Durdur
  • 1

  • 2

  • 3

  • 4

  • 5

  • 6

  • 7

  • 8

Sultan 3'üncü Murad’ın annesi Nurbanu Valide Sultan tarafından 1570-1579 yılları arasında Mimar Sinan’a yaptırılan Atik Valide Külliyesi’nin tekke bölümünün yanına betondan bina inşa ediliyor.

İSTANBUL Üsküdar’daki Mimar Sinan’a ait 450 yıllık Atik Valide Külliyesi’nin dibine beton atılarak öğrenci yurdu inşa ediliyor. Yeni inşaatın kalıpları tarihi binanın duvarlarına yaslandı. İnşaat tabelasında 16.11.2013 tarihinde Koruma Kurulu’ndan izin alındığı gösteriliyor. İstanbul Vakıflar 2'nci Bölge Müdürlüğü işveren olarak görülürken, yüklenici firma olarak da Atik Valid İlim ve Hizmet Vakfı'nın ismi geçiyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1 milyon 216 bin 800 liraya restorasyon adı altında ihale edilen inşaat 2 kat bodrum ve üstü 2.5 kat olacak. 

KAÇAK KURAN KURSUYDU
Vakıflar Genel Müdürlüğü ihale ekspertiz raporuna göre bu alanda daha önce kaçak Kuran kursu varmış. Tarihi binaya bitişik yükselen inşaat projesine göre ikinci bodrum katında sığınak, mescit, depolar ve çamaşırhane yer alıyor. Birinci bodrum katında kazan dairesi, yemekhane, toplantı odası, tuvaletler bulunuyor. Zemin katta yurtmüdürü ve idareci odaları bulunurken, 1 ve 2'nci katta yatak odaları, etütlük, belletmen odası duş ve lavabo bölümleri görülüyor. Çatı arasında ise toplantı odası, yatak odaları, mutfak ve duşlar bulunuyor. 

Zemin büyüklüğü 459 metrekare olan arsaya yaklaşık 4 emsalle 1.872 metrekare kapalı alan inşa ediliyor. Bodrum katları emsal dışında tutuldu. Tarihi binanın duvarlarına yaslanan kalıplar görenleri hayrete düşürüyor. Yaklaşık 6 metre hafriyat yapılarak beton temel atıldı. 2863 sayılı Kültür Varlıklarını Koruma Yasası’na göre tescilli binalara bitişik ve daha yüksek boyutta bina yapılamıyor. 

ŞİFAHANEYİ RESTORE ETMİŞLERDİ
 ARALIK ayı başında Mimar Sinan’ın bilinen son yapıtı Atik Valide Külliyesi’nin şifahanesi restorasyon adı altında camla kaplanmıştı. Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi’ne devredilen yapıyla ilgili yeni bir düzenleme yapılmamış, tarihi bina restorasyon rezaleti ile karşı karşıya kalmıştı.  

İNŞAATA TEPKİ

Görgüsüzlük nereden geliyor 
Prof. Dr. İlber Ortaylı (Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi): ‘‘450 yıllık Atik Valide Külliyesi’nin dibine apartman yapılmasına nasıl izin verilir, bu görgüsüzlük nereden geliyor? Böyle restorasyon olur mu? Mimar Sinan’a da saygıları kalmadı. O eserin etrafı boş olmalı. Külliyenin uzağındaki binaların bile boyu daha alçakta yapılmalı. Eserin silueti etkilenmemeli. Büyük rezalet.’’ 

Mimar Sinan'a hakaret
Prof. Dr. Gül Akdeniz (Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Tarihi Anabilim Dalı Başkanı):‘‘Tescilli yapının çevresine bile yapamazsınız. Dibini kazıp beton atmak kabul edilemez bir durum. Mimar Sinan’a hakaret. Daha önce de cam cephe koyarak gelenekleri bozmuşlardı. Bizleri kurullardan uzaklaştırdılar. Çünkü bu projelere onay vermiyorduk. Diplomalı adamlar rezaleti bunun adı. Türk toplumu her kesimiyle tarihe ve tarihi eserlere önem vermiyor. Gerçek bu."

Çevre Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen de kamuya verilen izinlerle ilgili resmi süreci başlattıklarını söyledi.

Hürriyet

 
Prof. Dr. Türkkaya Ataöv geçmişiyle yüzleşme polemiğine açıklık getirdi. Ataöv, Ermeni lobisinin iddialarını ve Alman Meclisi'nin aldığı kararı 18 maddede çürüttü.
 
İşte Ataöv'ün o yazısı.

Birtakım yabancı ülkelerin meclisleri kabul ettikleri yasalar ya da kararlar ve açıkladıkları bildirilerle bize "Ey Türkler, artık geçmişinizle yüzleşin!" iletilerinin altını çiziyorlar. Bunlar sözde "yüzleşme yürekliliğini" gösterebilmemiz için bize bir anlamda yardımcı olacaklarını da ekliyorlar. Yanıtımız: Peki, yüzleşelim! Ancak, önce bunun ne demek olduğunu biz de bilelim, onlar da öğrensin. Şöyle ki:

l. Önce, geçmişle yüzleşmek bir tarih sorunudur. Geride kalmış olayları aydınlatacak belgelerin kapsamlı, eksiksiz, doğru, yansız ve dengeli biçimde ortaya konması gerekir. Bu uğraş bilimin görevidir. Geçmişte ne olduğunu belirlemenin ilk koşulu siyasilerin kararlarını bir yana itmektir. Bilimsel gerçek yalnız bir görüşü yayma amacıyla yürütülen bir kampanyanın malzemesi yapılamaz. Bilimin görevi ortaya geçmişte ne olduysa onu yan tutmadan yansıtan, kanıt değerinde belgelere dayalı ve doğruluktan ayrılmayan bir kütük çıkarmaktır. Yöntemi genel olarak bilimsel araştırmalarda, özel olarak da tarihte kullanılan belgeci yaklaşımdır.

2. İncelenen konu, anlaşmazlığa taraf olanlardan biri ya da birkaçı için bir kin ve öç kaynağı olamaz. Hele egemen olmaya özenen görüşün doğruluğunu sorgulayan ikinci görüşlerin eşit olarak dinlenmediği, savunulamadığı, dikkate alınmadığı, hatta yasak olduğu, üstelik sözü edildiğinde para, tutukluluk ve hapis cezalarının geçerli sayıldığı kurullarda, ortamlarda ve ülkelerde siyasal amaçlar için kullanılamaz. Yabancı meclislerin özgür araştırma kapılarını sımsıkı kapayıp yalnız tek bir yorumu geçerli sayması, skandal ölçüsünde bir saptırmadır. Bir tarih yorumu iç siyaset yapısının kendine özgü koşullarında iyi örgütlenmiş varlıklı baskı kümelerinin desteğine kavuşmak, bu yoldan oy toplamak ve maaşa ek olarak birçok yönden yüksek gelirli temsil mesleğini sürdürme tasarısına tutsak edilemez. Böylelerinin bildiri, karar ya da yasaklarının "son söz" olacağı asla kabul edilemez.

3. Dünyanın uzak bir köşesinde, yüz yıl önce yer almış olaylar başka bir ülkedeki günümüz iç iktidar savaşımında yerel baskı örgütlerinin buyruğunda yorumlanamayacağı gibi, ulusal düzeyde siyasetin ya da uluslararası güç dengesinde bir çıkar arayışının da aracı olamaz. Her ülkenin dışa karşı ulusal ve başka ulus-devletler topluluğu içinde kendine bir yer arayışı olacaktır. Ancak, başka ulusların tarihi herhangi bir ulusun dış dünya önünde topluca konumunun bir malzemesi durumuna sokulamaz. Tarihi incelemede, başka bir deyişle geçmişle yüzleşmede "sebep-sonuç" ilişkisinden, yani bilimsellikten, iyi niyetten ve onun parçası olan yansızlıktan vazgeçilemez.

4. Bir tarih olayını ele almaya çalışanlar, kimi ulusları ya da halkları önyargılı bir biçimde "iyi" ya da "kötü" diye ikiye ayıramazlar. Tarih dersi vermeye kalkanlar, aynı düzeye yerleştirdikleri, hem Tanrıya hem şeytana inanan Zerdüştlükten doğma mezhepler örneği ayrı ayrı toplumları bıçakla keser gibi ikiye bölüp birine iyi, ötekine kötü işlem uygulayamaz. Değişen yorumlara göre iyi ya da kötü kişiler ve yöneticiler vardır, ama iyi ya da kötü ulus ve halk ayrımı yapılamaz. Yoksa o tavrın kaynağı ancak ırkçılık olur. Tarihçilik özelliklerini taşımayan kimi Batı meclislerinin savcı edasıyla ortaya atılmaları ancak ırkçılıkla tanımlanabilir. Siyaset pazarından gelen bu kişilerin davranışı kökeni Haçlı Seferlerinde olan "Müthiş Türk" simgesini canlandırıp günümüze oturtma ve bunun armağanını cebe indirme çabasıdır. Ne var ki, böylesine çıkarcı oyun insanlığın uzun birikimine de ters düşer.

5. Bilimin kendinde tüm belgeleri inceleme, öne sürme ve gerçek olanları sahtelerinden ayırma gereği vardır. Özellikle "Ermeni sorunu" nda Osmanlı belgelerini yok saymak değil, tam karşıtı, onlara özel önem vermek gerekir. Eğer konu Osmanlı devletinin 1915 yılı ve dolaylarında ya da herhangi bir zamanda Ermenilere ilişkin siyasetinin ne olduğunu saptamaksa, bunun yanıtı önce ilk elden kanıtlar olan Osmanlı belgeliklerindedir. Başka devlet belgelerine de karşılaştırma amacıyla kuşkusuz bakılabilir. Ancak, gerçekte Osmanlı resmi tavrını belirleyecek olan ilk elden belgeler orada bulunur. Diyelim, Britanya'nın Waterloo Savaşı'ndan önce Napolyon' a ilişkin siyasetinin ne olduğunu belgelere dayalı olarak anlamak için ilk önce (Alman ya da Japon değil) Britanya arşivine bakmanın kaçınılmaz olması gibi, Ermenilere ilişkin Osmanlı siyasetinin anahtarları da Osmanlı tarih hazinesindedir. Üstelik, birbiriyle bağlantılı bu belgeler ülkemizde taranmış, birçoğu yayımlanmış, filme alınmış ve dünyanın önemli kütüphaneleriyle araştırma merkezlerine yıllar önce armağan edilmiştir.

