ...
     
  •  
    İkinci Dünya Savaşının ...
    İkinci Dünya Savaşının Sebebi ve Sonuçları a) II. Dünya Savaşı’nın ...
     
  •  
    Suveyş Kanalı
    Suveyş Kanalı  Mustafa BACAK Dünya'nın en önemli deniz ...
     
  •  
    Düşünce ve Tarih ...
    ...
     
  •  
    Türk Yurdu Dergisi ...
    Türk Yurdu Haziran 2016 | 346. Sayısı Çıktı! İşte dergi;   ...
     
  •  
    Türk Dünyası Tarih ...
    Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi Haziran 2016 sayısı çıktı. ...
     
  •  
    2023 Dergisi: Demokrasi, ...
    Türkiye siyasî olarak aslında bir krizin içinde, yaşananlar objektif bir ...
     
  •  
    Toplumsal Tarih Dergisi: ...
    Toplumsal Tarih Haziran 2016 tarihli 270. sayısında “Cinsel İçerikli Bir Osmanlı ...
     
  •  
    Ayarsız Dergi: Ekinler ...
    Çıktığı andan itibaren dikkatleri üzerine çeken Ayarsız Dergisi Haziran ...
     
  •  
    #tarih Dergisi: ...
    #tarih Haziran sayısı tüm Türkiye'de. Derginin kaak konusu; "Suikast: ...
     
  •  
    Yedikıta Dergisi: Sultan ...
      Yedikıta Dergisi 94. Sayısı (Haziran 2016) çıktı. Haziran ayının Sultan ...
     
  •  
    Düşünce ve Tarih ...
    Düşünce ve Tarih Dergisi: Bir Nura Doğru Yürümeliyiz   ...
     
  •  
    Derin Tarih: Teşkilat-ı ...
    TEŞKİLAT-I MAHSUSA Güncel referanslarıyla tartışıla tartışıla tarihî bir konu ...
     
  •  
    Türk Dünyası Tarih ...
    Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, Mayıs 2016 sayısı çıktı... ...
     
  •  
    Türk Yurdu Dergisi: ...
    Türk Yurdu Dergisi: "Türk Milletinin Var Olma Mücadelesi" İşte ...
     
  •  
    Yedikıta Dergisi: ...
    Yedikıta Dergisi Mayıs 2016 sayısı çıktı. İstanbul'un İlimle Fethi'ni irdeleyen ...
     
  •  
    #tarih Dergisi: Gavur ...
    "Devleti, toplumu sırtlayarak tarih yazan 'gâvur' atalarımız" kapak ...
     
  •  
    Derin Tarih Dergisi: ...
    NECİP FAZIL, TARİHLE HESAPLAŞAN ADAM Resmî tarih söylemine karşı ...
     
  •  
    Kurun Gazetesi
    23-27 Ocak 1937 tarihleri arasında Kurun Gazetesi’nde ilginç bir makaleler ...
     
  •  
    Tercüman-ı Ahval Gazetesi
    Tercüman-ı Ahvâl,    İstanbul'da 1860-1866 arasında yayımlanan ...
     
  •  
    Mereşal Fevzi ÇAKMAK'ın ...
    Turkiye Cumhuriyeti ordusunun Atatürk'ten sonraki tek mareşali 1876 yılında ...
     
  •  
    Ceride-i Resmiye Gazetesi
      CERİDE-İ RESMİYE GAZETESİ Türkiye de ilk resmi gazete Takvim-i ...
     
  •  
    KKTC'nin Kuruluşu Manşeti
    KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ'NİN KURULUŞ YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN... ...
     
  •  
    Cumhuriyet, Sen Bin ...
    29 EKİM Büyük Türk Milleti!  Bugün kendi bayramını kudretli ...
     
  •  
    "Çelimli Çalım"ın ...
    "Çelimli Çalım"ın Dördüncü Sayısı Çıktı! ...
     
  •  
    “Öldüler… Bayrağı ...
    10 Ağustos 1991 Cumartesi günü, Hürriyet Gazetesi birinci sayfayı olduğu gibi ...
     
  •  
    Atatürk’ün Çıkardığı ...
    Atatürk’ün Çıkardığı Gazeteler Atatürk,  ...
     
  •  
    Milli mücadele döneminde ...
    Milli mücadele döneminde çıkarılan gazeteler Milli mücadelemiz ve ...
     
  •  
    Milli Mücadele’nin ...
    Milli Mücadele’nin Gazetesi Hakimiyet-i Milliye Nasıl Çıkarıldı? DR. ...
     
  •  
    Vaka-i Mısriye
    Vaka-i Mısriye  Tarihte yayınlanan ilk Türkçe gazete Vakayi-i ...
     
  •  
    Saltanatın ...
    (Vakit Gazetesine Göre) Saltanatın Kaldırılmasına Bazı Dünya Müslümanlarının ...
     
  •  
    Tasvir-i Efkâr Gazetesi ...
    Tasvir-i Efkâr; İbrahim Şinasi’nin 28 Haziran 1862′de yayımlamaya başladığı, ...
     
  •  
    Takvim-i Vekayi
    Takvim-İ Vekayi İstanbul'da önceleri haftalık, daha sonra düzensiz aralıklarla ...
     
  •  
    Katip Çelebi (1609-1657)
    Katip Çelebi (1609-1657) Tarih, coğrafya ve bibliyografya alanında önemli ...
     
  •  
    İsmail Bey Gaspıralı ...
    İsmail Bey Gaspıralı (Gasprinskiy) - 1851-1914 Doç. Dr. Hakan Kırımlı İsmail Bey ...
     
  •  
    Muhammed Ali Clay
    Müslüman olmadan önceki ismi Cassius Marcellus Clay Jr. olan Muhammed Ali, ...
     
  •  
    Mustafa Fevzi Çakmak, ...
      Mustafa Fevzi Çakmak, Mareşal (1311 - c.P.7) (1876 - 1950)   ...
     
  •  
    Fevzi Çakmak
    Fevzi Çakmak ( 1876)- (12.04.1950) (genelkurmay eski başkanı, mareşal, ...
     
  •  
    Ahmed Yesevi
    AHMED YESEVİ (1093 - 1166)                 ...
     
  •  
    Dr. Sadık Ahmet (Batı ...
    1947,Gümülcine'de doğan Dr. Sadık Ahmet Selânik Tıp ...
     
  •  
    Hacı Bektaş-ı Veli ...
       Hacı Bektaş-ı Veli Kimdir? Hayatı, Eserleri Hacı Bektaş-ı Veli (1209 - 1271) ...
     
  •  
    Dr. Fazıl Küçük
    DR. FAZIL KÜÇÜK’ÜN HAYATI Mustafa Fadıl ...
     
  •  
    Şehitkamil
    Fransızlarla harp daha başlamamıştı. 21 Ocak 1920 Cuma günü, 14 yaşındaki Mehmet Kamil ...
     
  •  
    Karayılan
    Asıl adı Mehmet'tir. 1888 yılında Pazarcık'ta doğmuştur. Karayılan daha 16 ...
     
  •  
    Ali Kuşçu
    Ali Kuşçu (1400, Semerkand - 16 Aralık 1474, İstanbul) ...
     
  •  
    Plevne Kahramanı Gazi ...
    Gazi Osman Paşa(1833-1900) Tokat'ta doğdu. Asıl adı Osman Nuri'dir. Babası, İstanbul ...
     
  •  
    Ali İhsan Sabis
    30 Ağustos 1882 tarihinde İstanbul'da, Cihangir semtinde doğdu. İlk mektebi ve Beşiktaş ...
     
  •  
    Dilşad Hatun / İpar Hanım
    DİLŞAD HATUN (İPAR HANIM)   (Ayrıca, Çinlilerin adlandırdığı "ŞİANG- ...
     
  •  
    Ürkün Katliamı
    1916 ÜRKÜN KATLİAMI Sayılarının 100 bin ile 120 bin arasında olduğu tahmin ...
     
  •  
    Hiva’dan Buhara’ya ...
    Hiva’dan Buhara’ya Özbekistan Orta Asya’nın uçsuz ...
     
  •  
    Türkmenistan Cumhuriyeti
    27 Ekim 1991 Türkmenistan'ın 27 Ekim 1991’de Sovyetler ...
     
  •  
    Suudi Arabistan’da ...
    Suudi Arabistan’da önemli şeyler oluyor? Suudi güvenlik bürokrasisinin ...
     
  •  
    Kazakistan mucizesi
    Kazakistan mucizesi Kürşad ZORLU kzorlu77@gmail.com Kazakistan’ın ...
     
  •  
    Yugoslavyanın Tarihi
    Bugünkü Yugoslavya topraklarında yaşadığı bilinen ilk kavim İlliryalılardır. Daha ...
     
  •  
    Suudi Arabistan'ın Tarihi
    Arabistan tarihi, ilk yaratılmış insan ve ilk peygamber Hazret-i Âdem ile Arabistan ...
     
  •  
    ABD'nin Kurulması
    ABD ‘NİN KURULMASI Coğrafi keşifler sırasında Ameriko Vespuci'nin keşfedilen ...
     
  •  
    Azerbaycan
    Azerbaycan Tarihi Azerbaycan halkının yalnızca tabii servetleri ve arazisi değil, aynı ...
     
  •  
    Afganistan
    Afganistan Devleti, Afganların bölgedeki diğer topluluklar üzerinde ...
     
  •  
    Moğolistan
    Moğolistan DEVLETİN ADI: Moğolistan BAŞŞEHRİ: Ulan-Bator ...
     
  •  
    Çeçenistan Tarihi, ...
      ÇEÇENİSTAN VE COĞRAFİ KONUMU Sovyetler Birliği döneminde ...
     
  •  
    Pakistan
    Pakistan Pakistanveya resmî adıyla Pakistan İslam Cumhuriyeti, Güney Asya'da ...
     