6. Ancak, bunlardan yararlanmak için Türkçe ve Osmanlıca bilmek gerekir. Ayrıca, kimileri bugünkü dile, hatta yaygın yabancı dillerden İngilizceye bile çevrilmiştir. Bunlara "ne olacak, Türk belgeleri!" deyip bakmayanlar, bu tarih konusunu incelemeye yetkili değillerdir. Tarihçilerin son birkaç kuşaktır yaptıkları Osmanlıca, Arapça ve Farsça öğrenip eski Batılı yazarların yanlışlarını düzeltmek, önyargılarını açıklamak ve boşlukları doldurmaktı. Günümüz yabancı siyasetçileri şimdi eskinin dengesiz sunumlarına yeniden özeniyorlar. Özellikle, Osmanlı belgeleri soykırımın varlığını kanıtlamıyor, ama başka gerçekleri ortaya çıkarıyor ve yabancıların beğenisini bu nedenden ötürü kazanamıyorlarsa, önyargılı bu tavrın bilimsel değerlendirmede yeri yoktur. Türkçe ve Osmanlıca öğrenip uzun yıllar Doğu araştırmalarında deneyim kazandıktan sonra, buyursunlar, 200.000 dosyalık Babıâli Evrak Odası'na girsinler, 224 ciltlik Meclis-i Vükelâ Mazbataları'na, 117 ciltlik Tezakir-i Seniye ve 46 ciltlik İradat-ı Seniye dosyalarına, ardından Harbiye, Dahiliye ve Maliye sicillerine baksınlar, Mesail-i Mühimme yazanaklarını ve Gayrimüslim cemaatlere ait defterleri ve daha birçok şeyi incelesinler, il salnamelerine de insinler, ancak ondan sonra ahkâm kesmeye aday olsunlar. Amerikalı hiç İngilizce bilmeyen ve hiçbir Amerikan belgesine elini sürmeden ABD'yi anlatmaya koyulan birinin değerlendirmesini baş tacı ediyor mu? Gerçek şu ki, Osmanlı yönetiminin soykırım tasarladığını ve uyguladığını gösteren tek bir güvenilir belge yoktur.

7. İleri sürülen sorun "soykırım"ın varlığı ya da yokluğu ise -ki odur- kimi Ermeni ya da kimi Türk ve Müslüman ailelerinin başlarına gelenler (acılı olmakla birlikte) bu çerçevenin dışında kalır. Ancak, sorun kişisel boyutta da ele alınabilir. Ama konu o zaman soykırım incelemesinin dışına çıkar. Kişisel boyutta kalsa bile, Türklere yapılanların da eksiksiz incelenip gereği gibi değerlendirilmesi gerekir. Doğu Anadolu yalnız kurşunlanarak ve süngülenerek değil, görülmemiş yöntemlerle boğazlanmış çeşitli Müslüman kümelerini örten çok sayıda toplu gömütlüklerle doludur. Bu gömütlükler tanıklar huzurunda birer birer açılıyor. Kaldı ki, yabancı tarihçilerin, giderek kimi Ermeni yayınlarında da bu gerçeklere göndermeler vardır. Birtakım yabancı siyasetçiler bunlardan habersizseler derslerini iyi çalışmadıkları anlaşılır. Ama biliyor ve susuyorlarsa, aktörelerinden kuşku duyulur.

8. Tarih olaylarının sunumunda zaman zaman sahte "belgeler" in öne sürüldüğüne rastlanıyor. Bu konuda Ermeni tarafı bu yanıltmacı olanağa çok ve sürekli olarak başvurmuştur. Seçtikleri örnekler sıradan kişiyi hemen kazanacak nitelikte, yani duygusallığı ağır basan düzmecelik türündendir.
Örneğin, Vasili Vereşçagin adlı bir Rus ressamının 1871′de yaptığı yağlıboya (üstelik oldukça iyi bilinen) ve kurukafalardan oluşmuş tepeyi gösteren bir tablo "barbar Türklerin 1915′te öldürdükleri Ermenilerin kafataslarından oluşup Anadolu'yu kaplayan tepeler" diye sunulmuş, bu düzmece Almanca, Fransızça, Farsça, İspanyolca ya da Bulgarca yazılmış çeşitli kitapların kapağında, yazı içlerinde ve kartpostallarda yer almıştır. Gene örneğin, Mustafa Kemal Atatürk' ün göreceli olarak az bilinen bir fotoğrafının altına ve ayaklarının dibine (aslındaki dört köpek yavrusu silinerek) basit bir foto-kurguyla bir (sözde Ermeni) çocuk cesedi yerleştirilmiştir.
Araştırma yapma ya da kitap okuma alışkanlıkları ve vakitleri olmayan yabancılar bu çarpıcı örneklerle hemen etkilenmekte ve "Ermeni sorunu" nun özünü kavradıklarını sanarak Türkleri bir sözcükle "barbarlık" la suçlamaktadırlar. Türk tarafı bu konuda dünya kamuoyunun önüne bir tek düzmece bile sürmemiştir.
Gene Ermeni tarafının "Ararat" ya da "Musa Dağı'nda Kırk Gün" benzeri çok sayıda filmin ardında aynı yanıltma amacı vardır ve uzun araştırmalar yapmak yerine göze hitap ettiği için kısa süre içinde yandaş kazanmaktadır.

9. Bir suç söz konusuysa ve suçu işleyen(ler) saptanmış ve yaşıyorsa, kınama ve cezalandırma söz konusu olabilir. Ancak, suçlama ve ceza yalnız bir taraf için uygulanamaz.
Sanıklar ve suçlular tarih ve yargı önünde eşittirler, kişilerden kimileri belirli topluluk, halk, ulus ya da devletten diye ayrıcalıklı durumda olamazlar. Yalnız Osmanlı belgelerinde değil, üçüncü taraf yayınlarında, hatta Ermeni ordularının eski komutanlarının anı kitaplarında ve savaş tarihini inceleyen Ermeni yazarlarının kitaplarında Ermenilerin neden olduğu kıyımların kanıtları bulunmaktadır.
Yurtdışındaki günümüz Ermenilerinin çerçeve dışına çıkardıkları şu önemli gerçekler var: Silahlı ayaklanmalar, Müslüman kıyımları, Osmanlının savaş düşmanı Çarlık Rusyası, İngiliz, Fransız ve Yunanlılarla işbirliği, Türklere karşı savaşlar, 1914-18 arasında bir düzine savaşa katılmaları, salgın hastalıkların neden olduğu ölümler ve yerleri değiştirilenlerden büyük çoğunluğunun yeni yerlerine varmaları, tehcirin kalkmasıyla birçoğunun eski yerlerine dönmeleri ve bunlardan kimilerinin geniş kıyım yaptıkları gerçeği. Amerikalı Protestan ve Fransız Katolik din yayıcılarına göre, İsa'nın sevgili kulları olan bu kişiler yakıp yıkma, öldürme ve tecavüz gibi bol acımasızlık örnekleri verdiler mi? Evet! Ermeni yayınları (örneğin bugün"Agos" gazetesi) bunlara gereği gibi yer veriyor mu? Hayır! Ermenilerin suçlu olanları hiçbir yargı yerinde bu yaptıklarının hesabını verdiler mi? Hiçbir yerde!

10. Bununla bağlantılı olarak, suç kanıtlanmışsa, onun sorumlusu ortaklaşa olarak tüm halk ya da ulus değildir. Bir suç belirli bir ırktan, etnik kökenden, dinden ya da dilden olanların tümünü kapsamaz. Suç ve ceza yalnız suçu işleyen kişi için geçerlidir. Yakın tarihlerde (2003′te) yayımlanan ( "Birinci Dünya Savaşı Sözlüğü" başlıklı) önemli İngiliz kitabında bile (Britanya belgelerine dayalı olarak) "Türkler daha seferberlik hazırlıkları içindeyken Ermeniler doğuda Ermeni olmayan 120.000 kişiyi boğazladılar, Van'ı ele geçirip devletten ayırdılar, Rus ordularının koruması altında orada bağımsızlıklarını açıkladılar ve 50.000 kişi daha öldürdüler" diye yazmasına (s. 34-35) karşın, savaş sonunda hiçbir Ermeni yargılanmamış, yalnız Türkler ceza yemiştir. Bu uygulama "yenginlerin adaletini" simgeler ve yenilenin hakkını işgalci durumundaki güçlü devletin buyurganlığına bırakır. 1918′den sonra Türklere yapılan buydu. Oysa, bu durumda, hak güçlünün olur; sözde hukuk yenginden yana çıkar.

11. Suç ve ceza, olayla ilgili olmayan yeni kuşakları da içine alamaz. Öyle olursa, kimi ulusların yurttaşlarının, başkalarından farklı olarak, toptan ve istisnasız biçimde, sanki bir günahla doğmakta oldukları onaylanmış olur. Böyle bir yaklaşım metafizik, doğaötesi ve akıldışı bir yorumu geri getirmek anlamına gelir. Ne Türklerin, ne Ermenilerin ve ne de başka bir ulusun bir suç yüküyle dünyaya geldikleri saçma düşüncesi kabul edilemez.

12. Bununla bağlantılı olarak, suçlama ve cezalandırma geriye, diyelim, yüz yıla ya da yüzlerce yıl geriye götürülemez. Tarih incelenir, olaylar saptanır ve değerlendirmeler yapılır. Yalnız tek bir olayda, üstelik tek bir yan suçlanarak hesap sormak gibi bir yaklaşım seçicilikten de öte bir önyargı örneğidir. Geçmiş olayların tümü içinde birini, aradan geçen uzun süreyi de dikkate almayarak başkalarından ayıklayıp öne çıkarmak, tarih yönteminin onaylamayacağı bir yanlıştır. En başlara gidersek, hele sırasıyla İspanya, Hollanda, Britanya, Fransa, Rusya, Almanya, Amerika ve Japonya'nın büyüme dönemleri yanlış aktarılan efsanelerle doludur. Gerçek olan ise, acımasızlık, kan dökümü, kıyım, eşkıyalık, hırsızlık, gaddarlık, yabanıllık ve sömürü tarihidir.

13. Bu yanlışlar art arda yapılarak konunun siyasal atışmaya dönüştürülmesi beklenen açıklık yerine karmaşa getirir. Eğer tarihte olanları kimi yabancı devletlerin meclisler gibi iktidar kurumları karara bağlayacaksa, o zaman Amerika, Fransa, İsviçre ve Almanya gibi ülkeler açıkça "gerçek bakanlığı" adıyla bakanlıklar da kursunlar. Bugün yaptıkları da adını koymadan aşağı yukarı budur. Bizler de tüm gerçekleri o merkezden öğrenelim(!). Batı dünyası hızla böylesine yalın bir buyurganlığa doğru yol alıyor. Ekonomiyi ondan soruyor, onların kültür kasırgasına hedef oluyoruz. Şimdi de sıra geri kalanını da onlardan öğrenmekte mi? Tarihsel gerçek araştırması bu yoldan kurban edilemez.

14. Ayrıca, biliyoruz ki, Türkiye'yi sınamak, onu sanık sandalyesine oturtup gene bir daha yargılamak isteyen yabancıların kendi geçmişleri yoğun, görülmemiş ve uzun sömürü tarihi, hatta ondan da öte, insan haklarını yüzyıllarca çiğneme tarihidir. Asya'da, Afrika'da ve bugün Amerika denen Yeni Dünya'da hem uzak hem de yakın geçmişte uluslararası hukuku ve insancıllığı görülmemiş biçimde ayaklar altına alıp koca anakaraların çeşitli ve milyonlarca halklarına kıymış ve türlü acılar çektirmiş olanlar Türkiye'nin karşısına yargıç ya da savcı gibi çıkamazlar. Amerika, Asya, Afrika ve Avustralya tarihleri Kızılderililere, siyahlara, Çinlilere, Filipinlilere, Magriplilere, Çingenelere, İnuitlere, Güney Afrikalılara, Orta ve Güney Amerikalılara, Avustralya yerlilerine ve Balkanlar'dan Kafkasya'ya Türklere ve öteki Müslümanlara yapılanlar eksiksiz anlatılmadıkça yazılamaz. Yüzyılları kapsayan bu gaddarlıkların yeni halkaları çevremizde bile bugün de sürüyor.

15. Kaldı ki, kimi Batılı ülkeler kazandıkları savaşlardan sonra mahkemeler de kurmuş, başkalarının tartışmalı ilişkilerinde kendi çıkarlarına uyan yanı desteklemişlerdir. Örneğin, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra oluşturulan Nürnberg ve Tokyo mahkemelerinde savcılar ve yargıçlar kazananlardan, suçlananlar da yeniklerdendi. Oysa, örneğin, Nazi Alman savaş uçaklarının Londra'yı bombalaması gibi Müttefik hava kuvvetleri de Alman sivil yerleşim bölgelerinde taş üstünde taş bırakmamışlardı ve ilk iki atom bombası da Hiroşima ve Nagazaki'de sivillerin başlarında patlamıştı. Tokyo Mahkemesi'nin kuruluş belgesine göre, mahkemenin kararını yenik Japonya'daki Amerikan işgal güçleri komutanı tek başına değiştirebilirdi. Daha sonra, Yugoslavya'da, Sierra Leone'de, Kamboçya'da ve benzeri yerlerde farklı ölçüler kullanıldı. Ayrı ayrı örneklerdeki uygulamalar da değişik olamaz. Değerlendirmelerde çifte ölçülere bağlı kalınamaz. Doğruyu bulmak için yapılan bilimsel araştırmada ve son değerlendirmede hangi yöntemlere başvurulması gerekiyorsa, anlaşmazlıkların aydınlığa kavuşmasında da aynı yöntem kullanılır. Tarih araştırmasında da, bilimin her dalında olması gerektiği gibi, siyaset dışında bağımsız değerlendirme vazgeçilmez koşuldur.

16. Hele yabancı bir siyasal iktidar ya da onun parçası, birtakım dış merkezler, onların bilgi yoksulluğu önyargılarıyla yarışan kurulları ve geleceklerini güçlü baskı örgütlerinin acımasına bağlamış görünen siyaset kişileri ulusların tümünü ilgilendiren anlaşmazlık konularını bir pazarlık konusu yapamazlar. Tarih anlaşmazlığa taraf olanlardan birinin günümüzdeki çıkarlarına hizmet edecek biçimde değiştirilemez. Hele "Ermeni sorunu" gibi bir konu Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılması için önde gelen önkoşullardan biri gibi açıkça ya da gizli olarak ileri sürülemez.

17. Yalnız Türkiye ya da herhangi bir devlet tek başına "günah keçisi" gibi seçilemez. Geçmişle ve tarihle yüzleşme gerekiyorsa, bu, tüm ülkeler için uygulanabilir olmalıdır. Sayıları iki yüze yaklaşan tüm dünya devletlerinin eksiksiz her biri kendi tarihiyle yüzleşecek olursa, biz de aynını yapalım. Yabancılara ve onlar gibi düşünen kimi yurttaşlarımıza söylemek isteriz ki, aynı süreçten tümümüz geçelim. O zaman, bizi suçlamaya kalkanlar ilk önce kaçan devletler olacaklar. Daha da öte, böyle bir yüzleşmeye hiçbiri yanaşmayacak. Örneğin, ABD yeni kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne katılmamış, kendi asker ve sivil görevlilerinin başkalarınca hiçbir biçimde yargılanamayacağını duyurmuş, bunun için özel yasalar geçirmiştir. “Savaşı kazananın ya da güçlü olanın kendi tarihiyle yüzleşmesi gerekmez" diye bir şey olamaz.

18. Kendi çıkarları için Türkiye'yi suçlama yolunu seçen hiçbir yabancı devlet böyle bir sınamayı göze alamayacaksa da, buna razı olduklarını bir an için düşünsek bile, Amerika, Fransa, Almanya ya da her hangi bir başkası geçmişinin ipoteği altına sonsuza değin konamaz. Böylesine bir sınamaya herkesle birlikte bizim de razı olduğumuzu bir an için düşünelim. O zaman, Türklerin geçmişi, en beyaz çıkan bir kaçının içinde yer alacaktır.

YENİÇAĞ

Türkiye'nin geçmişine kara çalmayan kalkan Avrupa'nın soykırım sicili pek de sağlam değil. AB ülkesinden 9'unun geçmişte soykırım yaptığı tespit edildi.

İşte Batı'nın ülke ülke soykırım karnesi:

ALMANYA:

"Almanlar 1933-45 yılları arasında Büyük Alman İmparatorluğu’nu kurmak ve mükemmel Alman ırkını yaratmak hedefiyle diğer milletlerden ve etnik gruplardan 21 milyon insanı topluca kurşuna dizerek, toplama kamplarında, fırınlarda yakarak, gaz odalarında zehirleyerek soykırıma uğrattılar. Gerek Almanya gerekse de Almanların işgal ettiği diğer ülkelerde yaşayan 2 milyon Yahudi sistematik bir biçimde vurularak, asılarak, yakılarak ve zehirlenerek öldürüldü. Almanlar 1891 yılında da hammadde ve işgücü ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Namibya’ya sömürge kurmak amacıyla çıktı. Adanın yerlileri Herero ve Namalar üzerine taarruz eden Alman askerleri yaşlı, kadın, çocuk dinlemeden 117 bin insanı katletti. Yaklaşık 132 bin yerliden geriye 15 bini sağ kalabildi."

FRANSA:

"Fransa, 1830 yılında Cezayir’i işgal etti. 132 yıl boyunca Cezayir’i işgal altında tutan Fransa, 1954-1962 yılları arasında 1.5 milyon Cezayirliyi katletti. Fransa, 1.Dünya Savaşı’nda da 900 bin Afrikalının ölümüne sebep oldu."

KIBRIS RUM KESİMİ:

"Katliamların başladığı 1912 yılından, Kıbrıs Barış Harekatı’nın yapıldığı 1974 yılına kadar 1000’i aşkın Türk, Rumlar tarafından öldürüldü."

YUNANİSTAN:

"1829’da Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla Mora’daki Türkler göçe zorlandı, 20 bin Türk katledildi. 1923 yılında Lozan’da imzalanan Türk ve Yunan azınlıkların karşılıklı mübadelesine ilişkin anlaşmanın ardından Batı Trakya bölgesinde yaşayan Türkler üzerinde sistemli olarak 'etnik ve kültürel soykırım' başlattı. Türklerin hukuki, siyasi, kültürel ve dini haklarının kısıtlanması ibadetlerine izin verilmemesi gibi yoğun baskılar sonucu 400 bin Türk bölgeyi terk etmek zorunda kaldı."

BELÇİKA:

"1.Dünya Savaşı’nın ardından Ruanda’nın yönetimi Belçikalılara verildi. Belçika’nın sömürgesi altındaki Ruanda ve Kongo’da 10 milyondan fazla insan soykırıma uğradı."

İTALYA:

"İtalya’nın, Libya’da 1911’den 1940’lı yıllara kadar uyguladığı imha operasyonları ve çölün ortasına kurduğu toplama kamplarında yüz binlerce Afrikalı Müslüman hayatını kaybetti. İtalya diktatörü Mussolini, Etiyopya'da ve Yugoslavya'da 300 bin insanı katletti."

DANİMARKA:

"AB ülkelerinden Danimarka, 1945 yılında 250 bin Alman mülteciyi ölüme terk etti. Sovyet Ordusu’nun Alman topraklarına doğru ilerlemesinden kaçan 250 bin Alman mülteci Danimarka’ya sığındı. Üçte birini 15 yaşından küçük çocukların oluşturduğu Almanlar tel örgülerle çevrili toplama kamplarına alındılar. Binlerce çocuk ve yetişkin tifüs, bağırsak iltihabı ve ishal sonucu yaşamını kaybetti."

İSPANYA:

"İspanya diktatörü Francisco Franco, ülkesinde 30 bin muhalifini öldürttü. İspanyollar Amerikalılarla birlikte milyonlarca Kızılderili’yi katletti."

İNGİLTERE:

"İngiltere, 1788-1938 tarihleri arasında sömürgeleştirmek amacıyla gittiği Avustralya’da yerleşik yerli halk Aborjinleri sistematik olarak yok etti. İngilizlerin aralarına salgın hastalık yaydığı, bununla da yetinmeyip yemeklerine zehir katarak yok etmeye çalıştığı 750 bin Avustralya yerlisinden geriye sadece 31 bin kişi sağ kalabildi."

RUSYA:

"Lenin, 1917-1920 yılları arasında 30 bin muhalifini infaz ettirdi. 1944 yılında Rusya, Çeçen, İnguş, Karaçay-Malkarlar ile Kırım Türklerini trenlere bindirerek Sibirya ve Kazakistan’a sürgün etti. Bu sürgünde 500 bini aşkın Müslüman Türk yollarda öldü. Rusya'nın Çeçenistan’a yaptığı saldırılarda da 200 binin üzerinde sivil katledildi."

AMERİKA:

"Amerika, soykırımlara Kızılderilileri katletmekle başladı. Amerikalılar ve İngilizler Almanların savaşı kaybetmelerinin ardından, Dresden kentine sığınan Alman göçmenlerin üzerine 3 gün süreyle havadan bomba yağdırdı. Saldırılarda çocuk ve kadınların oluşturduğu 200 bin kişi öldü. Amerika’nın Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine attığı atom bombaları sonucu 135 bin kişi öldü. ABD’nin Vietnam’ı işgali ise 70 bin kişinin ölümüyle sonuçlandı. ABD son olarak Felluce’de 1500 sivili öldürdü. İngiliz Tıp Dergisi Lancet'in yaptığı araştırmaya göre Irak'ta ABD işgali dolayısıyla ölen sivillerin toplam sayısı 655 bine ulaştı."

ATO

Turistik gezi amacıyla Çin’e giden bir grup Türk akademisyen, Urumçi Havalimanı’nda Çin polisi tarafından gözaltına alındıktan bir süre sonra sınır dışı edilerek Türkiye’ye geri gönderildi.

Geçtiğimiz Cumartesi günü bir tur şirketi tarafından düzenlenen Çin gezisine katılan ve çoğunluğu emekli akademisyenlerden oluşan 15 kişilik Türk turist kafilesi, ülkeye sokulmadı. Urumçi Havalimanı’nda Çin polisi tarafından gözaltına alınan grup üyelerinin ülkeye girişlerine izin verilmedi. Yeşil pasaport sahibi olan ve vizeye gerek duymayan akademisyenleri ülkeye sokmayan Çin polisi, grubu Kazakistan’ın Almatı şehri üzerinden Türkiye’ye gönderdi.

GEREKÇE TÜRK OCAKLARI İLE İLGİLİ OLMALARI

Dün sabah saatlerinde Türkiye’ye dönen emekli akademisyen ve devlet memurları İstanbul Atatürk Havalimanı’nda gazetecilere yaşadıklarını anlattı.

Grubun rehberi Mehmet Aydın, Urumçi Havalimanı’nda saatlerce bekletildiklerini belirterek, “Havaalanı polisi bizi karşıladı. Grubumdaki misafirlerin tamamının yeşil pasaportu vardı. Benim kırmızı pasaportum ve vizem var. Ben geçtim ancak yeşil pasaportlu misafirlerimiz orada takıldı. İçeri almadılar ve pasaportlarını topladılar. Bir saat beklettiler. Daha sonra başka insanların kontrolleri yapıldıktan sonra bize yemek hazırladıklarını söylediler ve pilav yedirdiler. Grubun Türk Ocakları’yla alakası olduğunu belirterek bizi kabul etmeyeceklerini beyan ettiler. Almatı’ya dönmeye karar verdik. Uçak beklerken tuvalete dahi giderken bir Çinli asker eşliğinde gidilmesine izin verildi. ”şeklinde konuştu.