  •  
    Doğu Türkistan.. İnadına ...
    Halvetimizin konusu Doğu Türkistan canlar. Hâl böyle olunca da Doğu ...
     
  •  
    Kazakistan
    Kazakistan Tarihi Türkçe tarihi kayıtlarda geçen ...
     
  •  
    TSK arşivlerinden 1915 ...
    1915 olaylarına ilişkin ortaya atılan iddiaların aksine, Türk Silahlı Kuvvetleri ...
     
  •  
    Ermeni İddialarındaki ...
    Bilkent Üniversitesi Tarih Profesörü Doktor Jeremy Salt, Ermeni iddialarına ...
     
  •  
    Albay T.E. Lawrence, ...
    Albay T.E. Lawrence, Haşimi Araplarını Osmanlı İmparatorluğuna Karşı Ayaklanmaları ...
     
  •  
    Ruslara öncülük eden ...
    Ruslara öncülük eden Ermenilerin Türklerin geri çekildiği ...
     
  •  
    Fransızlar ve onların ...
    Fransızlar ve onların hizmetinde müstahdem Ermeniler tarafından Maraş'da yapılan ...
     
  •  
    Paris Gazetelerinde Hz. ...
    Paris Gazetelerinde Hz. Muhammed Aleyhtarı Yazı ve Resimler Batı dünyası daha 19. ...
     
  •  
    Ermenilerin yedibinden ...
    Ermenilerin yedibinden fazla Müslümanı yakmaları ve üçyüzden fazla ...
     
  •  
    Ermenilerin Yaptığı ...
    Tarihlerle Ermenilerin Yaptığı katliamlar (1910-1922) 1910-1922 yılları arasında Ermeni ...
     
  •  
    Ermenilerin yaşadığı ...
    Ermenilerin yaşadığı vilayetlerde karışıklık çıkarmak üzere Rusya'dan bazı ...
     
  •  
    Millî Mücadele’de ...
    Millî Mücadele’de Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti ...
     
  •  
    Ermenilerin Ruslarlar ...
    Ermenilerin Ruslarlar omuz omuza Türklere karşı savaştıkları/ ...
     
  •  
    Kürt ve Arap İleri ...
    Kürt ve Arap İleri Gelenlerinin 1921'de Türkiye Büyük Millet ...
     
  •  
    Van, Bitlis, Erzurum ve ...
    Van, Bitlis, Erzurum ve Karahisar-ı Şarki havalisinde bulanan bazı Ermenilerin seferberlik ilanı ...
     
  •  
    Zeki Velidi Togan’ın ...
    Zeki Velidi Togan’ın Mustafa Kemal Atatürk'e yazdığı mektup Cumhurbaşkanlığı ...
     
  •  
    Avrupa tüccârından ...
    Avrupa tüccârından Yovan oğlu Simon’un hizmetkârı Lamik veled-i ...
     
Hide Main content block

GÜNCEL YAZILAR

Atatürk’ün Dil ve Kültür Anlayışı
ATATÜRK’ÜN DİL VE KÜLTÜR ANLAYIŞI Prof. Dr. Saim SAKAOĞLU Dil Bayramını kutlarken... ... Devamı...

MAKALELER

İstiklal Harbi'nin Ana Hatları
İSTİKLÂL HARBİ'NİN ANA ... Devamı...

BASINDAN

Prof. Dr. Mehmet Öz yazdı: İnalcık’a bakılmadan ...
“O, eserleriyle ve öğrencileriyle yaşamaya devam edecek...” Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih ... Devamı...

BELGE-VESİKA

TSK arşivlerinden 1915 olaylarının bilinmeyen yüzü
1915 olaylarına ilişkin ortaya atılan iddiaların aksine, Türk Silahlı Kuvvetleri arşivleri, Ermenilerin nakil ve sevkleri ... Devamı...

TÜRK TARİHİ

Uyvâr önünde bir Türk gibi kuvvetli
Uyvâr önünde bir Türk gibi kuvvetli Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil Budapeşte’nin 80 km ... Devamı...

DÜNYA TARİHİ

Türk Amerikan İlişkileri
TÜRK AMERİKAN İLİŞKİLERİ-3- Kudret HARMANDA  (ATATÜRK DÖNEMİ 1922-1938)   Daha ... Devamı...

İSLAM TARİHİ

Üç Kitabın - Dinin Mukayesesi
ÜÇ KİTABIN - DİNİN MUKAYESESİ ... Devamı...

TARİH EĞİTİMİ

Belirtke Tablosu
Belirtke Tablosu Nedir? Hedef davranışlarla, program içeriğinin yani konuların, iki boyutlu bir çizelge ... Devamı...
Müslümanlık elbisesi!

  ...

"Hıristiyanın Noel ...

...

"Yörükler Bölünmezliğin ...

Türkiye ...

14 Kasım deyince aklıma ...

14 Kasım ...

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ...

19 Mayıs ...

19 Mayıs Türk'ün Millî ...

19 Mayıs ...

2013 Pîrî Reis Dünya ...

...

24 Nisan, Lemkin ve ...

24 Nisan, Lemkin ve ...