MAHREM YERLERİMİZE KADAR ARADILAR

Çin’e girişine izin verilmeyen grupta bulunan Ziraat Yüksek Mühendisi Kadir Tosun, “12 günlük bir geziydi. Biletimizi, her şeyimizi aldık. Tam oraya vardığımız zaman anlaşılamaz nedenlerle Çin polisi bizi engelledi. Bize hakaret etti ve arkadaşlarımızı tuvalete dahi başımızda asker olmak kaydıyla gönderdi. Çıkış yaparken de mahrem yerlerimiz dahil her yerimizi aradılar. Ben 66 yaşında yaşlı bir adamım. Bana yapılan bu hakaret Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılmış bir hakarettir. Bunu asla kabul etmiyorum ve Çin hükümetini nefretle ve şiddetle kınıyorum” diye konuştu.

YAZACAĞIM KİTAP İÇİN GEZİYE GİTTİM

Akdeniz Üniversitesi’nden emekli akademisyen Prof. Dr. Ramazan Demir de, “Urumçi’ye, diğer ifadeyle Doğu Türkistan’a gitmemin tek sebebi oradaki Türk kültürünü, sosyolojik yapıyı ve atadan kalan kültür değerlerini derleyip kitap haline getirmekti. Böyle bir gezi olduğu için de katıldım. Hiçbir şekilde art niyetle, ya da Çin hükümeti aleyhinde bir ifade kullanarak herhangi bir amacım asla böyle bir şey aklımızdan geçmez. Uygur bölgesinde bize uygulanan muamele hiçbir şekilde kabul edilebilir değil. Çünkü iki devlet arasında sözleşmeli, yasal olarak yeşil pasaportlara muafiyet getirilmiş. Biz buna güvenerek gittik. 10 saat rehin tutulduk.” dedi.

TÜRK DEVLETİNE HAKARET

Türk Ocağı denetleme kurulu başkanı olarak görev yaptığını söyleyen Osman Oktay da, “Sanırım isimlerimiz var ki orada ama bu Türk Ocakları organizasyonu değil. Türk Ocakları kuruluşundan beri, 1911-1912 yıllarından beri Türk dünyası ile ilgilidir. Orada yaşayan insanların dertleri ile ilgilenen bir kurumdur. Hiçbir yerde böyle bir muameleye maruz kalmadık. Çin polisinin tutumunu Türk devletine hakaret olarak kabul ediyorum. “ diye konuştu.

AKŞAM

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin Silivri’de gerçekleştirdiği kurtarma kazısında bu yılın en büyük arkeolojik keşfi gerçekleştirildi. Kazı raporundaki “ülkemizde bulunmuş ve kazısı yapılarak tamamen ortaya çıkarılmış ilk ve en eski, 5 bin yıllık kurgan tipi mezar” tespiti, buluntunun önemini gözler önüne seriyor. Türk ve Altay kültüründe kutsal mezar olarak bilinen kurgan tipi mezar bulundu. Üzerinde mızrak ucu bulunan iskeletin önemli bir asker, savaşçı olduğu tahmin ediliyor. Kazı raporunda, “ülkemizde bulunmuş ve kazısı yapılarak tamamen ortaya çıkarılmış ilk ve en eski, 5 bin yıllık kurgan tipi mezar” tespiti yapıldı. Kurgan, Yenikapı arkeolojik kazılarından sonra İstanbul tarihine yepyeni bilgiler getirecek.

Defineciler ulaşamadı

Hürriyet’ten Ömer Erbil’in haberine göre, Silivri’nin Çanta bölgesinde yazlık siteye ait sosyal tesislerin yapılacağı arsada gerçekleşen müze kurtarma kazılarında İstanbul ve Trakya tarihine ışık tutacak buluntulara ulaşıldı. Aralık 2015 tarihinde başlayan kazılar 5 ay sürdü. İstanbul 1 No’lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’na geçtiğimiz nisan ayında gönderilen rapora göre, mezarın kuzeyden gelen tunç çağında yaşamış önemli bir askere ait olduğu düşünülüyor. Arkeolojik kazılarda tümülüs (anıt mezar) öncüsü olan kurgan tipi mezarın daha önce defineciler tarafından birkaç kez deşildiği, ancak ana mezara ulaşılamadığı tespit edildi. 

En eski kurgan

Kurgan tipi mezarlar Orta Asya kültürü olarak biliniyor. Ülkemizde Avrasya steplerinin ölü gömme geleneğini yansıtan kurgan tipi bir mezar 1980 yılında Prof. Dr. Mehmet Özdoğan tarafından Trakya yüzey araştırmaları sırasında Kırklareli’nin Asılbeyli köyü Taşlıcabayır mevkisinde tamamen dağılmış vaziyette bulunmuştu. Kurtarma kazısı sonucunda mimari yapı ortaya çıkarılamamış, demir çağına MÖ 1200 yıllarına tarihlenmiş pişmiş toprak kaplar elde edilmişti. Trakya’da bilinen kurgan tipi tek mezar da buydu. Silivri’de ortaya çıkarılan mezar bundan hem daha eski hem de tüm mimari yapısıyla ortaya çıkarıldı. 

İstanbul Arkeoloji Müzesi mezarın bulunduğu alanın tescillenmesini, mezarın buluntuları ve mimari yapısıyla kaldırılarak müzeye taşınmasını talep etti. Müzenin Trakya ve İstanbul buluntuları bölümünde olduğu gibi sergileyerek bu eşsiz buluntuları ölümsüzleştirmek istiyor. Koruma Kurulu’nun vereceği karara göre mezarın akıbeti belli olacak. 

Kuzey göçleriyle gelmişler

İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü, Prehistorya Anabilim Dalı öğretim görevlisi Prof. Dr. Mehmet Özdoğan buluntu için, “Trakya’ya kuzeyden gelen göçler var. Kurgan tipi bir mezar bu. Benim çalışmalarımda da bu tarz mezarlar var. Trakya’da çok sayıda bu tür mezarların tahrip edildiğini biliyorum. Bir tanesini kepçenin önünden kurtarmıştık. Birinci bin, demir çağına aitti. Çok sayıda mezar buluntusu elde etmiştik. Ancak buradaki mezar daha eski tunç çağı. Oldukça önemli bir keşif. Bilimsel incelemeleri sonucunda güzel veriler elde edilecektir” dedi.

 

Bugün, Osmanlı devletinin bundan tam 100 yıl önce İngiliz kuvvetleri ve müttefiklerine karşı kazandığı Kut-ül Amare zaferinin yıl dönümü..

1952 yılına kadar Kut Bayramı olarak kutlanan Kut-ül Amare Muharebesi, 1. Dünya Savaşı'nın en önemli muharebelerinden biri olarak biliniyor. Osmanlı Ordusu, Kut-ül Amare muharebesi ile Çanakkale'den sonra İngiliz birliklerine karşı ikinci büyük darbeyi vurdu.

İNGİLİZ BİRLİKLERİ TAMAMEN ESİR ALINDI

Kut-ül Amare, Dicle Nehri kıyısında Şattülarap kanalı ile birleşen Basra Körfezi'nin kuzeyi ile Bağdat'ın güneyinde bulunan bir kasaba.. Adını kasabadan alan muharebe, şehrin yakınlarında konuşlanmış İngiliz birlikleri ile müttefiklerinin kuşatılmasıyla başladı. Kasabanın Osmanlı Ordusu tarafından ele geçirilmesi ve 13 bin İngiliz askerinin tamamının esir alınmasıyla da bitti. 

(Kut-ül Amare Zaferi'ni anlatan karikatür)

NATO'YA GİRİNCE ZAFER UNUTTURULDU

Kut-ül Amare zaferi, Türkiye'de 1952 yılına kadar Kut Bayramı olarak kutlanmaya devam etti. Ancak Türkiye'nin NATO'ya üye olmasının ardından İngilizler, bayramın kaldırılması için baskı yaptılar. Baskılar üzerine de Türkiye, bayram kutlamasına son verdi. İngilizlerin baskısı o kadar yoğundu ki Kut-ül Amare zaferi ve Kut Bayramı'na yönelik tarihi bilgiler, okullardaki tarih kitaplarından bile silindi. Unutturulmak istendi. 

KUT-ÜL AMARE MUHAREBESİNDE NELER OLDU

Yeni kurulan Osmanlı 6. Ordusu'nun komutanlığına atanarak 5 Aralık'ta Bağdat'a varan Mareşal Colmar Freiherr von der Goltz Paşa'nın emriyle Irak ve Havalisi Komutanı Miralay (Albay) 'Sakallı' Nurettin Bey'in birlikleri 27 Aralık'ta Kut'u kuşattı.

İngilizler Kut'u kurtarmak için General Aylmer komutasındaki kolorduyla hücuma geçti ancak, 6 Ocak 1916 tarihli Şeyh Saad Muharebesi'nde 4.000 askerini kaybederek geri çekildi. Bu muharebede 9. Kolordu Komutanı Miralay 'Sakallı' Nurettin Bey görevinden alındı ve yerine Enver Paşa'nın kendisinden bir yaş küçük amcası olan Mirliva Halil Paşa (Kut) getirildi.

İngiliz Ordusu, 13 Ocak 1916 tarihli Vadi Muharebesi'nde 1.600, 21 Ocak Hannah Muharebesi'nde 2.700 askeri kaybederek geri püskürtüldü. İngilizler Mart başında tekrar taarruza geçti. 8 Mart 1916'da Sabis mevkiinde Miralay Ali İhsan Bey komutasındaki 13. Kolordu'ya hücum ettilerse de 3.500 asker kaybederek geri çekildiler. Bu yenilgiden dolayı General Aylmer azledilerek yerine General Gorringe getirildi.

29 Nisan 1916 Townshend birlikleri diğer 13 general, 481 subay ve 13.300 er ile birlikte Osmanlı Kuvvetleri'ne teslim oldu. Kuşatmada, İngiliz kuvvetleri ve müttefikleri 23.000 ölü ve yaralı, Osmanlı kuvvetleri 10.000 şehit ve yaralı vermiş, 13.100 (bazı kaynaklara göre 18.000) İngiliz askeri esir alınmıştır.

 

KUTÜ’L-AMÂRE ZAFERİ’NİN 100. YILI MÜNASEBETİYLE

I. DÜNYA SAVAŞI’NDA IRAK CEPHESİ

ULUSLARARASI SEMPOZYUMU

28 – 29 Nisan 2016, MARDİN

Kutü’l-Amâre Zaferi’nin 100. yılı münasebetiyle Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı, Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörlüğü ve Bağcılar Belediyesi Başkanlığı  işbirliğinde 28 – 29 Nisan 2016 tarihlerinde Mardin’de “I. Dünya Savaşı’nda Irak Cephesi” konulu uluslararası bir sempozyum düzenlenecektir.

Osmanlı ordusunun I. Dünya Savaşı’nda mücadele ettiği cephelerden biri olan Irak Cephesi’nde, İngiltere ile Osmanlı Devleti arasında meydana gelen başta Selman-ı Pak ve Kutü’l-Amâre olmak üzere pek çok muharebe vuku bulmuştur. Osmanlı ordusu tarafından öncelikle Selman-ı Pak zaferini, müteakiben de Kasım 1915’te Kutü’l-Amâre’de kuşatılmış olan İngiliz tümeni, 29 Nisan 1916’da komuta kademesi ile birlikte esir alınmıştır. İngilizler tarafından mutlak zafer kazanacakları düşüncesiyle açılmış olan bu cephedeki mağlubiyetleri İngiltere’nin büyük itibar kaybetmesine sebep olmuştur. Kutü’l-Amâre veya kısa adıyla Kut Zaferi hem yerli, hem de yabancı basında geniş bir şekilde yer almıştı. Ancak kazanılan bu tarihi zafere rağmen Osmanlı genel kurmayının bunu yeterince değerlendirememesi ve bölgedeki askeri birliklerinin büyük ekseriyetini Galiçya ve İran’a sevk etmesi sonucunda İngilizler bölgeye takviye birlikler göndererek Mart 1917’de Bağdat’ı işgal etmişlerdir.

Tarih, kültür ve gönül coğrafyamız olan bu bölge, I. Dünya savaşı sürecinde olduğu gibi 100 yıl sonra da büyük çatışmalara sahne olmakta ve siyasi coğrafya yeniden şekillendirilmeye çalışılmaktadır. Düzenlenecek bu sempozyumda günümüzde detaylı olarak çok fazla bilinmeyen Kutü’l-Amâre Zaferi’ni 100. yılında anmak,  Birinci Dünya Savaşı’nda Irak Cephesi  üzerine üretilen yeni bilgileri bilim dünyasıyla buluşturmak amaçlanmaktadır.

Sempozyumda sunulacak bildiri konuları aşağıdaki başlıklarla sınırlı olmamakla birlikte şöyle olacaktır:

 

Konu Başlıkları:

·         I.Dünya Savaşı ve Irak Cephesi’nin açılış sebepleri

·         Savaş öncesi Osmanlı Devleti’nin;

Ekonomik durumu

Askerî durumu

·         Irak Cephesi’nde Osmanlı subay kadrosu

·         İngiltere’nin Basra Körfezi üzerindeki emelleri

·         Almanya’nın bölge üzerindeki emelleri;

Osmanlı Ordusu’nda Alman nüfuzu

·         Bölgenin coğrafi, ekonomik ve jeopolitik önemi

Geçmişten günümüze petrol, su ve tarım

·         Irak Cephesi’nde lojistik

·         Bölge halkının savaş sırasındaki tutumu

·         Mektup ve günlüklerde Irak Cephesi

·         Basında Irak Cephesi:Karikatür ve fotoğraflar

·         Kutü’l-Amâre zaferi ve sonrasındaki gelişmeler

Cephedeki askerî faaliyetler

Esir kampları ve esirler

General Townshend ve Mondros Mütarekesi

Hintli Müslüman subaylar ve askerler

Sempozyum Programı

INTERNATIONAL SYMPOSIUM ON THE MESOPOTAMIAN CAMPAIGN IN WWI ON THE OCCASION OF THE 100TH ANNIVERSARY OF THE KUT AL AMARA VICTORY

SEMPOZYUM KATILIM KOŞULLARI

SEMPOZYUM KURULLARI

SEMPOZYUM TAKVİMİ

KATILIM FORMU

SEMPOZYUM AFİŞİ

TAAHHÜTNAME

 

 

Osmanlı mimarisi denildiğinde ilk akla gelen isim olan Mimar Sinan’ın etnik kökeni tartışmaları yine gündeme geldi. Mimar Sinan'ın Avusturyalı, Macar, Bulgar, Rum, Ermeni asıllı olduğu iddiaları farklı kişiler tarafından ortaya atılırken tartışmalara son noktayı Tarihçi Erhan Afyoncu koydu.

Afyoncu'ya göre, etnik kökenini tespit etmek için mezarı açılıp, kafatası incelenen Mimar Sinan, “Karamanlı” denilen Hıristiyan Türkler’dendi.

İşte Erhan Afyoncu'nun Sabah Gazetesi'nde yayınlanan o yazısı : 

Osmanlı mimarisi denildiğinde ilk akla gelen isim olan Mimar Sinan’ın etnik kökeni tartışmaları yine gündeme geldi. Etnik kökenini tespit etmek için mezarı açılıp, kafatası incelenen Mimar Sinan, “Karamanlı” denilen Hıristiyan Türkler’dendi

 

Mimar Sinan 1490'larda Kayseri'nin Ağırnas köyünde doğdu. 1511'de Osmanlı görevlilerince beğenilerek devşirme sistemine dahil edildi. Daha sonra yeniçeri ocağına alındı. Kanunî ile askeri seferlere katıldı. 1533-1534'teki Irakeyn seferinde Van Gölü'nde gemi inşa ederek kendini gösterdi. 1537'deki seferde bu sefer nehir geçerken yaptığı köprüler beğenildi. 1538'de Lütfi Paşa'nın tavsiyeleriyle mimarbaşı oldu ve 1588'de ölene kadar görevde kaldı. Mimarbaşılığı sırasında yüzlerce cami, mescit, medrese, darülkurra, türbe, imaret, hastane, kervansaray, saray, su kemeri, hamam inşa etti.

DEVŞİRME SİSTEMİ
Osmanlı döneminde uygulanan devşirme sistemine göre çok farklı milletlerden (Hırvat, Arnavut, Boşnak, Ermeni, Sırp, İtalyan, Rum vs.) insanlar devşirilip, Müslümanlaştırılıp, Türkleştirilmişlerdi. Çok farklı etnik kökenlere sahip olan devşirmeler, Türkiye'de büyük makamlara yükselmişler ve Türk devletine hizmet etmişlerdir. Osmanlı Devleti'nde etnik kökenlerin bir önemi yoktur. Osmanlı kaynakları bu yüzden devlette hizmet eden devşirmelerin çoğunlukla etnik kökenlerinden bahsetmemişlerdir. Devşirmelikten üst makamlara yükselen devlet adamların etnik kökenlerini Avrupalı seyyah ve elçiler merak ederek, araştırmışlardır. Mimar Sinan da devşirmedir ve Osmanlı'dır. Ancak ille de büyük mimarımızın aslı merak ediliyorsa etnik kökeninin aslı şöyledir.

HIRİSTİYAN TÜRKLER'DENDİR
Mimar Sinan'ın Avusturyalı, Macar, Bulgar, Rum, Ermeni asıllı olduğu iddiaları farklı kişiler tarafından ortaya atılmıştır. Ancak Mimar Sinan, Karamanlı denilen Anadolu'da yaşayan Hıristiyan Türkler'dendir. Osmanlı döneminde devşirilip, Müslüman olmuştur.
Tarihçi Ahmet Refik Altınay'ın yayınladığı bir mühimme hükmünde (dönemin bakanlar kurulu emri) Mimar Sinan'ın akrabalarının ismi yanlış okununca Mimar Sinan'ın Ermeni asıllı olduğu iddia edilmiştir. 1574 tarihli bu belgede Mimar Sinan, Kıbrıs'a sürgün edilen mimarbaşının doğduğu Ağırnas köyü ile akrabalarından Kiçi Bürüngüz Köyü'nden Sarı oğlu Döğenci ve Üskübî köyünden Üleysi ve Kudanşah'ın adaya gönderilmesinden vazgeçilmesini istemiştir. Üleysi benzersiz manasına gelen Moğolca bir kelime, diğer isimler ise Türkçe'dir. Rahmetli Nejat Göyünç 1985'te bu durumu açıkça ortaya koymuştur. Bu yüzden belgede geçen isimlerin Ermenice olduğu doğru değil. Ayrıca Ağırnas ve Mimar Sinan'ın akrabalarının yaşadığı köyler incelendiğinde buralarda yaşayan Hıristiyanların önemli bir kısmının öz Türkçe isimler taşıdığı anlaşılmakta.
İsmail Hakkı Konyalı, 1584 tarihli vergi nüfusu tahrir defterinde Ağırnas'ta yaşayanların Türkçe isimlerini şu şekilde tespit etmiştir: Evren, Pervane, Bahadır, Karagöz, Aydoğdu, Aslan, Yağmur, Kumru, Sefer, Hüsrev, Arslan, Kaplan, Hüdayahşi, Kılmaz, Uğurlu, Oğuzlu, Tatar, Paşabey, Timur, Kutlubey, Sarı, Hüdaverdi, Kalender, Bayram, Borhan, Kalanlı, Karaca, Sultanşah, Urumşah, Paşa, Şadi, Karayağdı, Çakır, Bayramlı, Şemsiye, Nurullah, Yürür, Asilbey, Kutluşah, Seylanşah, Keçi, Sarıaş, Atmaca, Kademşah, Tursun, Seferşah, Murad, Emirşah, Hızırşah, Kuru, Karakoç.

 

SABAH

 

RÖPORTAJLAR

  •  
    Karakoyunlu ve Akkoyunlu ...
    Karakoyunlu ve Akkoyunlu olmadan Anadolu tarihi eksik kalır Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN ...
     
  •  
    Tehcir kararı Türk ...
    Tehcir kararı Türk Milleti’nin beka tapusudur İSMAİL ...
     
  •  
    İşte, Lozan'ın gizli ...
    Lozan Anlaşması'nın tarihi bir hezimet olduğuna ilişkin tezlerle kafa bulan tarihçi ...
     
  •  
    Dr. Hayati Bice yazdı: ...
      Dünyada İslamofobi’nin tırmanışa geçtiği, “Gerçek ...
     
  •  
    "Atatürk ile Fatih ...
    "Atatürk ile Fatih Sultan Mehmet arasında ciddi benzerlik var" ...
     
  •  
    Mimar Sinan'ın hiç ...
    Edirne Belediye Başkanı Gürkan, "Kazıda Tarihi Yemiş Kapanı Hanının ...
     
  •  
    Mustafa Kemal, Meclis’in ...
    Mustafa Kemal, Meclis’in namazlarla, dualarla açılmasını emretmişti ...
     
  •  
    Ermenistan toprakları ...
    Ermenistan toprakları Türkler’in yurduydu Bugünkü Ermenistan ...
     
  •  
    Boğazlayan Kaymakamı ...
      Türkiye Cumhuriyeti'ni mütareke Osmanlı'sına çevirmek ...
     
  •  
    Osmanlı değil Devlet-i ...
    Habertürk yazarı Murat Bardakçı, "Bilen bilmeyen herkes konuşuyor! ...
     
  •  
    Prof. Dr. Afyoncu: ...
    Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan ...
     
  •  
    Ermenilerin iradeleri ...
    Türkiye Azerbaycan Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Bilal Dündar, Hocalı ...
     
  •  
    ''Çüş Orhan Pamuk çüş"
    Habertürk yazarı Murat Bardakçı, Orhan Pamuk'un yazdığı kitabında ...
     
  •  
    Nüfusumuz artmadığı için ...
    Türkiye'nin açıklanan yeni nüfusu, bana Osmanlı İmparatorluğu'nun son ...
     
  •  
    Endülüs’ten Ders Almak
      İber yarımadasındaki son İslâm devleti Beni Ahmer emirliğinin başkenti ...
     
  •  
    Türkiye Büyük Millet ...
    Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıyor Efendiler, bu türlü ...
     
  •  
    İstanbul'un Fethi
    İSTANBUL ÜZERİNE HAREKET İlk ...
     
  •  
    Osmanlı Devletinde ...
    OSMANLI DEVLETİNDE KİMLER ASKERLİKTEN MUAFTI? Zübeyir Saltuklu   ...
     
  •  
    Türklerde Yeni Yıl: ...
    Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri / Dr. Sinan OĞAN ...
     
  •  
    Nevruz Geleneği
    NEVRUZ GELENEĞİ  Prof. Dr.  Ensar  ARSLAN* Nevruz, yüzyıllardan beri ...
     
  •  
    Müzikle Tedavi, ...
    Müzikle Tedavi, Türk-İslam Ve Diğer Devletlerde Müzikle Tedavinin Tarihi ...
     
  •  
    Modern Avrupa’nın ...
    MODERN AVRUPA’NIN GELİŞMESİNDE TÜRK ETKİSİ Prof.Dr. Halil İNALCIK ...
     
  •  
    29 Ocak 1988: Batı ...
    29 Ocak 1988’de Batı Trakya Türklerini sokağa döken uygulamanın ...
     
  •  
    Kâzım Karabekir Paşa’nın ...
    KÂZIM KARABEKİR PAŞA’NIN ÖLÜMÜ, CENAZE TÖRENİ VE ARDINDAN ...
     
  •  
    Atatürk'ün Ankara'ya ...
    ATATÜRK’ÜN ANKARA’YA GELİŞİ Yrd. Doç. Dr. EDİP SEMİH ...
     
  •  
    Kudüs'ün Bekçisi Onbaşı ...
    Osmanlı (Türk) ordusu Kudüs'ten çekilirken (9 Aralık 1917) Mescid-i ...
     
  •  
    Osmanlılarda Yurtluk ve ...
    Osmanlılarda Yurtluk ve Ocaklık Sistemi Prof. Dr. Yılmaz KURT Osmanlılar XVI. ...
     
  •  
    Anadolu ve Balkanlarda ...
    ANADOLU VE BALKANLARDA  SARI  SALTUK    ...
     
  •  
    Cumhuriyet Kavramı ve ...
    Cumhuriyet Kavramı ve Atatürk’ün Cumhuriyet Anlayışı UZM. NEŞE ...
     
  •  
    "Kürt" Adı Üzerine
    "Kürt" Adı Üzerine Prof.Dr. Mehmet ERÖZ Bir uruk ya da boy ...
     
  •  
    Hace-i Türkistan Ahmed ...
    BM – UNESCO 2016 AHMED YESEVİ YILI ÜZERİNE… BM UNESCO (Eğitim Bilim ve ...
     
  •  
    Kazım Karabekir ...
    Yılmaz Basım tarafından yeni yayınlanan “Emrinizdeyim Paşam” Kâzım Karabekir ...
     
  •  
    Türklerde Devlet Anlayışı
    Tarihleri boyunca planlı ve sistemli bir surette yaptıkları göçlerle eski ...
     
  •  
    "Benim Ailem: Atatürk’ün ...
    "Benim Ailem: Atatürk’ün Saklanan Ailesi” isimli kitabı ...
     
  •  
    "Yüzüncü Yılında Ermeni ...
    "Yüzüncü Yılında Ermeni Meselesi" Ermeni Sorunu, aradan ...
     
  •  
    "Bütün yükler Türk ...
    “Ve geriye baktığım zaman görüyorum ki, yalnız dalgalı, hareketli bir şahsi ...
     
  •  
    Örnek Bir Öğretmen: ...
    Örnek Bir Öğretmen: Feridun ESER MEB'de Felsefe Öğretmeni görevine ...
     
  •  
    Deli Halid Paşa, ...
    42 senelik ömrünün 22 senesi, eşkıyâlar, asiler ve düşmanlar ...
     
  •  
    Kültür, Millet ve Ordu
    KÜLTÜR, MİLLET VE ORDU Ziya Gökalp, Türkçülüğün ...
     
  •  
    Destan Romanlar Davetiye ...
    Osmaniye Merkez İstiklal Ortaokulu Matematik Öğretmeni Yusuf Tülü, 22 ...
     
  •  
    Dil ve Edebiyat Öğretim ...
    Dil ve Edebiyat Öğretim Yöntemleri Ed: Prof Dr. İsmet ÇETİN Yazarlar ...
     
  •  
    Vaiz Öteki Mehmed Âkif / ...
    Vaiz Öteki Mehmed Âkif Sinan Meydan   İnkılâp Kitabevi ...
     
  •  
    Korkutname / Kenan ...
    Korkutname / Kenan Çarboğa   Kara, çekik gözlerini uyku almış, ...
     
  •  
    TÜİK'ten utandıran kitap ...
    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), kitap okuma araştırması utandıran bir ...
     
  •  
    Okuyan Bir Türkiye ...
    Okuyan Bir Türkiye İstiyoruz “ Kitap okuma; hava gibi, su gibi, yemek gibi ...
     
  •  
    Esas Duruş
    “E S A S       D U R U Ş” “Türk ...
     
  •  
    Günümüzün ...
    GÜNÜMÜZÜN MANKURTLAŞTIRILMIŞ TÜRKLERİNE CENGİZ AYTMATOV UYARISI Prof. ...
     
  •  
    Fatihler Unutulmadan
    Fatihler Unutulmadan Kudret Harmanda ...
     
  •  
    "Yörükler Bölünmezliğin ...
    Türkiye Cumhuriyeti ve halkı son yılların en şiddetli terör eylemlerine maruz ...
     
  •  
    Yüz Yıllık Kut’lu Bir ...
    İngilizleri önce Çanakkale Cephesi’nde durdurduk;  ...
     
  •  
    Nevruz Ateşi
    Nevruz Ateşi   Beşbin yil geçmişten kopan yildirim,  Karanligi ...
     
  •  
    İstiklal Ruhu
    İSTİKLAL RUHU Sayın Kudret HARMANDA Yazdı... ...
     
  •  
    Tarih Boyunca Türk ...
    Tarih Boyunca Türk Kadını ve Kapitalizmin Yeni Oyuncağı 8 Mart Sayın Kudret ...
     
  •  
    Duamız
    DUAMIZ “Bundan 24 yıl evvel Azerbaycan’ım Karabağ bölgesinde ...
     
  •  
    Türkülerle Yol ...
    TÜRKÜLERLE YOL ARKADAŞLIĞI Düzce 81. sıradan listeye dâhil ...
     
  •  
    Türkiye'nin Asıl Meselesi
    TÜRKİYE’NİN ASIL MESELESİ Ağzını açan “Kürt sorunu”, ...
     
  •  
    Türk Dil Kurumu'na Çağrı
    TÜRK DİL KURUMU, “TURANCILIK” TERİMİNİ YENİDEN TANIMLAMALIDIR. Prof. Dr. ...
     
  •  
    "Hıristiyanın Noel ...
    "MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE SALYANGOZ SATMAK YA DA NOEL" Prof. Dr.  ...
     
  •  
    “Bucak- Bayır.., Mevlam ...
    “Bucak- Bayır.., Mevlam Sen Kayır” “Bizde, eğitim sistemi ...
     
  •  
    Türk Ocakları'ndan ...
    Son günlerde Bayır Bucak Türkmenlerine yönelik saldırılar vahametini arttırarak ...
     
  •  
    Tarihte Kayılar'ın ...
    Tarihte Kayılar'ın başarı sırrı neydi? Ünlü Türkoloji uzmanı Kemal ...
     
  •  
    Bir tarihçi olarak şunu ...
    Bir tarihçi olarak şunu görüyorum: Tarih bizi zehirliyor Tarihe ...
     
  •  
    Kendimizi yüceltmek için ...
    Kendimizi yüceltmek için değil, düzeltmek için tarih bilmeliyiz ...
     
  •  
    Ali Bardakoğlu: ...
    Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Hürriyet yazarı Ahmet Hakan ...
     
  •  
    Prof. Dr. Nurullah ...
    PROF. DR. NURULLAH ÇETİN’LE "TÜRK’E ORYANTALİST KUŞATMA" ADLI ...
     
  •  
    Prof. Dr. İlber Ortaylı: ...
    Prof. Dr. İlber Ortaylı: Türkiye’de bugün başkanlık sistemi olmaz Prof. Dr. ...
     
  •  
    “Dünya Siyasetinde Orta ...
    “Dünya Siyasetinde Orta Asya” ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu ...
     
  •  
    Şehzade Mustafa’nın ...
    Şehzade Mustafa’nın gerçek hikayesini Prof. Dr. Feridun Emecen anlattı Son ...
     
  •  
    Atilla Mateffy;"Türkler ...
    Atilla Mateffy;"Türkler Bize Düşman Olarak Gösterildi" Macarlar ...
     
  •  
    “İnşallah bir aptallık ...
    Son günlerde herkesin dilinde Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın ne kadar bilgili olduğuna ...
     
  •  
    Kültür Sosyolojisi ve ...
    Sayın İkbal VURUCU, Sosyolog Mustafa AKSOY ile "Kültür Sosyolojisi ve ...
     
  •  
    Göktürklerde Osmanlı’yı ...
    Göktürklerde Osmanlı’yı görebiliriz Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Mimar ...
     
  •  
    Türkiye, ya "Büyük ...
    Türkiye, ya "Büyük Türkiye" Olacak ya da Yok Olacak!... Durmuş ...
     
  •  
    Mehmet Âkif Ersoy’a Dair ...
    Yalçın Küçük’ün Mehmet Âkif Ersoy’a Dair ...
     
  •  
    Suriye Türklerini ...
    Söyleşi: Prof. Dr. Nurullah Çetin Haçlı-Siyon emperyalizminin ...
     
  •  
    Belirtke Tablosu
    Belirtke Tablosu Nedir? Hedef davranışlarla, program içeriğinin yani konuların, ...
     
  •  
    Kitapları tekrar tekrar ...
    100 yaşına giren büyük tarihçimiz Halil İnalcık’ın kitapları tekrar ...
     
  •  
    “Yaralanmakla bir şey ...
    Deli Halid, Kop Dağları’nda Ruslarla savaşırken, 6 Temmuz 1916’da ağır yaralanarak ...
     
  •  
    Büyük Millet Meclisi'nin ...
    BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ( 23 Nisan 1920 ) Mustafa Kemal Paşa, İstanbul'un işgal ...
     
  •  
    Adalet Üzerine Söylenmiş ...
    Adalet olmadan, düzen olmaz. Albert Camus Bütün yargılamalar, ilahi ...
     
  •  
    İstiklal Marşı
    İstiklal Marşı ve T.C. Egoyu Kaldırmaz Bazı tarihler vardır ki, o tarihin üzerinden ...
     
  •  
    Osmanlı Devleti’nde ...
    Osmanlı’da 17.yy. son çeyreğinde yoğunlaşan savaşlar giderleri arttırdı. Bunun ...
     
  •  
    Tarih ve Tarih Bilimi
    Tarih ve Tarih Bilimi Tarih en basit ifadeyle "geçmişin bilimi" olarak ...
     
  •  
    Tarih ve Teknoloji
    Tarih Öğretiminde Teknoloji Nasıl Kullanılır sorusuna yanıt arayan bir site: Tarih ve ...
     
  •  
    Atatürk Kronolojisi
    1881 ·  Mustafa ...
     
  •  
    Binbaşı Ayşe
    Milli Mücadele'de Binbaşı Ayşe; Kurtuluş Savaşı hakkında yazılmış eserlerde ...
     
  •  
    1. Dünya Savaşı Sonunda ...
    1. Dünya Savaşı’ nın Sonunda İmzalanan Ateşkes Anlaşmaları ★ ...
     
  •  
    Sakarya Meydan ...
    Sakarya Meydan Muharebesi (23 Ağustos – 13 Eylül 1921) Türk ordusu ...
     
  •  
    Tarih Dersi 2015-2016 ...
    2015-2016 Eğitim ve Öğretim yılı 28 Eylül 2015 tarihinde başlayacak. ...
     
  •  
    Şeyh EDEBALİ'den Osman ...
    Şeyh EDEBALİ'den Osman Gazi'ye Nasihat “Ey Oğul! Beysin! Bundan sonra ...
     
  •  
    Osmanlı'ya Beton
    Sultan 3'üncü Murad’ın annesi Nurbanu Valide Sultan tarafından ...
     
  •  
    Türkler, artık ...
      Prof. Dr. Türkkaya Ataöv geçmişiyle yüzleşme polemiğine ...
     
  •  
    Avrupa'nın SOYKIRIM ...
    Türkiye'nin geçmişine kara çalmayan kalkan Avrupa'nın soykırım ...
     
  •  
    Türk akademisyenlere Çin ...
    Turistik gezi amacıyla Çin’e giden bir grup Türk akademisyen, Urumçi ...
     
  •  
    Silivri'de Türk ...
    İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin Silivri’de gerçekleştirdiği kurtarma ...
     
  •  
    Osmanlı'nın Son Zaferi ...
    Bugün, Osmanlı devletinin bundan tam 100 yıl önce İngiliz kuvvetleri ve ...
     
  •  
    Kutü'l Amare Zaferi'nin ...
    KUTÜ’L-AMÂRE ZAFERİ’NİN 100. YILI MÜNASEBETİYLE I. ...
     
  •  
    Mimar Sinan Karamanlı ...
    Osmanlı mimarisi denildiğinde ilk akla gelen isim olan Mimar Sinan’ın etnik ...
     
  •  
    Boğazlıyan Kaymakamı ...
    Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey'in Aziz Hatırasına Galip Erdem “Tedirgin ...
     
  •  
    Dîvân-ı Hikmet’in tam ...
    Dîvân-ı Hikmet’in tam metni, Çağatay Türkçesi orjinali ile ...
     
  •  
    "Lozan'ın 2023 yılında ...
    Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Edebiyat Fakültesi Tarih ...
     
  •  
    İstiklal Marşı'nın ilk ...
    İstiklal Marşı'nın ilk kelimesi Berlin'de yazıldı Yarın, ...
     
  •  
    13. Türk Strateji Günü
    21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ MUZAFFER ÖZDAĞ'IN ANISINA 13. ...
     
  •  
    Düşünce ve Tarih Dergisi ...
    Atatürk’e muhalif isimlerden Dr.Rıza Nur’un, Fransa Ulusal ...
     
  •  
    Kuzey Afrika Türklüğü; ...
    Kuzey Afrika Türklüğü; Köroğlu (Koloğlu-Kuloğlu) Türkleri ...
     
  •  
    Hayatımızda Duanın Önemi ...
    Hayatımızda Duanın Önemi / Padişah ve Hakanların Duaları Necdet Bayraktaroğlu ...
     
  •  
    Altın elbiseli adam
    Altın elbiseli adam, 1969'da dönemin Kazakistan SSC'nin Almaata ...
     
  •  
    Yörük Türkmenlerin Kısa ...
    YÖRÜK TÜRKMENLERİN KISA HAL TERCEMESİ Yörük Türkmen ...
     
  •  
    Kanlı Noel
    KANLI NOEL Rumlar yüzlerce Türk’ü katletti Rumların 21-25 Aralık ...
     
  •  
    Türk Tarih ve Kültüründe ...
    Türk Tarih ve Kültüründe "At" Atın Türkler ...
     
  •  
    Montrö Boğazlar ...
    Montrö (Montreux) Boğazlar Sözleşmesi Montrö (Montreux) ...
     
  •  
    9 Eylül 1922'de ...
    8 Eylül’ü 9 Eylül’e bağlayan dakikalardayız. Gecenin koyu ...
     
  •  
    Yunan Başkumandanı ...
    Kurtuluş Savaşı’nın kesin bir zaferle sonuçlanmasıyla sadece Türk ...
     
  •  
    Kuva-yi Milliye'de Alaca ...
    Kuva-yi Milliye, yanmış,.yıkılmış, işgal edilmiş, düzenli orduları için tasfiye ...
     
  •  
    Balkanlardan Kovulan ...
    BALKANLARDAN KOVULAN TÜRKLER: BULGARİSTAN 250 BİN TÜRK'Ü SINIR DIŞI ...
     
  •  
    Otlukbeli Savaşı ...
    Otlukbeli Savaşı /Muharebesi (Otlukbeli Zaferi) 11 Ağustos 1473 Fatih Sultan ...
     
  •  
    Sırp Despotu Lazar’ın I. ...
    Sırp Despotu Lazar’ın I. Murad’a Mektubu Ve I. Murad’ın Cevabı: " ...
     
  •  
    Molla Mustafa ...
    Molla Mustafa Barzani'nin 1959 Kerkük Katliamı Mesut Barzani’nin ...
     
  •  
    ‘1071 tezi çöktü’
    Arhavi’de 2 bin 600 rakımlı Demirkapı Yaylası’nda arkeolog Oktay ...
     
  •  
    Kırım Savaşı
    Kırım Savaşı Çar I. Nikola St. Petersburg’taki Britanya ...
     
  •  
    Türk Amerikan İlişkileri
    TÜRK AMERİKAN İLİŞKİLERİ-3- Kudret HARMANDA  (ATATÜRK DÖNEMİ ...
     
  •  
    İkinci Dünya Savaşı'nda ...
    İkinci Dünya Savaşı'nda Hiroşima ve Nagasaki 'ye Atılan Atom Bombası Olayı ...
     
  •  
    Mavi Kelebeklerin ...
    Srebrenitsa: Soykırımın Mavi Kelebekleri 11 Temmuz 1995, Srebrenitsa’da 8 binden ...
     
  •  
    İstiklal Harbinde Türk ...
    Türk Amerikan İlişkileri -2-   [ ...
     
  •  
    Türk Amerikan İlişkileri
    Türk Amerikan İlişkileri -1- (1795-1919 Osmanlı Amerikan İlişkileri)   ...
     
  •  
    Filistin Sözde ...
    Filistin Sözde Soykırımın 100. Yılı İçin Özel Pul Bastı... Ermenilerden ...
     
  •  
    Cetvelle Irak sınırını ...
    Cetvelle Irak sınırını çizen kadın: Gertrude Bell Yedikıta Tarih ve ...
     
  •  
    Yunanistan'ın Osmanlı ...
    Yunanistan'ın Osmanlı İmparatorluğu'ndan Bağımsızlık Süreci Yunanlıların ...
     
  •  
    Orta Doğu’da sınırlar ...
      Orta Doğu’da sınırlar değişirken casuslar Orta Doğu’da ...
     
  •  
    Matbaanın Kurucusu ...
    Matbaanın Kurucusu  Johann Gutenberg'in Türk Takvimi Matbaanın Kurucusu, ...
     
  •  
    Google tercüme Soğuk ...
    İnternetteki gazete arşivlerini tararken 1954 tarihli bir Los Angeles Timesmakalesi ...
     
  •  
    'İnsan Hayvanat ...
    "Zoos humains" Türkçesiyle 'İnsan Hayvanat ...
     
  •  
    1929 Dünya Ekonomik Krizi
    1929 Dünya Ekonomik Krizi 1.EKONOMİK KRİZ ÖNCESİ ...
     
  •  
    İkinci Dünya Savaşının ...
    İkinci Dünya Savaşının Sebebi ve Sonuçları a) II. Dünya Savaşı’nın ...
     
  •  
    Suveyş Kanalı
    Suveyş Kanalı  Mustafa BACAK Dünya'nın en önemli deniz ...
     
  •  
    Düşünce ve Tarih ...
    ...
     
  •  
    Türk Yurdu Dergisi ...
    Türk Yurdu Haziran 2016 | 346. Sayısı Çıktı! İşte dergi;   ...
     
  •  
    Türk Dünyası Tarih ...
    Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi Haziran 2016 sayısı çıktı. ...
     
  •  
    2023 Dergisi: Demokrasi, ...
    Türkiye siyasî olarak aslında bir krizin içinde, yaşananlar objektif bir ...
     
  •  
    Toplumsal Tarih Dergisi: ...
    Toplumsal Tarih Haziran 2016 tarihli 270. sayısında “Cinsel İçerikli Bir Osmanlı ...
     
  •  
    Ayarsız Dergi: Ekinler ...
    Çıktığı andan itibaren dikkatleri üzerine çeken Ayarsız Dergisi Haziran ...
     
  •  
    #tarih Dergisi: ...
    #tarih Haziran sayısı tüm Türkiye'de. Derginin kaak konusu; "Suikast: ...
     
  •  
    Yedikıta Dergisi: Sultan ...
      Yedikıta Dergisi 94. Sayısı (Haziran 2016) çıktı. Haziran ayının Sultan ...
     
  •  
    Düşünce ve Tarih ...
    Düşünce ve Tarih Dergisi: Bir Nura Doğru Yürümeliyiz   ...
     
  •  
    Derin Tarih: Teşkilat-ı ...
    TEŞKİLAT-I MAHSUSA Güncel referanslarıyla tartışıla tartışıla tarihî bir konu ...
     
  •  
    Türk Dünyası Tarih ...
    Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, Mayıs 2016 sayısı çıktı... ...
     
  •  
    Türk Yurdu Dergisi: ...
    Türk Yurdu Dergisi: "Türk Milletinin Var Olma Mücadelesi" İşte ...
     
  •  
    Yedikıta Dergisi: ...
    Yedikıta Dergisi Mayıs 2016 sayısı çıktı. İstanbul'un İlimle Fethi'ni irdeleyen ...
     
  •  
    #tarih Dergisi: Gavur ...
    "Devleti, toplumu sırtlayarak tarih yazan 'gâvur' atalarımız" kapak ...
     
  •  
    Derin Tarih Dergisi: ...
    NECİP FAZIL, TARİHLE HESAPLAŞAN ADAM Resmî tarih söylemine karşı ...
     
  •  
    Kurun Gazetesi
    23-27 Ocak 1937 tarihleri arasında Kurun Gazetesi’nde ilginç bir makaleler ...
     
  •  
    Tercüman-ı Ahval Gazetesi
    Tercüman-ı Ahvâl,    İstanbul'da 1860-1866 arasında yayımlanan ...
     
  •  
    Mereşal Fevzi ÇAKMAK'ın ...
    Turkiye Cumhuriyeti ordusunun Atatürk'ten sonraki tek mareşali 1876 yılında ...
     
  •  
    Ceride-i Resmiye Gazetesi
      CERİDE-İ RESMİYE GAZETESİ Türkiye de ilk resmi gazete Takvim-i ...
     
  •  
    KKTC'nin Kuruluşu Manşeti
    KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ'NİN KURULUŞ YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN... ...
     
  •  
    Cumhuriyet, Sen Bin ...
    29 EKİM Büyük Türk Milleti!  Bugün kendi bayramını kudretli ...
     
  •  
    "Çelimli Çalım"ın ...
    "Çelimli Çalım"ın Dördüncü Sayısı Çıktı! ...
     
  •  
    “Öldüler… Bayrağı ...
    10 Ağustos 1991 Cumartesi günü, Hürriyet Gazetesi birinci sayfayı olduğu gibi ...
     
  •  
    Atatürk’ün Çıkardığı ...
    Atatürk’ün Çıkardığı Gazeteler Atatürk,  ...
     
  •  
    Milli mücadele döneminde ...
    Milli mücadele döneminde çıkarılan gazeteler Milli mücadelemiz ve ...
     
  •  
    Milli Mücadele’nin ...
    Milli Mücadele’nin Gazetesi Hakimiyet-i Milliye Nasıl Çıkarıldı? DR. ...
     
  •  
    Vaka-i Mısriye
    Vaka-i Mısriye  Tarihte yayınlanan ilk Türkçe gazete Vakayi-i ...
     
  •  
    Saltanatın ...
    (Vakit Gazetesine Göre) Saltanatın Kaldırılmasına Bazı Dünya Müslümanlarının ...
     
  •  
    Tasvir-i Efkâr Gazetesi ...
    Tasvir-i Efkâr; İbrahim Şinasi’nin 28 Haziran 1862′de yayımlamaya başladığı, ...
     
  •  
    Takvim-i Vekayi
    Takvim-İ Vekayi İstanbul'da önceleri haftalık, daha sonra düzensiz aralıklarla ...
     
  •  
    Muhammed Ali Clay
    Müslüman olmadan önceki ismi Cassius Marcellus Clay Jr. olan Muhammed Ali, ...
     
  •  
    Mustafa Fevzi Çakmak, ...
      Mustafa Fevzi Çakmak, Mareşal (1311 - c.P.7) (1876 - 1950)   ...
     
  •  
    Fevzi Çakmak
    Fevzi Çakmak ( 1876)- (12.04.1950) (genelkurmay eski başkanı, mareşal, ...
     
  •  
    Ahmed Yesevi
    AHMED YESEVİ (1093 - 1166)                 ...
     
  •  
    Dr. Sadık Ahmet (Batı ...
    1947,Gümülcine'de doğan Dr. Sadık Ahmet Selânik Tıp ...
     
  •  
    Hacı Bektaş-ı Veli ...
       Hacı Bektaş-ı Veli Kimdir? Hayatı, Eserleri Hacı Bektaş-ı Veli (1209 - 1271) ...
     
  •  
    Dr. Fazıl Küçük
    DR. FAZIL KÜÇÜK’ÜN HAYATI Mustafa Fadıl ...
     
  •  
    Şehitkamil
    Fransızlarla harp daha başlamamıştı. 21 Ocak 1920 Cuma günü, 14 yaşındaki Mehmet Kamil ...
     
  •  
    Karayılan
    Asıl adı Mehmet'tir. 1888 yılında Pazarcık'ta doğmuştur. Karayılan daha 16 ...
     
  •  
    Ali Kuşçu
    Ali Kuşçu (1400, Semerkand - 16 Aralık 1474, İstanbul) ...
     
  •  
    Plevne Kahramanı Gazi ...
    Gazi Osman Paşa(1833-1900) Tokat'ta doğdu. Asıl adı Osman Nuri'dir. Babası, İstanbul ...
     
  •  
    Ali İhsan Sabis
    30 Ağustos 1882 tarihinde İstanbul'da, Cihangir semtinde doğdu. İlk mektebi ve Beşiktaş ...
     
  •  
    Dilşad Hatun / İpar Hanım
    DİLŞAD HATUN (İPAR HANIM)   (Ayrıca, Çinlilerin adlandırdığı "ŞİANG- ...
     
  •  
    Antepli Şahinbey Kimdir?
    Şahinbey Kimdir ?   Şahinbey 1877' Gaziantep'in Bostancı Mahallesinde 55 ...
     
  •  
    Mehmed Emin RESULZÂDE
    Mehmed Emin RESULZÂDE (1884-1955) Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk ...
     
  •  
    Ürkün Katliamı
    1916 ÜRKÜN KATLİAMI Sayılarının 100 bin ile 120 bin arasında olduğu tahmin ...
     
  •  
    Hiva’dan Buhara’ya ...
    Hiva’dan Buhara’ya Özbekistan Orta Asya’nın uçsuz ...
     
  •  
    Türkmenistan Cumhuriyeti
    27 Ekim 1991 Türkmenistan'ın 27 Ekim 1991’de Sovyetler ...
     
  •  
    Suudi Arabistan’da ...
    Suudi Arabistan’da önemli şeyler oluyor? Suudi güvenlik bürokrasisinin ...
     
  •  
    Kazakistan mucizesi
    Kazakistan mucizesi Kürşad ZORLU kzorlu77@gmail.com Kazakistan’ın ...
     
  •  
    Yugoslavyanın Tarihi
    Bugünkü Yugoslavya topraklarında yaşadığı bilinen ilk kavim İlliryalılardır. Daha ...
     
  •  
    Suudi Arabistan'ın Tarihi
    Arabistan tarihi, ilk yaratılmış insan ve ilk peygamber Hazret-i Âdem ile Arabistan ...
     
  •  
    ABD'nin Kurulması
    ABD ‘NİN KURULMASI Coğrafi keşifler sırasında Ameriko Vespuci'nin keşfedilen ...
     
  •  
    Azerbaycan
    Azerbaycan Tarihi Azerbaycan halkının yalnızca tabii servetleri ve arazisi değil, aynı ...
     
  •  
    Afganistan
    Afganistan Devleti, Afganların bölgedeki diğer topluluklar üzerinde ...
     
  •  
    Moğolistan
    Moğolistan DEVLETİN ADI: Moğolistan BAŞŞEHRİ: Ulan-Bator ...
     
  •  
    Çeçenistan Tarihi, ...
      ÇEÇENİSTAN VE COĞRAFİ KONUMU Sovyetler Birliği döneminde ...
     
  •  
    Pakistan
    Pakistan Pakistanveya resmî adıyla Pakistan İslam Cumhuriyeti, Güney Asya'da ...
     
  •  
    Doğu Türkistan.. İnadına ...
    Halvetimizin konusu Doğu Türkistan canlar. Hâl böyle olunca da Doğu ...
     
  •  
    Kazakistan
    Kazakistan Tarihi Türkçe tarihi kayıtlarda geçen ...
     
  •  
    TSK arşivlerinden 1915 ...
    1915 olaylarına ilişkin ortaya atılan iddiaların aksine, Türk Silahlı Kuvvetleri ...
     
  •  
    Ermeni İddialarındaki ...
    Bilkent Üniversitesi Tarih Profesörü Doktor Jeremy Salt, Ermeni iddialarına ...
     
  •  
    Albay T.E. Lawrence, ...
    Albay T.E. Lawrence, Haşimi Araplarını Osmanlı İmparatorluğuna Karşı Ayaklanmaları ...
     
  •  
    Ruslara öncülük eden ...
    Ruslara öncülük eden Ermenilerin Türklerin geri çekildiği ...
     
  •  
    Fransızlar ve onların ...
    Fransızlar ve onların hizmetinde müstahdem Ermeniler tarafından Maraş'da yapılan ...
     
  •  
    Paris Gazetelerinde Hz. ...
    Paris Gazetelerinde Hz. Muhammed Aleyhtarı Yazı ve Resimler Batı dünyası daha 19. ...
     
  •  
    Ermenilerin yedibinden ...
    Ermenilerin yedibinden fazla Müslümanı yakmaları ve üçyüzden fazla ...
     
  •  
    Ermenilerin Yaptığı ...
    Tarihlerle Ermenilerin Yaptığı katliamlar (1910-1922) 1910-1922 yılları arasında Ermeni ...
     
  •  
    Ermenilerin yaşadığı ...
    Ermenilerin yaşadığı vilayetlerde karışıklık çıkarmak üzere Rusya'dan bazı ...
     
  •  
    Millî Mücadele’de ...
    Millî Mücadele’de Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti ...
     
  •  
    Ermenilerin Ruslarlar ...
    Ermenilerin Ruslarlar omuz omuza Türklere karşı savaştıkları/ ...
     
  •  
    Kürt ve Arap İleri ...
    Kürt ve Arap İleri Gelenlerinin 1921'de Türkiye Büyük Millet ...
     
  •  
    Van, Bitlis, Erzurum ve ...
    Van, Bitlis, Erzurum ve Karahisar-ı Şarki havalisinde bulanan bazı Ermenilerin seferberlik ilanı ...
     
  •  
    Zeki Velidi Togan’ın ...
    Zeki Velidi Togan’ın Mustafa Kemal Atatürk'e yazdığı mektup Cumhurbaşkanlığı ...
     
  •  
    Avrupa tüccârından ...
    Avrupa tüccârından Yovan oğlu Simon’un hizmetkârı Lamik veled-i ...
     
Hide Main content block

GÜNCEL YAZILAR

Esas Duruş
“E S A S       D U R U Ş” “Türk Milleti” Süleyman ... Devamı...

MAKALELER

Türkiye Büyük Millet Meclisi Toplanıyor
Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıyor Efendiler, bu türlü olaylara bundan sonra daha geniş ... Devamı...

BASINDAN

Karakoyunlu ve Akkoyunlu olmadan Anadolu tarihi ...
Karakoyunlu ve Akkoyunlu olmadan Anadolu tarihi eksik kalır Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN   Geçen haftaki yazımın ... Devamı...

BELGE-VESİKA

TSK arşivlerinden 1915 olaylarının bilinmeyen yüzü
1915 olaylarına ilişkin ortaya atılan iddiaların aksine, Türk Silahlı Kuvvetleri arşivleri, Ermenilerin nakil ve sevkleri ... Devamı...

TÜRK TARİHİ

Hayatımızda Duanın Önemi / Padişah ve Hakanların ...
Hayatımızda Duanın Önemi / Padişah ve Hakanların Duaları Necdet Bayraktaroğlu necdetbayraktaroglu@hotmail.com ... Devamı...

DÜNYA TARİHİ

Türk Amerikan İlişkileri
TÜRK AMERİKAN İLİŞKİLERİ-3- Kudret HARMANDA  (ATATÜRK DÖNEMİ 1922-1938)   Daha ... Devamı...

İSLAM TARİHİ

Üç Kitabın - Dinin Mukayesesi
ÜÇ KİTABIN - DİNİN MUKAYESESİ ... Devamı...

TARİH EĞİTİMİ

Belirtke Tablosu
Belirtke Tablosu Nedir? Hedef davranışlarla, program içeriğinin yani konuların, iki boyutlu bir çizelge ... Devamı...
Müslümanlık elbisesi!

  ...

"Hıristiyanın Noel ...

...

"Kine Em" şarkısı ve ...

...

"Yörükler Bölünmezliğin ...

Türkiye ...

14 Kasım deyince aklıma ...

14 Kasım ...

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ...

19 Mayıs ...

19 Mayıs Türk'ün Millî ...

19 Mayıs ...

2013 Pîrî Reis Dünya ...

...